KÖK AİLE İLİŞKİLERİNİN DENGELİ YÜRÜTÜLMESİ
Cihan ULUÇ
Psikolog
Evlilik, yalnızca iki kişinin bir araya gelmesi demek değildir; aynı zamanda iki geniş ailenin de birleşmesi anlamına gelir. Anneler, babalar, kayınlar ve diğer akrabalar bir çiftin evliliğiyle birlikte yeni bir ilişki ağı oluştururlar. Bu ağın sağlıklı yürütülmesi, çiftin hem kendi evlilik bağını koruması hem de aile büyükleriyle ilişkilerini sürdürmesi açısından büyük önem taşır. Kök aile ile ilgili yaşanan sorunlar, evliliklerde sık karşılaşılan tipik problem alanlarından biridir. Bu alanı iyi yönetemeyen çiftlerin huzuru olumsuz yönde etkilenebilir.
Yeni Kurulan Yuvaya Özen Göstermek: Evliliğin Sınırlarına Saygı Duymak
Evlilik, “ben” alanından “biz” alanına geçişin hikâyesidir. Bu yeni alan, çiftin mahremiyetini ve korunması gereken özel alanını ifade eder. Her ne kadar içinde bulundukları ailede büyümüş olsalar da hayatın bu evresi bireylerden yeni bir aile kurmayı ve kök ailesinden ayrışmayı gerektirir. Ayrışmak ile ayrı düşmek farklı şeylerdir. Ayrışmak, çiftin otonom olarak kararlar alabilmesi ve tercihler yapabilmesi anlamına gelirken kopmak, ilişkiyi sürdürmemek ve uzaklaşmak demektir.
Söz, isteme, nişan ve düğün gibi süreçler kök ailelerin aktif olarak içinde bulunduğu ve çifti desteklediği dönemlerdir. Ancak bu süreçler tamamlandıktan sonra kök ailelerin çifte ne kadar yakın olacağı, hangi durumlarda müdahil olacakları, hangi durumlarda geri duracakları, ne sıklıkla ziyaret edecekleri, hangi seçimlerde etkili olacakları, hangilerini ise çifte bırakacakları gibi birçok soru gündeme gelir. Burada gelin ve damadın ailesine önemli bir görev düşer: Çiftin alanına, kararlarına ve yakınlığına saygı göstermek.
Çiftler, bazı konularda ailelerine danışabilir, onların tecrübelerinden yararlanmak isteyebilirler. Ancak nihai karar verici mutlaka kendileri olmalıdır. Kök aileler de çifte fikir verebilir, destek olmaya çalışabilir fakat bunu belli bir sınır çerçevesinde yapmalı, çiftin kendi tercihlerine saygı göstermelidirler. Kök ailenin aşırı etkisine girmek, onların fikirlerini sürekli ön planda tutmak ya da ne isterlerse onu yapmak zorunda hissetmek çiftin yeni kurduğu yuvanın olgunlaşmasını ve kendi kendine var olmasını engeller. Anne babaların temel amacı, çiftin hayatlarını başkasına ihtiyaç duymadan sürdürebilmelerini desteklemek olmalıdır. Onay mercii, kök aile değil çiftin birlikte oluşturduğu mutabakattır. Çift, kararlar alıp seçimler yaptıkça büyür ve güçlenir.
Evliliğin Mahremiyeti Korunmalı
Evlilik ilişkisinde yaşananlar, herhangi bir süzgeçten geçirilmeden ve düşünülmeden dışarıya aksettirilmemelidir. Her evliliğin bir mahrem, özel noktası olmalı ve bu alan çiftler tarafından korunmalıdır. Tartışmalar, maddi tercihler ve çiftin arasındaki sırlar, geniş aile ile filtresiz paylaşıldığında mahrem alan zedelenmiş olur. Bazen çift arasındaki ufak bir sorun, aileler müdahil olduğunda büyüyerek çözülmesi zor hale gelebilir. Aileler evlatlarına duygusal yaklaşarak adil ve olgun olmayan tavırlar sergileyebilirler. Bu da ileride çiftin ilişki tarihinde yara olarak kalır ve zaman zaman yeniden hatırlanıp huzursuzluk verebilir.
Tipik bir örnek olarak; çift arasında bir problem yaşanır ve çözmekte zorlanırlar. Sonra çiftlerden biri veya ikisi, konuyu ailelerine taşır. Aileler de çözümün parçası olmak isterken ilişkiye müdahil olurlar. Ancak bu müdahaleler her zaman sağduyulu ve adil şekilde olmayabilir. Çift aralarındaki meseleyi bir şekilde halleder, barışırlar; ama ellerinde kayınvalide, kayınbaba ya da diğer yakınlarla yaşanan tatsız anılar kalır ve bu durum ilişkilerini zedeler. Bu nedenle çiftler, öncelikle kendi iç kaynaklarıyla sorunlarını çözmeye çalışmalı ve bu yetilerini geliştirmelidirler. Anne, baba ve akrabalar ise özellikle evliliğin ilk yıllarında müdahalede bulunmadan önce gerekliliği ve faydayı iyi düşünmelidirler. Duygusal tepkiler, genellikle çiftin gelecekteki ilişkisine zarar verebilir.
