KOLESTEROL

Uzm. Dr. Reyhan KÖROĞLU

Kolesterol, hayvan hücrelerinin zarlarında bulunan, kan plazmasında taşınan, vücutta özellikle endokrin sistem ve sindirim sisteminde birtakım görevlere sahip olan yağ benzeri bir maddedir. Hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan ve bu besinlerin tüketilmesi ile vücuda alınan kolesterol, aynı zamanda vücutta da karaciğer başta olmak üzere ince bağırsak, böbrek üstü bezleri, üreme organları gibi pek çok dokuda sentezlenebilme özelliğine sahiptir.

Kolesterol çeşitleri

Halk arasında kolesterol çeşidi olarak bilinen kavram aslında kolesterolü taşıyan lipoprotein çeşidinin ifade şeklidir. Bu bağlamda kolesterol taşıyan lipoproteinlerin pek çok türü olmasına karşın iyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL), en yaygın olarak bilinen iki kolesterol türünü oluşturur.

İyi kolesterol olarak bilinen HDL (yüksek yoğunluklu lipoprotein), kolesterol gibi yağ yapıdaki maddelerin, doku ve damarlardan karaciğer hücrelerine taşınmasını sağlar ve bu sayede kolesterolün damar çeperlerinde birikmesini önleyerek kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu önleme rolü üstlenir.

Buna karşılık kötü kolesterol olarak bilinen LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) ise dokudaki kolesterolü vücutta ihtiyaç duyulan bölgelere taşımakla görevlidir. Fakat kanda LDL seviyesinin yükselmesi, damarlarda kolesterolün birikmesine neden olarak kalp ve damar hastalıklarının oluşumuna zemin hazırlar. Bu sebeple kötü kolesterol olarak adlandırılır. Arterlerin duvarında plak oluşması ateroskleroz olarak tanımlanır. Damar içerisinde yer alan bu plak üzerinde kan pıhtısı toplanma riski mevcuttur. Eğer bu pıhtılar ya da plak, çeperden koparak serbest hâle geçerse kalp veya beyin gibi hayati organların beslenmesinden sorumlu damarları tıkayabilir. Bu durumun sonucunda ise kişi yaşamı tehdit eden inme ve kalp krizi gibi ağır problemler yaşayabilir.

VLDL (Çok Düşük Yoğunluklu Lipoprotein)

Karaciğerde bulunan lipid gruplarının yağ dokusuna ve kaslara taşınmasında görev alır. VLDL genel olarak trigileseritleri taşıma görevini üstlenir. Vücudun, bu fonksiyonu için belirli bir miktar VLDL’ye ihtiyaç duyduğu söylenebilir ancak LDL’de olduğu gibi yüksek düzeylerdeki VLDL kolesterolü de damar duvarında plak oluşumunu tetikleyici özellik gösterebilir.

Trigliseridler

Vücut hücrelerinde bulunan yağların depolandığı formu trigliserid olarak adlandırılır. Kolesterolü hormon üretiminde ya da hücre zarında yapısal eleman olarak kullanan hücreler, trigliseritleri bir enerji kaynağı olarak değerlendirir. Vücudun ihtiyacından fazla kalori tüketerek beslenen kişilerde vücut fazla enerjiyi trigliserit olarak depolar. Kişi bu şekilde beslenmeye devam ettiği sürece trigliserit seviyelerinde bir yükselme meydana gelir. Trigliserit yüksekliği ise kötü kolesterol, kalp hastalıkları ve inme gibi ağır sonuçların doğmasına neden olabilir.

Kolesterolün normal değerleri

Vücudun normal fonksiyonlarının korunması, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskinin azaltılabilmesi için kandaki kolesterol düzeylerinin normal aralıklar içerisinde olması oldukça önemlidir. Sağlıklı bir bireyde kandaki LDL düzeyi 130 mg/dL’nin altında, total kolesterol 200 mg/dL’nin altında, trigliserid düzeyi 150 mg/dL’nin altında ve HDL düzeyi kadınlarda 40 mg/dL, erkeklerde ise 50 mg/dL’nin üzerinde tespit edilir.

Kolesterol seviyesi yüksekliğine neden olan sebepler:

- Aşırı kilolu ya da obez olmak

- Sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sahip olmak

- Düzenli egzersiz yapmamak

- Tütün ürünleri kullanmak

- Ailede yüksek kolesterole sahip bireylerin olması

- Şeker hastalığı

- Böbrek hastalıkları

- Hipotiroidizm

- Bel çevresinin erkeklerde 100 cm, kadınlarda 89 cm’nin üzerinde olması

Kolesterol yüksekliğinin belirtileri:

- Yüzde ve özellikle göz çevresinde oluşan sarı renkli yağ bezeleri

- Göğüs ağrısı

- Hâlsizlik ve yorgunluk

- Ayak ve bacaklarda ağrı, uyuşma

- Baş dönmesi

- Yaraların geç iyileşmesi

- Solgun görünümlü cilt

- Nefes darlığı

- Deri altında yağ birikmesi

- Ciltte lekelenmeler

- Vücudun bazı bölgelerinde morarmalar

Çoğu yüksek kolesterol vakası sessiz seyreder. Bu nedenle hastalık tablosu gelişene kadar belirgin bir semptom ortaya çıkmayabilir. Bu durum rutin kontrollerde kolesterol seviyesinin incelenmesini daha değerli kılar. Özellikle 20 yaşın üzerindeki bireylerde rutin olarak kolesterol seviyelerinin takip edilmesi önerilir.

