KAS HAFIZASI

Muhammed Kâmil YAYKAN

Bir kerede on bin tekme çalışandan korkmam
ama bir tekmeyi
on bin kere çalışandan korkarım.

Bruce Lee

Sorularımızı sorarak başlayalım. Adım atarken önce sağ, sonra sol, sonra sağ, sonra tekrar sol ayağımız nasıl öne çıkıyor? Ayaklarımız birbirine neden dolanmıyor? Araba kullanırken direksiyonu döneceğimiz yöne nasıl döndürüyoruz? Yemek yerken kaşığı her seferinde ağzımıza nasıl ortalayabiliyoruz? Telefon şifresini ekrana bile bakmadan nasıl doğru bir şekilde yazabiliyoruz? Elbet sizin de aklınıza gelmiştir bu minvaldeki sorular. Ve elbet hayatınızın bir döneminde kurcalamıştır aklınızı vücudumuzun işleyişi.

Her şeyi belli bir düzen içinde yaratan Cenab-ı Allah, biz insanları da en mükemmel şekilde yaratmıştır. Bizlere konuşmak için dil, görmek için göz, duymak için kulak veren âlemlerin Rabbi; bedenimizin içine, kaslarımızın, sinirlerimizin arasına öyle bir özellik yerleştirmiştir ki yukarıdaki soruların cevabını hiç düşünmeden orada bulabiliriz. Kısaca “kas hafızası” olarak tanımlayabileceğimiz bu özellik, bizi biz yapan en temel meziyetlerin belki de dayanağı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir dönemin ünlü film yıldızı ve aynı zamanda efsanevi bir savunma sanatları ustası olan Bruce Lee’nin yukarıda alıntıladığımız sözü, kapının anahtarı aslında. Tekrar. Devamlı tekrar. Hiç durmadan tekrar. Tekrar edilen davranışlar ne kadar komplike, ne kadar iç içe olursa olsun beden onu ezberler. Ve bu ezber zamanla refleksi bir hâle bürünerek kolayca gerçekleşiverir.

Bir piyanistin parmaklarına dikkat ettiniz mi hiç? Akışkan olur âdeta klavyenin üstünde. Ya da bir aşçı, soğan doğrarken görünmez olur bıçağı, vuruşların hızı sayesinde. Yıllarca ama yıllarca aynı hareketi tekrarladıktan sonra ezberlemiştir parmaklar, bilekler, ayaklar, bacaklar o hareketlerin tamamını. Ve kendiliğinden çalışır gibi görünür âdeta, izleyenlerin karşısında.

BİLİYOR MUSUNUZ?

- Kas hafızası yukarıda da bahsettiğimiz gibi en karmaşık işlemlerden en basit hareketlerimize kadar her yerde var aslında. Henüz bebekken defalarca düşeriz, düzgün yürümeyi öğrenebilmek için. O kadar çok düşmüşüzdür ki düşülmeyecek yürüme şekillerini bile öğrenmişizdir artık. Ve bu her gün yapılan devamlı tekrarlar yürümemizdeki aktif olan tüm kasların, sinirlerin, kemiklerin ve dokuların hafızasında kalıcı bir yer edinmiştir.

- Kas hafızasına yüklenen özellikler unutulmaz. Nasıl mı? Şöyle: Yıllar sonra ilk defa bisiklete tekrar bindiğinizi hayal edin. Hatta hayal etmeyin gidin tecrübe edin. Seleye oturup pedala bastığınız gibi rüzgârı hissediyorsunuz artık yüzünüzde, tıpkı çocukken mahalle aralarında hissettiğiniz gibi…

- Acil durumlarda görev yapan personelin eğitimini de bu çerçevede düşünebiliriz. Yapılan yüzlerce tatbikat, gidilen sayısız eğitim, bedenin her zerresine öyle mükemmel bir şekilde yüklenmiştir ki olası bir olumsuz durumda bir makine gibi çalışırlar bu insanlar. Ve sayısız canın kurtulmasına vesile olurlar.

KENDİNİ GELİŞTİRMEK İSTEYENLERE

- Her şeyden önce bu meziyetin “yüklenebilmesi” için bol bol tekrar yapın. Ama gerçekten bol bol tekrar yapın.

- Yapılacak işlemi küçük parçalara bölüp çalışın. Örneğin masa tenisinde falsolu servis kullanmak için önce topu havaya doğru açıda atma alıştırmaları yapın. Bu hareketi tam anlamıyla %100 başarı ile gerçekleştirdiğinizde bir sonraki adıma geçin.

- Sabırlı olun. Unutmayın ki sabır her kapıyı açan bir anahtardır.

- Kendinize inanın. Çalışmalarınızın meyvesini hiç ummadığınız bir anda toplayacaksınız.

HAYDİ DENE!

- Kas hafızasını anlatan en güzel örnekle yazımıza son verelim. Elinize bir taş alın. Ve fırlatın. Ama dominant elinizle değil, diğeriyle. Yani sağ elinizi kullanıyorsanız normalde, sol elinizle fırlatın taşı. Daha doğrusu fırlatmaya çalışın. Bakalım ne kadar uzağa gidecek taş? Veya şu soruyu soralım, gidebilecek mi taş?