KINA GECESİ
Ayşe ÜNÜVAR
“Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar”
“Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler”
Eskidendi, eskimeyen zamanlardan, dağların dağlara kavuştuğu, insanın insanı anladığı, yürekçe konuşulduğu zamanlardan…
Birçok kültürde evlilik birliği kutsal sayılır ve çeşitli ritüeller ile kutlanır. Söz, nişan, düğün merasimlerinin en duygulu ve güzel olanlarından biri de “kına gecesi” geleneğimizdir. Kına gecesi, gelin gidecek kız ve ailesi için önemli olduğu kadar konuklar adına da değerlidir. Genç kızlar, günlerce bu özel gece için hazırlanırlar. Geleneksel giyim kuşam türlerinden tutun da kimin en güzel giysisi ne ise hazır edilir; süsler, mumlar, ışıklar, tüller, kurdeleler, defler, tahta kaşıklar, oyun havaları, kına. Hüzünlü bir heyecanla kimin üzerine ne düşüyorsa hep bir elden bu özel geceye hazırlık yapılır.
Hısım akraba, konu komşu ve erkek evi günler öncesinden gelin kıza hediyeler getirmeye, kına gecesinde giyilecek kıyafet seçiminde dünür eviyle beraber hareket etmeye özen gösterirler. Gelin kız, kimi zaman geleneksel kıyafetlerimizden olan bindallı, üç etek gibi bir giysiyi tercih ederken kimi zaman da günümüz tarzı şık bir elbise tercih edebilir. Lakin geleneksel elbiseler giyilip davul çalınan, türkü yakılan, gelin başından şeker atılan kına geceleri yoğunluktadır. Zira genç kızlarımız eskiyi, eskitmeden, hatırlıca yâd etmeye devam etmekte ve bundan hoşnut olmaktadırlar.
Kına gecesinden birkaç gün önce gelin kızın kıyafeti erkek evi tarafından alınır. Kıyafetin yanında kına akşamı misafirlere tutulacak lokum, bisküvi, şeker, meyve suyu, çay, kahve, şerbet (kına şerbeti) ve çeşitli çerezler, kına, kına kesesi, gümüş para, al (gelin alı) vb. süslü bir sepet içinde küçük bir törenle kız evine götürülür. Sepetten sonra hem kız hem de erkek evinin çatısına bayrak dikilir ki düğün evi belli olsun. Bunun için de damadın arkadaşlarından biri bayrakçı olur ve kız evi bu bayrakçıya bahşiş verip gönüllendikten sonra bayrak asılır. Bayrak asmak da yine belli bir ritüel çerçevesinde gerçekleştirilir. Gençler kız evine bayrak götürürken bir sırığın ucuna bayrak bağlar, altına ise çeşitli örtüler, kumaşlar, tüller takıp dualar ederler ardından türküler söyleyerek kına gecesi öncesi gelenekleri renklendirip düğün evini neşelendirirler. Bayrak asıldıktan sonra kına gecesi başlar. Gelin kız ve diğer genç kızlar kına gecesi için süslenir.
Geçmiş dönemlerde yapılan, büyüklerden dinlediğim öyle güzel gelenekler var ki isterseniz onu da analım. Gelin kızın saçları bir bilen tarafından kendi evinde taranır ve başına gelin teli takılırmış. Bu tel parlak ve çoğunlukla gümüş olurmuş. Kına gecesinde gelin kızın başına takılan bu telden alan genç kızların bahtının açık olduğu söylenir, onların da tez zamanda hayırlı bir yuva kuracağına inanılırmış. Göçebe kültürlerde “gelin teli” yerine dağlardan toplanan “gelin yemişi” takılırmış. Bu yemiş, kırmızı bir meyve olup top top durur, bu toplar gelin kızın başını süsler ve evliliğin bereketli olacağı varsayılırmış.
Gelin, süslenmesi tamamlanınca kınanın yapılacağı salona, eve, bahçeye ya da kapı önüne getirilip bir sandalyeye oturtulur. Çocuklar başında pervane olur gelinin. Büyüklerin eli öpülür, hayır duaları alınır. Kına başlar. Geleneksel birçok oyun türü icra edilir. Kâh kaşık çalınır kâh halay çekilir kâh çifte vurur kaşıklar kâh tek tek… Doyasıya eğlenir misafirler ama içten içe her kadında bir hüzün vardır. Çünkü her kadın bilir ki artık baba evine veda etme vaktidir. Kız anası hem ağlamaklı hem de gururludur. Davulların vurulduğu, yerin ayak sesleriyle inlediği vaktin sonuna doğru gelin kız, gelin sandalyesine oturtulup başına işlemeli, pullu, kırmızı bir al örtülür. Bu örtünün altında “gelin ağlatması” denilen gelenek yatar. Kına gecesi adabına göre gelin ağlatılacaktır. Sonra “okşama” dediğimiz bir ritüel başlar. Bir kadın gelinin başında onu duygulandıracak türküleri, deyişleri ve sözleri tef eşliğinde yüksek sesle söyler:
Atladı geçti eşiği
Sofrada kaldı kaşığı
Kızlar evin yakışığı
Al kınan eline olsun maşallah
Gittiğin yerde yüzün gülsün inşallah
Bu duygusal deyişlerin ardından al örtünün altında hüzünlenen geline kına yakılır. Kına, evliliği düzgün, hayırlı ele sahip olduğu düşünülen bir kadın tarafından karılır. Kınayı karan kadına “kınacı” denir. Kına, hayır dua ile karılıp içine para koyulur. Kınacı kadın, gelin kıza kına yakmak ister fakat gelin elini açmaz. Burada oğlan annesi devreye girer ve gelinin avucuna ya altın ya da gümüş para koyulmasını salık verir. Türküler, alkışlar, tefler eşliğinde kına yakılır. Kızın arkadaşları ellerinde mum yanan tabaklarla türküler söyleyerek kızın çevresinde dönerler.
İşte böyle güzel bir kınaya katıldım yakın zamanda. Her yeri bayraklar, allar, tüllerle süslü bir salonda bindallı giyinmiş güzel gelinin eline kına koyan kadınların sözlerine, türkülerine eşlik edip “Kınamız kutlu, gelinimiz mutlu olsun.” demek düştü bahtımıza…