KARANLIKTAN AYDINLIĞA: GAZ LAMBALARI

Süreyya Merİç

“Kim bize taş atar ise, güller nisar olsun ana

Çırağıma kastedenin Hak yandırsın çırağını”

Yunus Emre

Şiirlerde beyitlerde ışık hep olumlu duyguların remzi oldu. Hayırlı haberler, göz aydınlığı olarak nitelendi; umut hep aydınlıkla yürüdü. Yunus Emre’nin dilinden dökülen dizeler de incinse de incitmekten imtina eden mümin gönlü resmedildi.

Geceyi süsleyen ipil ipil yıldızlar, yakamozları tutuşturan ay ışığı, karanlık gelip orta yere yerleşiverdiğinde insanlığın yolunu aydınlattı. Gece ile gündüz her ne kadar birbirinden ayrılsa da insanoğlu hep ışığın, aydınlığın peşine düştü. Nice çerağ yandı, meşaleler tutuştu, mumlar eridi bir damla aydınlık için. İnsanoğlu hep daha iyisini aradı. Pervaneler gibi ışığın içinde kaybolmak için değil, aksine içini ve dışını aydınlatmak, düşünceleri berraklaştırmak, gecenin bereketini artırarak ilmin peşinde koşmak için.

İnsanoğlu bu uğurda nice icada imza attı. Odun ateşi ve çırayla başlayan aydınlatma araçları, mumun icadıyla devir atlasa da asıl gelişme gaz lambalarının bulunmasıyla yaşandı. Çerağların, meşalelerin, mumların yerini gün geldi gaz lambaları, fenerler aldı. Kükürtlü zeytinyağı yakılarak hazırlanan lambalar, ilk olarak Mezopotamya’da kullanıldı. Hayvan yağlarının, ağaç kabuklarının, kimi yağlı bitkilerin yakıldığı lambalar yüzyıllar öncesinden kullanılmaya başlandı. Gaz lambasının icadı ise hava gazının bulunmasıyla birlikte mümkün oldu. Aydınlanma amacıyla maden kömüründen hava gazı üreten ilk kişi Hollandalı eczacı Jan Pieter (Jean-Pierre) Minckelers’dir. Deneylerini ilk defa 1753’te Louvain Üniversitesindeki odasını aydınlatmakla başlattı. Jan Pieter maden kömüründen çıkan gazın yanıcı özelliğini keşfetmişti. Böylelikle daha uzun süre aydınlatma sağlayan bir buluşa imza atmış oldu. Bütün keşifler tek bir kişiye mal edilemeyecek kadar kıymetli olsa gerek ki aynı yıllarda William Murdoch da yaptığı deneylerde gaz üretmiş, kömürden elde ettiği gazı arıtıp sudan geçirerek yanıcı bir madde elde etmeyi başarmıştı. Ürettiği gazla evini aydınlatan Murdoch, icadını Manchester polis binasından fabrikalara kadar pek çok kurumun hizmetine sundu. Murdoch, gaz arıtma deneylerine de ağırlık vererek kötü kokan gazı dışarı atma tekniklerini de geliştirdi. Hava gazı konusunda yapılan araştırmalar bütün Avrupa’yı sarınca icatlar da hız kazandı. Her bilim insanı kendinden önce geliştirilen icadı bir adım öne taşıdı. Fakat asıl şöhret, patent alanın elinde kaldı. Gaz yakma patentini alan, bir Fransız oldu. 1799 Fransa’sında Philippe Lebon, gösteri amacıyla Paris sokaklarını aydınlattı. Zamanla bu gösteriler Amerika’ya kadar ulaştı. Çok geçmeden İngiltere ve Amerika’da sokakların hava gazı ile aydınlatılmasına yönelik çalışmalara başlandı. 19. yüzyılda sektörde artık Belçika ve Almanya da varlık gösterdi. Hava gazı üreten fabrikalar kuruldu; şehir merkezleri, sokaklar, köprüler aydınlığa kavuştu.

Osmanlı İmparatorluğunun hava gazı ile tanışması ise 19. yüzyılın ortalarına sarktı. O dönemde bugünkü belediyecilik hizmetlerini yürüten Şehremanetinin teşekkülü ile İstanbul’da şehir planlaması yapıldı ve modern icatların yaygın olarak kullanılması konusuna bilhassa değinildi. Yine bu dönemde sokakların aydınlatılmasına, dükkânların önlerine kandil asılmasına, hâli vakti yerinde olan ahalinin yalı ve konaklarını kandillerle bezemesine ağırlık verildi.

Gaz lambaları aydınlatmanın yanında estetik zevklerin de ön plana çıktığı günlük hayatın vazgeçilmez bir eşyası olarak tarihte yerini aldı. Şimdilerde antika pazarlarında boy gösterseler de cam ve porselen işçiliğinin nadide örneklerini sundu.

Gaz lambaları mabetlerin de geleceğe miras bıraktıkları kıymetli eserler arasında yerini almış, pişmiş topraktan yapılan, iki burunlu roma kandilleri, sokak ve evleri aydınlatmanın yanında ilahi ışığın da remzi olmuştur.

Gaz kelimesi Latince kökenli “cahos”, Yunanca ise “khaos” kelimesinden gelir. Fakat bu kelimeyi günümüzdeki yaygın anlamıyla kullanan Felemenk Jan Baptista van Helmont’tur.

Gaz, ısıtmadan çok aydınlatma amacıyla ön plana çıkınca Avrupa’da aydınlanma gazı anlamına gelen isimler tercih edilmiş, İngilizcede şehir gazı anlamındaki “town gas”, Fransızcada “gaz de ville”, Almancada ise “leuchtgas” kullanılmıştır.

Şiirlerden masallara edebiyatın her veçhesinde makes bulan lambaların en meşhuru hiç şüphesiz ki Alâeddin’in sihirli lambasıdır.

Bahaddin Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş adlı eserinde eski Türkçedeki “yula” kelimesinin “yoldramak” (parlamak) ile bağlantılı olduğunu hatta yıldız ve yıldırım kelimelerinin de aynı anlam havzasından beslendiğini dile getirir.