KÜRESEL BİR TEHDİT: CİNSİYETSİZLEŞTİRME
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞININ BAKIŞI VE ÇALIŞMALARI
Ayşe Nur ALTINKAYNAK BALKAN
Uzman Vaiz
İnsan, en güzel ölçüde yaratılması, akıl ve şuur sahibi bir varlık olması ve kendine özgü karakter özellikleriyle donatılması hasebiyle eşref-i mahlûkattır. Yaratıcı, onu mükerrem kıldığı için doğuştan bahşedilen bu büyük hazineyi değerine uygun bir yaşayışla muhafaza etmelidir.
Kur’an-ı Kerim insanların erkek veya kadın olarak yaratıldığını ve insanlığın bu iki cinsiyetten ibaret olduğunu belirtmektedir. Necm suresinin 45-46. ayetlerinde, “Rahme atıldığı zaman nutfeden (embriyo) erkeğiyle dişisiyle iki cinsi yaratan da O’dur.” buyrulmaktadır. Allah Teâlâ kadın ve erkeği kendilerine özgü bir yaratılışla var etmiştir. Hepimiz erkek veya kadın olarak iki farklı biyolojik cinsiyetle doğarız. Bu biyolojik cinsiyet doğuştan gelir ve değişmez. “Cinsiyet kimliği” adı verilen bilinç ise bireyin erkek veya kadın olarak davranmayı içselleştirmesi anlamına gelmektedir. Biyolojik cinsiyet ile cinsiyet kimliğinin uyumlu olması sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmek için elzemdir.
Her insan kendi fıtratına, kabiliyet ve kişilik özelliklerine bakarak varlığının anlam ve amacını keşfedebilir. Bunun için yaratılıştan gelen tüm özellikleri gibi cinsiyet kimliğini de içselleştirmiş olmak son derece önemlidir.
Kadın veya erkek fıtratında yaratılmış olan her bireyin cinsiyetine uygun davranışlar sergilemesi dinen esastır. Bunun aksine olan eğilimlerin sapma olduğu Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “Allah o şeytana lanet etti ve o da ‘Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım.’ dedi. ‘Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.’ Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür. Şeytan onlara (birçok) vaatte bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaatte bulunuyor.” (Nisa, 4/118-120.)
Bununla birlikte hemen her dönemde çeşitli nedenlerle cinsiyetle ilgili farklı görüşler ve eğilimlerin ortaya çıktığı bilinmektedir. Özellikle postmodern dönem sonrasında iletişim araçlarının çeşitlenmesi, etkileşimin kolaylaşması ve tıbbi/teknolojik gelişmelerin de etkisiyle cinsiyetin tercih edilebilir bir olgu olarak kabul edilmesi gerektiği, toplumlara empoze edilmeye başlanmıştır. Uzun süredir tüm dünyada cinsiyet kimliği ile ilgili sorunları yaygınlaştırma politikası uygulandığı görülmektedir. Bu amaçla cinsiyetin akışkan (yani değişkenlik özelliğine sahip) olduğu, cinsiyetsiz ya da erkek bedeninde kadın, kadın bedeninde erkek gibi hissetmenin ve hemcinsler arasında yakınlık kurmanın normal olduğu şeklinde görüşler yaygınlaştırılmaktadır. Bu akımlardan biri olan “cinsiyet değiştirme” amacıyla yapılan cerrahi operasyonların cinsiyeti iptal etmekten başka bir şey olmadığı açıktır. Cinsiyetle ilgili cerrahi operasyonların sayısının büyük oranda artması, bunun kendi kendine yaygınlaşan bir moda unsuru olmadığının, aksine belli odaklar tarafından planlanan bilinçli çalışmaların bir sonucu olduğunun göstergesidir.
Özellikle cerrahi müdahale sonrasında manen çöküntü yaşayanların sayısı azımsanmayacak derecede yüksektir. Bu konudaki pişmanlıkları ortaya koyan bilimsel çalışmalar, yazılı ve görsel yayınlar mevcut olsa da gençleri cinsiyet karmaşasına sürükleyen materyallerin tazyiki yanında iyi niyetli çalışmalar oldukça cılız kalmaktadır. Cinsiyet hoşnutsuzluğunun fiziki ve ruhsal zararları hakkında bilgilendirici ve bilinçlendirici çalışmalar yapılmakta, fakat fıtratı bozmaya yönelik bu akımlar küresel çapta bireyi ve aileyi tehdit etmeye devam etmektedir. Sosyal medya, televizyon, dizi, film ve hatta kitap okuma uygulaması olarak hayatımızda yer alan dijital platformlar, hep bir elden cinsiyetsizleştirme politikalarına hizmet eder durumdadır. Fıtrata yapılan bu topyekûn saldırı artık üstü örtülü değil açıktan yapılmaktadır.
Son zamanlarda literatüre giren ve normalleştirilmeye uğraşılan bazı kavramlar onur, tercih, yönelim, insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi olumlu anlam alanına sahip kelimelerle ilişkilendirilerek cinsiyetsizleştirme faaliyetleri toplum nazarında meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Sempatik çağrışımlı kavramlar, ilgi çekici figürler, kolay kazanç sağlamayı ve bunu yaparken eğlenceli bir hayat sürmeyi özendiren “fenomenler” gençleri çirkin bir hayata ve pişmanlıklara sürüklemektedir. Her alanda faaliyet gösteren bu kötü niyetli odaklar gençlerin dünya ve ahiret hayatını ifsat etmek için tüm imkânlarıyla çaba göstermektedirler. Bireyin ve toplumun geleceğini önemseyen tüm kişi ve kuruluşların bu konuda sorumluluk alması, kötüye doğru hızla ilerleyen gidişatı değiştirmek açısından son derece önemlidir.