Kök Ailelere Saygı ve Mesafe Dengesi
Her bireyin kendi ailesiyle ilişkilerini sürdürmeye hakkı vardır. Çiftler, kendi anne babalarıyla yakın ilişkilerini devam ettirebilir, fikir alışverişinde bulunabilir ve sıcak bir iletişim kurabilirler. Ancak bu durum, evlilik ilişkisinin önüne geçmemelidir. Çok sık aile evine gidip gelmek, aile içi görev ve sorumlulukları aksatmak, uzun telefon görüşmeleri yapmak veya bir kök aile üyesinin çiftin evine çok sık uğraması gibi durumlar önlenmelidir. Öte yandan çiftlerin birbirinden aileleriyle ilişkilerini kesmesini beklemek de gerçekçi değildir.
Sınır Koyarken Saygıyı Elden Bırakmamak
Çiftin kendi hayatlarıyla ilgili tercih yapma ve kendi kaderlerini tayin etme hakkı vardır. Ancak bunun nasıl ve hangi üslupla ifade edileceği de önemlidir. Kök ailelerden bazı talepler gelebilir; daha sık görüşmek, bayramda ilk kendilerine gidilmesini istemek, para harcama konusunda öğüt vermek ya da torun sahibi olmak isteyebilirler. Bu talepler geldiğinde çiftin nasıl bir tavır sergileyeceği, hangi konularda evet veya hayır diyeceği önemli bir konudur. Usulsüz vusul olmaz; talepleri reddederken kibar ve nazik davranmak gerekir. Onların gönlünü incitici söz ve tavırlardan kaçınılmalıdır. Ayrıca her taleplerini de müdahale olarak görmek doğru değildir; bazen sadece bir özlem, bir istek veya bir fikir paylaşımı olabilir. Çiftin, kendilerine uygun olmayan durumları saygı ve nezaketle reddetmesi gereklidir.
Eşinizin Sevdiğini Sevmek
Evlilikte sadece eşimizi değil onun sevdiklerini de sevmek gerekir. Bu, hem sevgiyi hem de saygıyı ifade eder. Eşimizi doğuran, büyüten ve bize eş olmasına vesile olan insanlara asgari nezaket, saygı ve minnet göstermeye özen göstermeliyiz. Zorlandığımız ya da rahatsızlık hissettiğimiz zamanlarda, eşimizin sevdiklerini sevmek ilkesini kendimize sık sık hatırlatmalıyız.
Çocuklar Söz Konusu Olduğunda
Çocuklar, anneanne, babaanne ve dedelerini severler. Toplumda sıklıkla dile getirilen bir gerçek de torun sevgisinin bambaşka olduğudur. Büyüklerin torunlarını görme ve onlarla vakit geçirme hakkı olduğu gibi çocukların da aile büyüklerini tanıması, onlardan bir şeyler öğrenmesi ve böylece toplumsal değerleri içselleştirmesi önemlidir. Çocuklar bu sayede aile büyüklerine saygı ve ihtimam göstermeyi öğrenirler. Ancak burada aile büyüklerinin, anne babanın çocuk üzerindeki kurallarına saygı göstermesi gerekir. Örneğin, anne baba çocuğa belirli sınırlar içinde ekran izletiyor veya bazı yiyecekleri vermiyorsa aile büyükleri de bu kurallara uymalı, çocuğun önünde “Biz sizi böyle mi büyüttük?” ya da “Bizim zamanımızda ekran sınırı mı vardı?” gibi, anne babanın otoritesini zedeleyen tutumlardan kaçınmalıdır.
İletişimi Elden Bırakmamak
İnsan, ilişkileriyle anlam kazanan bir varlıktır. İlişkileri sağlıklı yürütebilmenin ön koşulu ise sağlıklı iletişimdir. Duygu ve düşünceler dürüstçe, kırmadan ve dökmeden ifade edilmeli; nezaket ve saygı elden bırakılmamalıdır. Gerginlik anlarında bir taraf olmak ya da savunmaya geçmek yerine taraflar birbirini anlamaya çalışmalı ve açık iletişimi tercih etmelidir. Varsayımlarla hareket etmekten kaçınılmalı, zihinleri kurcalayan konular doğrudan muhatabı ile konuşulmalıdır. Küskünlük ve kırgınlıklar ise çok uzamadan, konuşarak ve paylaşarak aşılmaya çalışılmalıdır.
Her Şeyin Başı Denge
Hayattaki pek çok konuda olduğu gibi kök aile ilişkilerinin yönetiminde de dengeyi gözetmek çok önemlidir. Ne aileden tamamen kopmak ne de evliliği arka plana atacak kadar aileyle iç içe olmak doğru bir yoldur. Arada, her iki tarafın da hakkını gözeten bir denge tutturmak gerekir.