KUR’AN EĞİTİM MERKEZLERİ:
İLİM YOLUNDA HAFIZLAR İÇİN YENİ BİR İMKÂN
Prof. Dr. İbrahim Hilmi KARSLI
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı
İlk dönemlerden itibaren Kur’an’ın ezberlenmesine Müslümanlar ayrı bir önem ve kutsiyet atfetmişlerdir. Bu bakımdan hafızlığın, dinî ve kültürel kökleri oldukça derinlerdedir. Günümüz Müslüman hafızasında da Allah’ın kelamı olması sebebiyle Kur’an’ın ezberlenmesine ayrı bir değer verilmektedir. Bu manada hafızlar, rahmet, şifa kaynağı yine mukaddes ve aziz olan Kur’an’la ilişkilendirilen mübarek ve mutena kimseler olarak görülürler. O bakımdan, İslam toplumlarında dinî duyarlılığı yüksek her ailenin en büyük arzularından biri, kendi neslinden bir hafızın yetişmesidir. Ülkemizde her yıl gerçekleştirilen onlarca hafızlık icazet merasimi ve bunlardan bazılarında binleri aşan belgeli hafızın mezun olması bunun açık göstergesidir.
Dinî değer ve sembollerden uzaklaşmanın, diğer bir ifadeyle dünyevileşmenin gittikçe arttığı günümüz dünyasında, milletimiz adına bunlar sevindirici gelişmelerdir. Ancak hafızlık belgesi sonrasındaki eğitim süreçlerinde hafızların istenilen düzeyde yer almadıkları görülmektedir. Günümüzde hafızların en iyileri, ezberini unutmayan, güzel eda ve sedasıyla Kur’an’ı tilavet edenler olarak kabul edilmektedir. Bunun ötesine geçenlerin sayısı azdır. İslam toplumlarında dinî ilimleri tahsil eden, okuyup okutan ve ilmî usullerle bu alanlarda araştırma yapan kadroların bulunması elbette ki önemlidir. Ancak belirtmek gerekir ki hafız olmayanlar için dinî ilimlerin tahsili lüzumlu ise, hafızlar için bu elzem olarak görülmelidir. Çünkü İslami ilimlerin dayanakları ve dinî hayatın temeli olan ayetler, ham bir şekilde potansiyel değerler olarak hafızların belleklerinde zaten mevcuttur. Dolayısıyla bunların işlenmesi, gün yüzüne çıkarılması, insan ve toplumun manevi ve ahlaki gelişimine sunulması gerekmektedir.
Şu hâlde ilmî çalışma, eğitim, irşat, tebliğ ve dinî hayat açısından önemli bir imkân olan hafızlıktan bu alanlarda yeterince istifade edilememesi önemli bir eksiklik olarak dikkat çekmektedir. Toplumun, Kur’an’ın hidayetinden uzak kaldığı, yabancı dünya görüşü ve hayat pratiklerinin tasallutu altında bulunduğu bir zamanda, hafızların dinî ilimlere ve Kur’an’ın muhtevasına vukufiyetlerinin ayrı bir önem kazandığı izahtan varestedir. Bu bakımdan, İmam Hatip Liseleri, İlahiyat / İslami İlimler Fakülteleri ve Dini Yüksek İhtisas Merkezleri programlarında hafızlara özel fırsatlar tanınması ve daha donanımlı yetişmeleri konusunda çalışmaların yapılması önem arz etmektedir. Aksi bir durum, ciddi meydan okumalarla karşı karşıya bulunan dinî hayatın, bu muazzam hafızlık bereketinden ve Kur’an’ın eşsiz hidayetinden yeterince istifade edememesi sonucunu doğuracaktır.
Günümüzde Kur’an’ı ayet ayet ezberleyen hafızlar, onun insan için şifa ve rahmet dolu dünyasını, geçmiş toplumların yüceliş ve çöküş kanunlarını, hikmet dolu uyarı ve müjdelerini, ebedi kurtuluş ve mükâfata çağıran beyanlarını, insanı yücelten iman ve ahlak değerlerini, şahsiyeti olgunlaştıran, güven, moral ve huzur veren açıklamalarını yeterince bilmemektedirler. Demir hafız denilebilecek seviyede, bir çırpıda birkaç sayfa okuyabilecek düzeyde ezberi sağlam olan hafızlar, okudukları ayetlerin mesajlarından hiç haberdar olmayabiliyor. Kur’an’ın muhtevası konusundaki bu yetersizlik, kişisel olarak onun hidayetinden faydalanamama, dolayısıyla toplumun istifadesine onu sunamama sonucunu da doğurmaktadır. İlahi Kelam’ın farklı yönleriyle toplumun değişik katmanlarına anlatılması, sahih dinî bir zihniyetin yaygınlaşması açısından oldukça önemlidir. Aksi bir durumda oluşan boşluğun, birtakım kesimler tarafından din adına aslı esası olmayan bilgilerle nasıl doldurulduğu ehlince malumdur.
Kur’an Kursları, eğitim faaliyetlerinde Diyanet İşleri Başkanlığının temel ve köklü yapılanmalarından biridir. Hafızlık kurslarından yaz Kur’an kurslarına, 4-6 yaş kurslarından yetişkinlere yönelik olanlarına kadar Başkanlığın gittikçe gelişen yaygın din eğitimi faaliyetleri bu çatı altında yürütülmektedir. Ancak dinî eğitim alanındaki yansımaları önümüzdeki yıllarda daha iyi görülecek yeni bir gelişme olmuştur. Şöyle ki, 16 Mart 2022 tarihinde çıkan yasa ile Diyanet Akademisine ilave olarak Kur’an Eğitim Merkezleri açılmıştır. Bu merkezler, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını gerçekleştirecektir. Dolayısıyla Başkanlığın eğitim faaliyetlerinde, Kur’an kursu yapılanmasına ilave olarak önümüzdeki on yıllarda hafızların dinî ilimleri tahsiline önemli kakılar sağlayacağı planlanan yeni bir fırsat doğmuştur.