Geleceğimizin teminatı olan çocuk ve gençlerimizi tehdit eden maksatlı çalışmalar karşısında sosyolojik, psikolojik, tıbbi, manevi vb. her yöntem toplum yararına kullanılmalıdır. “Toplumu din konusunda aydınlatmak, birlik ve bütünlüğe, toplumsal kaynaşma ve huzura katkı sağlamak, ayrıca aile ve gençliği tehdit eden zararlı akım ve faaliyetlere karşı toplumu bilinçlendirmek amacıyla yayınlar hazırlamak/hazırlatmak...” gibi önemli görevler ifa eden Diyanet İşleri Başkanlığı da bu küresel tehlikeye karşı bilinçlendirme faaliyetleri yürütmektedir.
Din İşleri Yüksek Kurulunun 18.10.2023 tarihinde yayınladığı fetva, biyolojik cinsiyete müdahale operasyonları ile ilgili son derece önemli bilgiler içermektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı son derece önemli olan ve toplumumuzu da etkilemekte olan bu problemle mücadele amacıyla konuyu hassasiyetle ve bilimsel bakış açısıyla ele alan kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle işbirliği halinde çalışmalar yapmaktadır. Yurt genelinde tüm din görevlileri, toplumun fesadına yol açan cinsiyetsizleştirme akımının zararlarına karşı var gücüyle gayret göstermektedir. Bu amaçla yapılan çalışmalardan biri 2023 yılında başlatılan, “Aile Ahlakı Eğitici Eğitimi”dir. Aileyi tehdit eden zararlı akımların sebepleri ve bu akımlardan aileyi korumaya yönelik çalışmalar hakkında istişarelerde bulunmak amacıyla ilgili akademisyen, tıp doktoru, hukukçular ve uzmanların katılımıyla 30 Kasım 2022 tarihinde Ankara’da, “Aile ile İlgili Güncel Meseleler Çalıştayı” düzenlemiştir. Bu çalıştayda yapılan müzakereler sonucunda aile ile ilgili bir eğitici eğitimi yapılması kararı çıkmıştır. Ülkemiz genelinde hizmet sunan Aile ve Dini Rehberlik Bürolarında çalışan görevlilerimize, vatandaşlarımız tarafından aile ile ilgili güncel konularda gelebilecek soru ve sorunlara cevap teşkil edecek bir usul ve yöntem oluşturmak, halkımızın bu anlamda danıştıkları meselelere doğru bir rehberlik yapmak amacıyla 19-21 Mart 2023 tarihleri arasında İstanbul Anadolu Dini İhtisas Merkezinde “Aile Ahlakı Eğitici Eğitimi” gerçekleştirilmiştir. Halkımızla birebir temasta bulunan din görevlilerine yüz yüze ve çevrim içi olarak verilen eğitimler sonrasında “Sağlıklı Cinsiyet Kimliği Gelişimi” seminerleri yurt genelinde uygulanmaya başlanmıştır. Alan uzmanlarının desteğiyle hazırlanan yazılı ve görsel materyaller ile seminerlerin etkinliğinin artırılması amaçlanmış ve olumlu geri dönüşler sonucunda çalışmanın sürekliliği sağlanmıştır. 2024 yılında da devam edilen eğitimlerde “Cinsiyet Kavramı ve Postmodern Dünyada Değişen Cinsiyet Algısı”, “Cinsiyet Kimliği Karmaşası Yaşayan Kişilere Yönelik Manevi Danışmanlık”, “İslam’ın İnsana ve Farklı Cinsel Yönelimlere Bakışı”, “Cinsiyet Kimliği Gelişimini Etkileyen Faktörler”, “Cinsiyet Kimliği Karmaşası Yaşayan Kişilere Yönelik Manevi Danışmanlık”, “Cinsiyet Hoşnutsuzluğu, Tanısı ve Yaklaşımlar, Sağlıklı Cinsiyet Kimliği Gelişimi” gibi ihtiyaç duyulan önemli konular yer almaktadır.
2023 yılı Kasım ayında Diyanet İşleri Başkanlığı ile Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinin Rize’de ortaklaşa gerçekleştirdiği “Uluslararası Gelecekte Aile” sempozyumunda da cinsiyetsizleştirme ideolojileri, aileyi ve toplumu tehdit eden tüm yönleriyle ele alınmıştır. Ayrıca Başkanlık, ihtiyaç hâsıl oldukça hutbe ve vaazlarda bu konuya yer vererek toplumsal bilinç oluşturmaya katkı sağlamaktadır.
Sağlıklı ve güçlü toplumun her açıdan sağlıklı ve güçlü bireylerden oluşacağı ilkesiyle hareket eden Diyanet İşleri Başkanlığı hizmet alanlarının çeşitliliği, halkın güveni ve din görevlilerinin özverili çalışmaları ile toplumu ilgilendiren her konuda olduğu gibi bu zararlı akımlar karşısında da sorumluluğunu yerine getirmektedir. Bireyin ve toplumun ifsadına sebebiyet verebilecek bu gibi tehlikelere karşı hep birlikte mücadele etmek büyük önem arz etmektedir.