KOLESTEROL NASIL DÜŞÜRÜLÜR?

Yüksek kan kolesterol düzeylerine sahip olan kişilerde damar sertliği, damar tıkanıklığı ve daha ileri düzeyde oluşabilecek kalp ve damar hastalıklarının oluşumunun önlenebilmesi için kolesterol düşürücü tedavi başlatılır.

Düzenli fiziksel aktivite

Günde 30 dakika ve haftanın 5 günü gerçekleştirilen herhangi bir düzeydeki düzenli fiziksel aktivite, LDL kolesterol ve trigliserit düzeyleri üzerinde azaltıcı etki gösterirken HDL kolesterol düzeyinde artırıcı etki yapar. Bunun için yürüme, koşma veya yüzme gibi aktivitelerden kişiye uygun olanı seçilir.

Kişi, egzersiz ile birlikte aynı zamanda fazla kilolarından kurtulabilir. Aşırı kilolu kişilerin vücut ağırlığının yaklaşık olarak % 5-10’u arasında azalması, kolesterol seviyelerinin kontrolünde önemli katkı sağlayabilir.

Tütün kullanımının sonlandırılması

Tütün kullanımı sonrasında vücutta oluşan bir diğer önemli değişiklik de HDL kolesterol düzeyinde düşme meydana gelmesidir. Düşük HDL düzeyleri bu alışkanlığa sahip kişilerin kan damarlarının hasara yatkınlığına artırıcı etki yapar. Dolayısıyla tütün kullanan kişilerde kalp ve damar rahatsızlıklarının gelişimine dair bir risk artışı söz konusu olabilir.

Kolesterol Diyeti

Kolesterolün neredeyse tamamına yakını hayvansal kaynaklı besinler ile vücuda alınmakta olduğu için bu besinlerin beslenme planı içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması gerekir. Bu diyet ile vücuda günlük olarak alınan kolesterol miktarı 300 mg’ın altında tutulması hedeflenir. Bu miktarın içindeki LDL kolesterol değeri 100 mg/dL ve trigliserit seviyesi 150 mg/dL’den daha düşük olarak ayarlanır.

Beslenme alışkanlığı değişikliklerinde genel olarak süt ve süt ürünlerinin yarım yağlı veya yağsız olanlarının tercih edilmesi, kolesterol seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olan omega-3 gibi doymamış yağ asitleri içeren besinlerin tüketilmesi, kırmızı et tüketiminin haftada 1-2 günü geçmemesi ve işlenmiş ürünlerden uzak durulması yer alır.

Kolesterol diyeti uygulayan kişilerin, kolesterol seviyesini yükselten ve vücuda daha pek çok farklı zarara yol açan trans yağ asitlerini içeren fast food ürünlerini de tüketmemesi gerekir. Tereyağı ve kuyruk yağı gibi hayvansal kaynaklı yağlar diyetten çıkarılırken taze sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilir. Akdeniz diyeti, beslenme alışkanlığı değişikliği için iyi bir başlangıç noktası olabilir. Bu beslenme planı içerisinde yer alan besinler aynı zamanda HDL kolestrol seviyesinin yükselmesine katkı sağlayabilir. Zeytinyağı, baklagiller, tam buğday ürünler, yüksek lifli meyveler, somon ve orkinos gibi yağlı balıklar, kuruyemişler ve çiya gibi tohumlar, Akdeniz diyeti içerisinde yer alan gıdalara örnek teşkil eder.

Kolesterol diyetlerinde oldukça fazla tartışılan bir besin olan yumurta hakkında çok farklı görüş bulunmaktadır. Fakat son yapılan çalışmalarda yumurtanın kolesterol içeriğinin yüksek görünmesine karşın yağ asidi örüntüsünün oldukça dengeli olması nedeniyle kan kolesterolünü yükseltici etki yapmadığı üzerinde durulmaktadır. Bu nedenle protein kalitesi oldukça yüksek ve besleyici olan yumurtanın kolesterol diyetlerinde haftada 2-3 kez tüketiminde herhangi bir sakınca olmadığı öne sürülmektedir.

İlaç tedavisinin gerekli olup olmadığı hekim tarafından belirlenir. İlaç haricinde kolesterol hastalarında tedavi planının en önemli basamağı diyettir. Kolesterolün medikal tedavisinde başvurulan ilaçların başında statinler gelir. Bu ilaç grubu ile hastanın karaciğerinde aşırı kolesterol üretiminin önüne geçmek amaçlanır. Statin grubu ilaçlar dışında yüksek kolesterol tedavisi amacıyla safra ile atılımını artıran veya bağırsaklardan emilimini azaltan ilaçlara da başvurulabilir.