Bu yazıda Kur’an Eğitim Merkezleri’nin, halen devam etmekte olan yapılanmaları bağlamında kuruluş amaçları, hafızlara ne tür eğitim imkânları sağlayacağı, eğitim faaliyetlerini ne şekilde sürdüreceği konularında genel birtakım bilgiler verilecektir. Öncelikle belirtelim ki Kur’an Eğitim Merkezleri, sayıları yasayla sınırlı, İmam Hatip Liselerinde okuyan ve hafızlık belgesi bulunan öğrencilerin eğitimine yönelik kurumlar olarak planlanmaktadır. Buna göre öğrenciler yatılı olup, MEB’le gerçekleştirilecek protokolle öğleye kadar yüz yüze ve belirlenen
İmam Hatip Lisesindeki derslere girecekler, öğleden sonra da Kur’an Eğitim Merkezlerinde uygulanacak programa katılacaklardır. Bu kurumların amaçlarından biri, günümüzde hafızların önemli bir kısmının sonraki yıllarda ezberini kaybettiği sorunu dikkate alınarak hıfzın pekiştirilmesi olacaktır. Bu yönüyle bahsedilen kurumların, hafızların hem ezberlerini koruyup kalıcı hâle getirmeleri hem de büyük bir eksiklik olan Kur’an’ın anlam dünyasına adım atmaları ve bu dünya ile hemhal olmaları açısından önemli bir işlev göreceğini ümit etmekteyiz.
Kur’an Eğitim Merkezleri, hafızların İmam Hatip Liselerinde okudukları meslek derslerini Arapça ağırlıklı olarak tamamlayan ve geliştiren bir program uygulayacaktır. Dolayısıyla bu kurumlar, hafızlık sonrası dinî ilimler sahasında eğitim süreçlerinin devamı açısından önemli bir halkayı oluşturmaktadır. Bu bağlamda hedeflerden bir diğeri de, hafızların ileriye dönük İlahiyat/İslami İlimler Fakültelerine yönlendirilmeleridir. Böylece hafızların hem diğer alanlara kayıp ezberlerini zayi etmeleri önlenecek hem de Dini Yüksek İhtisas ve dinî-akademik çalışmalara önemli bir öğrenci kaynağı temin edilmiş olacaktır.
LGS’deki başarı ve yetenek sınavı ile seçilecek bu öğrencilerin, dinî ilimlere ve Başkanlığın hizmet alanlarına yönelmeleri, bu kurumlardaki idareci ve hocaların sevgi, ilgi, iknası yine sosyal ve kültürel faaliyetler sayesinde oluşacak atmosferle gerçekleştirilecektir.
Uygulanacak programların içeriği ile ilgili olarak da şu genel tespitleri yapmak mümkündür: Bu kurumlarda İmam Hatip Liselerindeki meslek dersleri, hazırlık sınıfının devamında öğrencilerin seviyeleri dikkate alınarak Arapça kaynaklardan okutulacaktır. Gerek Arapça gerekse İslami ilimler okutulurken, ilgili yerlerde ve örneklerde Kur’an ayetlerine atıfta bulunmak dikkat edilecek konulardan biridir. Bu bağlamda günümüzde Kur’an Arapçası adı altında yapılan dil eğitimi materyallerinden istifade edilebilir. Böylece öğrencinin, hem ezbere bildiği ayetler dolayısıyla öğrenimi zevkli ve verimli hale getirilmiş hem de Kur’an’ın anlam dünyası konusunda bilgisi artırılmış olacaktır. Ayrıca öğrencilerin yetenek ve becerilerine göre, din hizmetleri açısından önemi açık olan hitabet, tashih-i huruf, hüsn-i tilavet, dinî musiki ve hat gibi ilim ve sanat dallarında yetişmeleri de bu kurumların hedefleri arasındadır.
Öğrenciler bir taraftan yarım gün olacak şekilde İmam Hatip Liselerindeki derslerine devam edeceklerdir. Diğer taraftan da Kur’an Eğitim Merkezleri’nde, ana hatlarıyla işaret ettiğimiz dil, bilim ve sanat alanlarının eğitimini alacaklardır. Bütün bu çalışmalar yapılırken, öğrencinin yılgınlık ve bıkkınlığa düşmemesi dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü tahsil hayatını sevdirip zevkli hale getirecek bir uygulamaya gitmek oldukça önemlidir. Öğrencilere belirli ideal ve hedeflerin verilmesi açısından bu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Şu hâlde bu kurumlara atanacak hocalar, öğrencilere sadece bilgi veren kimseler olmayacaktır. Aynı zamanda onlar, öğrencilere yaşantılarıyla örnek olacak, dolayısıyla ruh, ideal ve sorumluluk duygusu aşılayacaklardır. Bununla ilişkili olarak şunu da ilave edelim: Zamanımızda dinî eğitim sistemlerimizde yaşanan sorunlardan biri, bilginin ahlaktan ve pratikten kopukluğu meselesidir. Dolayısıyla atanacak hoca kadrolarıyla bu kurumlarda kalan öğrencilerin dinî ve manevi hayatlarının gelişme ve olgunlaşmasına zemin teşkil edecek bir atmosferin oluşması konusunda özel gayret gösterilecektir.