Çevremiz
Yazan
Merve Türkay
Çizen
Nejdet Çeliktaş
KELEBEĞİN
HİKÂYESİ
Kelebeğin hikâyesini duydunuz mu hiç? Aklınızda bir yerlerde, minik bir tırtılken nasıl kelebeğe dönüştüğüne dair az da olsa bilgi vardır diye düşünüyorum. Kelebek, küçücük bir tırtılken çevresine ipekten kozasını öre öre kendine bir yuva yapar. O yuvayı yırttığında da artık koskocaman rengârenk kanatlara sahiptir. Hikâye, kelebeğin kanatlanıp uçmasıyla son bulur. Peki ya sonra ne olur? Kelebeğin başına neler gelir? Merak ettiniz mi hiç? İşte bugün, yarım kalan hikâyeyi kelebekten dinleyelim.
Ben rengârenk kanatları olan kelebek. Kanatlarımı çırparak uçarken, rüzgâr sözcüklerimi kulaklarınıza fısıldasın. Dünyayı öyle çok merak ediyorum ki ömrüm yettiğince uçacağım. Kuşların cıvıltısı, çağlayanların şırıltısı eşliğinde az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Bacalarından duman tüten hanelerin olduğu küçük bir köye ulaştım. Köydeki hanelerden birinin önünde soluklanayım dedim. Dala kondum sanırken meğerse konduğum bir beşiğin tahtasıymış. İçinde de küçücük bir bebek şen kahkahalar atıyor. Annesi de başında bir ninni okuyor. “Yavrum uyusun eee eee.” Her yanda yankılanıyor billur sesi.
Biraz da başka yerlere uçayım, kim bilir ne kadar güzel sesler duyacağım diye düşündüm. Köyden şehre gelene kadar dinlenmeden uçtum. Daha şehre varmadan sesler geliyordu. Ancak yaklaştıkça çoğaldı tüm sesler. Korna, klakson, araç motorları, yüksek müzik sesleri… Hepsi birbirine karışmış sesler maalesef ki melodi değil gürültüydü.
Bir apartmanın pencerelerinden birine kondum. Evin sahibi genç, son ses bir müzik açtı. Açık başka bir pencereye ürpererek uçtum. Tam o esnada pencere güm diye yüzüme çarpıldı. Camı hızla kapayan komşu “Bu kadar yüksek sesle müzik mi dinlenir, başımız şişti!” diye öfkeyle bağırdı. Ben ise yorgun argın başka bir pencereye yöneldim. Ne göreyim. Yine tatlı bir bebek. Ancak bu bebek olanca kuvvetiyle ağlıyordu. Annesi “Ah bebeğim, yine mi gürültüden uyandın.” diyerek bebeğini kucakladı.
Ben ise seslerin insanları mutlu edebildiği kadar, fazlasının da nasıl bir gürültüye sebep olacağını gözlerimle görmüştüm. Şaşkındım ama benim de
söyleyeceklerim vardı. Önce tatlı bebeği sakinleştirmek için uçup minik burnuna kondum. Bebeğin çığlıkları kahkahalara dönüşmüştü.
Ben de başladım güzel bir ninni okumaya…
Biraz sessizlik olsa, doğanın şarkısı duyulsa,
Dinlenir ruhumuz,
Neşelenir kalbimiz,
Dursa bu korkunç gürültü,
İnsanlar kalbinin sesini duysa,
Bir bebek mutlu ninnilerle geceleri uykuya dalsa,
Eee eee eee…