KARAMAN’DA
BİR GÜN

Mehmet KAHRAMAN

Karaman İç Anadolu bölgesinin sakin şehirlerinden biri. Turizm destinasyonu içinde yer almadığı için biraz gözlerden ırak kalıyor. Uzaktan bakıldığında gezi rotasına alıp almamakta kararsız kalınsa da aslında Karaman tarihiyle ve doğasıyla insanı içine çekebilir. Özellikle büyükşehirlerin trafiğinden, kalabalığından, gürültüsünden kaçmak isteyenlere alternatif imkânlar sunabilir. Zira şehir merkezine indiğinizde her yer yürüme mesafesindedir, rahat rahat caddelerde adımlayabilir, ara sokaklara dalarak şehre nüfuz edebilirsiniz.

Bir şehre nüfuz etmek, orayı içinizde hissetmek istiyorsanız öncelikle tarihini bilmelisiniz. Yoksa görüntüler sizi aldatabilir. Modern dünyanın boyalı ve ışıltılı yüzü ana caddelerde kendini gösterir. Bu noktada bütün şehirler aynı gibi görünür; gösterişli mağazalar, kaldırımlara taşan kafeler, çiçekçiler… Her yerde aynı görüntüler. Şehri bunun için mi görmeye geliyoruz? Hayır, bir şehri görmek demek, içinde şehrin kendi sesini duymak demektir. Tarihin sesini, doğanın çağıltısını, dilini, kültürünü hissettiğinde şehir seninle birlikte yaşamaya başlar. Karaman’ı da bu gözle gezmek gerekir.

Karaman derin bir tarihe sahiptir. Yapılan kazılarda

MÖ 8000 yıllarında iskâna sahip olduğu ortaya konulmuş. Sonrasında Hititler zamanında hem askerî hem de ticaret merkezi olmuş. Ardından Frigya ve Lidyalıların hakimiyetine geçen kent Bizanslılar zamanında da önemli bir yerleşim merkezi hâline gelmiş. Karadağ üzerindeki tarihî yapılar geçmiş dönemin izlerini günümüze taşır. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Karaman, adından söz ettiren bir şehirdir. Zira Mevlana Hazretleri ailesiyle birlikte 1222 yılında ilkin Karaman’a yerleşmiş. Sultan Alaaddin’in davetine kadar burada yaşamış, yine burada evlenmiş. Mevlana’nın annesi Mümine Hatun Karaman’da vefat etmiş. Bir diğer tarihî şahsiyet olan Yunus Emre’nin de bu şehirde doğduğu düşünülmekte. Türkçeyi resmî dil yapan Karamanoğlu Mehmet Bey de Karaman tarihindeki önemli kişilerden biridir.

Bu tarihî bilinçle Karaman’a gittiğinizde yaşadıklarınız, hissettikleriniz öncekinden bambaşka olacaktır. Bir kere Türkçenin başkentinde olmanın heyecanını duyarsınız. Girişte sizi Karamanoğlu Mehmet Bey karşılar. 13 Mayıs 1277 tarihinde çıkardığı fermanla Türkçeyi resmî dil ilan Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanlı heykeli size dilin önemini hatırlatır. Şöyle der fermanda: “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta ve meydanda Türkçeden başka dil kullanmayacaktır.”

Aktekke ve Yunus Emre Camileri

Şehir merkezine geldiğimizde ilk mekânımız Aktekke Camii. 1370 yılında Karamanoğlu Alaaddin Bey tarafından yaptırılan cami, yanındaki hamam ve derviş hücreleriyle bir külliye şeklinde inşa edilmiş. Camiyi önemli kılan hususlardan biri de Mevlana Hazretlerinin annesinin burada medfun bulunması. Ayrıca hazirede 21 adet taştan sanduka bulunuyor. Caminin bahçesinde yer alan çınar ağacı da Karaman’ın sembollerinden biri hâline gelmiş. 348 yaşında olduğu tahmin edilen çınar, anıt ağaç olarak tescillenmiş. Bir yaz günü öğle vaktinde çınarın altında serinlemek, Mevlana ve ailesinin mekânında soluklanmak, Yunus’un memleketinde olmanın mutluluğunu yaşamak müthiş bir huzur verir insana.

Karaman’daki ikinci mekânımız Yunus Emre Camii. Karamanoğulları Dönemi’ne ait cami şehir merkezinde, Aktekke Camii’ne birkaç adım mesafesinde. Caminin batı tarafında halk şairimiz Yunus Emre’ye ait türbe bulunur.

Hatuniye Medresesi de görülmeye değer tarihî mekânlardan biridir. Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar’ın kızı, Karamanoğlu Alaaddin Bey’in eşi Nefise Sultan tarafından 1382 yılında medrese olarak yaptırılmış. Doğu ve batı cephelerinde öğrenci hücreleri bulunmakta. Kesme taş kullanılarak yapılan medrese, süsleme taç kapısı, eyvan kemeri, geometrik motifleri ve yazılarıyla insanı büyülüyor.

