KENDİNİ VE AİLENİ KORU
Dr. Mahmut KAYIŞ
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰٓئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَٓا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.”
(Tahrim, 66/6.)
Müslüman bir ferdin, bireysel olarak İslam’ın ilkelerine riayet ederek hayatını sürdürmesi yeterli değildir. Çünkü kişi çevresinden etkileneceği için çevresindekilerin de kendilerini günahtan korumaları gerekir. Zira Kur’an’da zikredilen emr-i bi’l- ma’rûf ve nehy-i ‘ani’l-münker (iyiliği emredip kötülükten vazgeçirme ilkesi) toplumun fertlerinin birbirine karşı sorumluluk taşıdığı bir cemiyet hâlini almasında çok önemlidir.
Bulunduğu mekânı ve sosyal çevresini olumlu yönde etkilemekle yükümlü olan her bir Müslüman, buna önce kendi nefsi ve ailesiyle başlamalıdır. Yukarıda zikredilen ilahi emir, her Müslüman’ın hem kendi nefsini hem de ailesini cehennem ateşinden korumakla sorumlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Mümin kendisi önce Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamalı sonra da ailesini muhafaza bağlamında elinden gelen gayreti göstermelidir. Bu koruma ve yönlendirme esnasında o, hem koruyucu, hem gözetleyici hem de bir rehberdir. Zira Allah Resulü’nün, “Hepiniz çobansınız ve hepiniz tebanızdan sorumlusunuz.” (Buhari, Cuma, 11.) buyruğu, ailenin rızık ve maişetinin yerine getirilmesinin yanında onların dinî ve ahlaki yönden de desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Sorumluluğun büyük çoğunluğu babaya ait olmakla beraber, aile fertlerinin Allah’ın rızasına muvafık olarak yetiştirilmesi ve onlara rehberlik edilmesi, çocukların iman, ibadet ve ahlak açısından kişiliklerinin korunması anne babanın ortak çabasına bağlıdır. Çocukların Allah’ın rızasına uygun büyütülmesi ve aile fertlerine hakikat yolunun gösterilmesi, eğitimle ve güzel davranışlar ortaya koyup örnek olmakla mümkün hâle gelmektedir. Bu çerçevede çocuklara ibadet bilinci kazandırmak; namaz, oruç, zekât gibi temel ibadetleri öğretmek, dünya ve ahirette onları muhafaza edebilmenin en önemli adımıdır. Çünkü namaz ve oruç gibi ibadetler, insanı günahtan koruyucu bir kalkan olup Yüce Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmuştur: “…Namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar...” (Ankebut, 29/45.)
Aile içerisinde Allah’ın emirlerini anlatmak ve yaşatmak açısından namaz, çok özel bir yere sahiptir. Bu bağlamda Yüce Yaradan, “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et...” (Taha, 20/132.) buyurmuştur. Bu ayet indikten sonra Hz. Peygamber’in (s.a.s.), kızı Fatıma’nın (r.anha) evine gittiği ve “Haydi namaza!” buyurduğu rivayet edilmektedir. (Buhari, Teheccüd 5, [1127]; Kurtubi, Ahkamu’l–Kur’an, 18/194.) Namaz, kişinin Allah ile bağını canlı tutan temel ibadettir. Bu bağın kişinin kalbinde kökleşmesi, küçük yaştan itibaren başlayan davranışsal uygulamayla ve devam edegelen süreklilikle mümkündür. Bu sebeple Allah’ın elçisi, “Çocuklarınıza yedi yaşında namazı emredin...” (Ebu Davud, Salât, 26.) diye bizi uyarmıştır. Ancak çocuklara yönelik din eğitimi ve ibadet alışkanlığı kazandırma süreci, onların gelişim düzeyleri ve bireysel özellikleri dikkate alınarak planlanmalı ve uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra ebeveynler namazlarını ve diğer ibadetlerini en güzel şekilde yerine getirmeye gayret etmelidirler ki çocuklar da ebeveynlerinin ibadet alışkanlıklarını gözlemleyerek öğrensinler.
Çocukların İslami değerlerle yetiştirilmesi ve aile bireylerini hem bu dünyada hem de ahirette koruyabilmenin ikinci adımı; doğruluk, sabır, merhamet gibi ahlaki değerleri onlara kazandırmaya gayret etmektir. Zira Allah Resulü, “Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha kıymetli bir miras bırakmamıştır.” (Tirmizi, Birr, 33.) buyurarak bu konuya dikkatimizi çekmektedir. Ailede kazanılan güzel ahlak, bireyin karakterini şekillendirmekte, toplumsal ilişkilerini sağlıklı kılmakta ve hayatın zorlukları karşısında dirençli olmasına yardım etmektedir. Ayrıca ebeveynin İslam’ın ahlaki umdelerine yönelik tutarlı davranışları, çocukların kişilik gelişimi üzerinde derin ve kalıcı bir etki bırakmaktadır. Çünkü çocuklar, söylenenlerden çok gördüklerini benimsemektedir. Bu değerler, aynı zamanda bireyin, Allah katında da kıymetli bir kul olmasını sağlamakta ve aile fertleri de bu erdemleri kuşanarak ahiret yolculuğuna hazırlanmaktadır.
Aile üyelerinin bu dünyada Allah’ın rızasına muvafık yaşayıp ahirette de cehennem ateşinden uzaklaştırılmasının üçüncü adımı, günahlardan uzak durma davranışını onlara kazandırabilmektir. Burada öncelikle anne babanın kendileri günahlardan uzaklaşmalı ve diğer aile üyelerine bu hususta örnek olmaya ve bilinç kazandırmaya gayret etmelidir. Ayrıca çocukların yaşına ve zihinsel gelişimine uygun olarak onlara günah kavramı açıklanmalı; korkutmak yerine bilinçlendirme esas alınmalı ve salih arkadaşların koruyucu etkisinden yararlanılmalıdır. Çünkü arkadaş çevresi, kişinin inanç ve davranışlarını doğrudan etkilemekte, dinî değerler onlarla pekişmekte veya zayıflamaktadır. Zira çocuklar yaşıtlarını taklit etme eğiliminde olduğundan sosyal çevreleri takip edilmeli, gerektiğinde rehberlik edilerek alternatif sosyal ortamlar hazırlanmalıdır.
İnsanın kendisini ve ailesini İslam’ın emrettiği ilkelere riayet etmek suretiyle muhafaza edici önlemleri almaması ve bu yönde gayret göstermemesi, dünyada huzursuzluğa ahirette de azaba sebebiyet verecektir. Toplumda görülen ahlaki bozulmaların ve aile içi huzursuzlukların temelinde çoğu zaman ihmal edilen dinî sorumluluklar yatmaktadır. Unutmayalım ki dünyada göz ardı edilen vazifeler, ahirette telafisi mümkün olmayan pişmanlıklara dönüşebilir.
Sonuç olarak “Kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyun!” emri, ahirete yönelik bir uyarı olmanın yanı sıra huzurlu bir aile ve toplumu inşa etmenin yolunu da göstermektedir. Sorumluluk sahibi mümin anne ve babaların inşa edeceği aile ve toplumlar, Allah’ın izniyle bu dünyada huzur ve sekineti, ahirette de ebedî saadeti kazanacaktır. Yüce Rabbim bizleri ve ailemizi rızasını kazananlardan, namazı dosdoğru kılanlardan, kulluk görevini hakkıyla yerine getirip cennete girenlerden eylesin. Âmin.