KANDİL SİMİDİ
Ayşe ÜNÜVAR
Eskidendi, eskimeyen zamanlardan, dağların dağlara kavuştuğu, insanın insanı anladığı, yürekçe konuşulduğu zamanlardan…
Güzel Anadolu’muz gelenek görenekleriyle, örf ve âdetleriyle insanı insana yurt kılar. Dar gününde omuz verir, acısını da sevincini de birlikte yaşar. Hele bayramlar ve mübarek geceler… Eşin dostun hatırı sorulur, çoluk çocuğun yüzü güldürülür. Nice gelenek nesilden nesile aktarılır. İnsanlarımız; yardımlaşmak, gönül almak, hoş görmek düsturunu benimsediklerinden hem yöresel göreneklerde hem de dinî örf ve âdetlerde çeşitli gelenek zincirine sahiptir. Aileler, hem yardım amaçlı hem de gönül zenginliğinden kaynaklı görenekleri yerine getirirken toplumun huzuruna katkıda bulunurlar. Böylece toplumsal mutluluk sağlanmış olur. Bu güzel geleneklerimiz ramazan aylarında daha yoğun bir şekilde icra edilir. Hele hele kandil gecelerimiz, hem dinen hem de sosyal hayatta gelenekselleşmiş birçok uygulamayı beraberinde getirir. Kandil gecelerinde hepimizde bir sevinç, içsel bir coşku vardır. Bu gecelerde Osmanlıdan beri çeşitli gösteriler, törenler yapılır, Zengin infak eder, kandil gecelerini fırsat bilip fakiri gözetir.
Herkesin gücü neye yeterse ona göre verir alır, alır verir. Ama ana öge yardımlaşmak, kaynaşmak, kucaklaşmak üzerine kuruludur. Bu geceler; Mevlid Kandili, Regaip Kandili, Miraç Kandili, Berat Kandili ve Kadir Gecesi olmak üzere beş tanedir. Müslümanlar, heyecanla önce ramazan ayını sonra kandilleri ve en çok da bin aydan hayırlı, Kur’an-ı Kerim’in Hz. Muhammed’e (s.a.s.) indirilmeye başladığı gece olan, Kadir Gecesi’ni beklerler. Bu gecelerde ibadet ve dua etmenin yanında çeşitli ritüeller gerçekleşir. Bunlardan biri “kandil simidi geleneği”dir. Kadınlarımız haftalar önceden kandillerde ne yapılacağını konuşur, konu komşu bir araya gelir ve kandil gecesi için şekerler, çikolatalar, baklavalar, börekler, helva ekmekler, pişiler ve simitler hazırlarlar. Özellikle hamur işi bir şeyler yapmak ve konu komşuya dağıtmak âdeti yaygındır. Yakın çevremizde, cami önlerinde, namaz çıkışlarında, okul önlerinde, çarşı pazar yerlerinde, esnaf odalarında, dükkânlarda, gelene geçene hayır dua almak niyetiyle ikram edilir simitler. Sinilerde, tepsilerde ya da paketlenerek dağıtılır gelene geçene. Kimse almamazlık etmez. Bilinir ki o gün kandildir. “Allah kabul etsin.” der alan. “Afiyet olsun, yılına zamanına tekrar ulaştırsın Allah’ım.” der veren…
Kandil sabahları erkenden kalkılır, hamur mayalanır. Kandil simitleri yörelere göre değişiklik gösterir. Kimisi susamlı kimisi haşhaşlı kimisi de sadedir. Simit, bizlere Osmanlı saray mutfağından gelme olup zamanla tat ve şekil değişikliğine uğramıştır. Kandil simidi çoğunlukla avuç içine sığacak büyüklüktedir ve yediğimiz günlük simitten farklıdır. Pişmeye başlayınca hem tereyağının hem de susamın kokusu yedi mahalleyi kaldıracağından “Size kokmuştur.”, “Tütmüştür…”, “Bir tadına bakın, komşuda pişer herkese düşer.”, “Kandiliniz mübarek olsun annem gönderdi.”, “Değerli cemaat namaz çıkışı falancanın kandil ikramı olacak.”, “Bu güzel gecede Allah hayrımızı kabul etsin, kandil simidimize buyurun!”, “Kadirimiz kutlu, simidimiz tatlı olsun.”, “Çınar altında şehir esnafı olarak kandil simidi dağıtıyoruz buyurmaz mısınız?”, “Sevgili öğrenciler, kandil simitleri ikramımızdır çok çok alınız.” vb. güzel davetlerle şenlenir gönlümüz kandil zamanları. Hem kutlu hem mutlu hem de bereketlidir kandiller. Simit yanında çok şey paylaşılır aslında; dostluk, sevgi, merhamet, iyilik ve görgü göresek! Göresek demişken, örf âdetlerimiz, böylece, göre göre, yapa yapa çoğalır ve kemikleşir. Kandiller, dinî gelenek ve görenekler toplumu bir arada tutarken aynı zamanda ruhsal iyileşmeyi, huzuru sağlar… Kandil simidi kokusu etrafa yayıldığında, susamın, tereyağının ve mahlebin tadı damaklara yerleşirken belki de asırlarca sürecek bir iyilik, bir görgü hareketinin devamı sağlanır…
Bir kandil günü kandil simidi yapmak düştü bahtımıza. Sabah hava aydınlanmadan kalktık “Un (3.5sb), tereyağı (4yk), yoğurt (2yk), yumurta (2), sirke (2yk), mahlep (1tk), maya (1tk), tuz (göz kararı), sıvı yağ (yarım çay bardağı)”dan oluşan malzemeleri hazır ettik ve dualarla bir hamur kardık. Hamurumuzdan ceviz kadar bezeler koparıp bu bezelere fitil şeklini verdik, iki ucunu birleştirdik. Hamurumuz halka/bilezik şeklini alınca tepsiye dizip üzerine yumurta sarısı sürdük ve susam serptik. Sonra pişirdik, mis gibi kokan tereyağı, mahlep ve susam eşliğinde konu komşuya dağıttık. Dağıtırken kandilimiz kutlandı, “Allah kabul etsin.” denildi. Biz de aldık kabul ettik. Nice kandillere hayırla ve huzurla erelim inşallah, demeyi ihmal etmedik… Kalan kandil simitlerini paketleyip sokağa çıktık, cami önüne gittik ve gelene geçene “Kandiliniz mübarek olsun, kandil simidi buyurun” dedik. Alanlar, hemen oracıkta yiyenler, hayır dua edenler ve kandilimizi kutlayanlar oldu…