Geleneksel Türk Evleri

Karaman’a gelip de Tartan Konağı’nı görmemek olmaz. Anadolu Türk ev mimarisinin güzel örneklerinden biri olan bu konak, 1810 yılında Tartanzadelerden Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılmış. Bina orta sofa planlı ve iki katlıdır; ahşap süslemeden daha çok kalem işi süslemeler dikkati çeker. Birinci kat sofasının sekizgen tavanında Batılılaşma dönemine ait özellikler taşıyan resimler bulunur.

Geleneksel Türk evlerinden biri de Hürrem Dayı Evi’dir. Türk ev mimarisinin Anadolu’daki en güzel örneklerinden birisidir. 300 yıla yakın geçmişi bulunan ev ahşap ve süslemeleriyle misafirlerine tarihte yolculuk yaptırıyor.

Şehirdeki son durağımız Karaman Kalesi. 11’nci yüzyılın sonlarında Bizanslılar tarafından inşa edildiği düşünülen kale iç içe üç surdan oluşur. Bunlar dış, orta ve iç kale olarak adlandırılırlar. Höyük üzerinde yer alan iç kale günümüze kadar dayanabilmiş.

Vaktiniz varsa ve bütün bir gün şehri dolaşmak istiyorsanız görebileceğiniz tarihî cami ve mimari örnekler çoktur. İmaret Medresesi, Ebul Fetih Cami, Dikbasan Cami, Arapzade Cami, Hacı Beyler Cami bunlardan bazıları. Lakin günün sonunda müzeyi ziyaret etmeden Karaman’dan ayrılmayın. Müzeler şehirlerin hafızalarıdır. Müze gezmeden şehri tanımak mümkün değildir. Hititlerden Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya pek çok eseri görebileceğiniz bu müze, size Karaman’a dair epey bilgi verecektir. Bu bilgiler günümüzü, geldiğimiz noktayı anlamamıza yardımcı olacaktır.

Şimdi şehirden biraz uzaklaşıp başka bir tarihî mekâna gidelim: Taşkale Tahıl Ambarı. Karaman il sınırlarında mutlaka görülmesi gereken noktalardan biri. Merkeze 45 km uzaklıktaki Taşkale Tahıl Ambarı kireç taşından kayaya insan eliyle oyulmuş 300 civarında ambardan oluşur. Bizans Dönemi’nde oyulan bu ambarlar tek odalı veya iki odalı olarak buzdolabı vazifesi görmüş. Kaya yüzeyine açılan nişlere tutunarak çıkılan ambarlara zincirli makara sistemiyle ürünler tanışmış. Kireç taşının ısı ve nemi sabit tutma özelliği sonucu ürünler uzun süre bozulmadan saklanabilmiş. Taşkale Tahıl Ambarı eşsiz görselliği ile de görenleri hayrete düşürüyor.

Karaman sadece tarihî camileri ve medreseleriyle değil, doğal güzellikleriyle de sizi misafir etmek ister. Mağaraları, yaylaları, doğa yürüyüş parkurları mutlaka ilginizi çekecektir. Bunlardan birkaçını burada zikredebiliriz. İncesu Mağarası, Manazan Mağaraları merkeze yakın olan mağaralardır. Binbir Kilise, Bizans Dönemi’ne ait görebileceğiniz bir eserdir. Şehirden uzaklaşıp doğayla baş başa olmak isterseniz Ermenek civarı size tarih ve doğayı iç içe sunabilir.

Son olarak Karaman kültüründen ve yemeklerinden bahsedelim. Yemek molası verdiğinizde mutlaka yöresel lezzetleri tatmanızı öneririm. Calla kebabı, çullama, töğmeken, yöreye has arabaşı çorbası, batırık yemek olarak tercih edilebilir. Üstüne isterseniz Karaman elmasından da yiyebilirsiniz. Zira Karaman, elmasıyla da meşhurdur ve Türkiye’de en fazla elma ağacı buradadır.

Karaman, kültürel faaliyetler hususunda oldukça ileridedir. 13 Mayıs haftasında dil bayramı kutlanır ve bu kapsamda etkinlikler yapılır. Yıl içinde belli aralıklarla edebiyattan sanata kültürel etkinlik görmek mümkündür. Gençler tarafından çıkartılan okul dergileri aktif olarak varlığını sürdürür. Hasılı Karaman her yönüyle sizi içine çekebilecek bir şehirdir. Bu küçük, sakin Anadolu şehrine geldiğinizde harika bir tatil ile dinlenmiş ve huzurla dolmuş olarak memleketinize geri dönebilirsiniz.