KALEM
Handan ACAR YILDIZ
Kalem, tamamlamak ve tamamlanmak fiillerinin aynı yerde buluştuğu nesnedir. Kâğıtsız anlamı eksiktir. Kâğıdın da onsuz anlamı eksiktir. Her ikisi birbirinde tamamlanır. Bu ilişki, insan ve tarih arasındaki ilişkiye benzer. İnsan, tarih içinde kemale ulaşırken tarihi sürdüren, onun varacağı yere varmasında taşıyıcı bir varlıktır. Taşıyan ve taşınandır insan. Taşıyan ve taşınandır kalem. Tarihi tamamlarken tarihte tamamlanandır insan. Kâğıtta tamamlanırken kâğıdı tamamlayandır kalem. İstem dışı kayda geçiriciliği, hem etken hem de edilgen olması hasebiyle insan ve kalem bir kez daha birbirine benzer.
Kalem ve insan, evrilme/dönüşme açısından da birbirlerine benzerler. Kalem, bugünkü durumuna dönüşmeden önce defalarca şekil değiştirmiştir. Sözü önce kile, deriye işlemiştir. Geçmişte mürekkepten ayrıyken sonrasında onu haznesinde taşımıştır. Daha tekil hâle gelmiştir. Özneleşmiştir. İnsan da toplumun içinde yaşayan bir varlıkken artık mürekkebi içinde taşıyan kalem gibi toplumu içinde taşıyan varlığa dönüşmüş, o da özneleşmiştir. Kalemin de insan gibi bir ömrü vardır. Tükenmezi tükenir, kurşunu erir. O, ömrünü tamamlarken yavaş yavaş, bir tek yazdığı kalır geriye. Tıpkı insan gibi... İyi bir söz yazdığında kimse artık onun markasını hatırlamaz. İnsan iyi bir söze imza attığında kimse onun ırkını, coğrafyasını özel olarak hatırlamaz.
İnsan kendisine bu kadar benzeyen kaleme belki de bu nedenle böylesine ihtiyaç duyar.