KOKU ASILDIR

Hüseyin AKIN

Yaratıcı, evrende ne var ne yok hepsini yaratmış, bununla da kalmamış her birine kendi özelliğine uygun biçimde rayihalar katmıştır. Sanırız ki koku dışarıdan içeriye dâhil olan bir şeydir. Hiç öyle değil aslında. İçerinin iklim ve özelliklerinin dışarıya yansımış biçimidir koku. Yağmur sonrası toprak kokusu, yağmur ve toprakla ilgili koklayan kişiye ulaştırılan en taze bilgidir. Kokusu kötü, kendisi hoş ve güzel değildir hiçbir şeyin. Yağmur sonrası topraktan gelen koku burnumuzun hafızasındaki hilkate dair çok özel bilgilerin uyanmasını sağlar. Canlı ve uyanık her bilgi güzel kokar. Ölü ve de uykulu her mesajın verdiği koku kötüdür. Suya doymuş bir toprak güzel kokarken canlılığını yitirmiş bir beden çürüyerek kötü kokmaya başlar. Burnumuza gelen koku, mesaj niteliğindedir. Biz bu kokuyu algı dünyamız ve yaşam biçimimize göre değişik imgelere dönüştürürüz. Fırından gelen koku, saman balyalarının kokusu, gübre kokusu, yeni demlenmiş tavşankanı bir çayın kokusu, her meyvenin kendine özgü kokusu, kahve ve salep kokusu, yeni bir kitabın dünyaya açılan sayfalarının kokusu her biri farklı tonlarda imgelerdir.

Hayatım boyunca ömrümün birçok hatırası kaybolmuştur, çocukluğumun kokuları hariç. Mola yerlerinde mandalina kokusu bunların en başında yer alır. Bu kokunun yaydığı esinti sanki beni asude bir bahar ülkesine götürmüştür. Olaylara olumlu bakmamın özünde biraz da burnuma o günlerden gelen mandalina kokusunun rolü vardır. Kokunun buharı ve de dumanı vardır. Bu yüzdendir ki insanın memleketi burnunun sınırlarını da aşarak gözünde tütmeye başlar. Kendi samimiyet ve asli niyetini saklayan her şey kokar; ama buradaki “koku” kötü kokudur. Saklanan, kendini gizleyen her art niyetin kokusu sonra çıkar. İnsanın nasıl bir sıcaklığı varsa kokusu da vardır. Yeni doğan bir bebeğin saç diplerinden gelen koku dünyaya ait bir koku olmasa gerek. Baudelaire’in ifadesiyle söyleyecek olursak: “Koku esastır, kişi aksesuar.”