?MERAK EDİYORUM

Neden Ağlarken Burnumuz Akar?

Gözümüzün nemli kalabilmesi için sürekli gözyaşı üretilir. Gözyaşı; basit bir sıvı, su değildir, kornea tabakamız için hayati derecede önemlidir. Genel olarak üç tabakadan oluşur ve içerisinde gözü koruyan birçok madde bulunur. Uyanık olduğumuz sürece üretimi de devam eder. Gözün üst dış kısmındaki ana bez ile konjonktiva ve kapaklardaki yardımcı bezlerden salgılanır. Gözyaşı, iki yolla üretilir: Biri, gözyaşının yavaş ve sabit bir hızda üretimidir ve normal göz kayganlığını sağlar. Diğeri ise gözün uyarılmasına veya duygusal duruma cevaben fazla miktarlarda gözyaşı salınmasıdır. Gözyaşı, gözümüzü kırptığımızda göz yüzeyinin tamamına yayılır. Daha sonra göz kapaklarının buruna yakın kısmında altta ve üstteki iki delikten girerek küçük kanallardan gözyaşı kesesine dökülür. Buradan da bir başka kanal ile burun içine iletilir. Gözyaşı burada tekrar emilir. Bu sistem biz farkında olmasak da sürekli çalışır.

Ağladığımızda gözümüzde üretilen gözyaşı miktarı arttığından, burun boşluğuna akan gözyaşı miktarı da artar ve gözyaşı mukusla karışarak burnumuzdan dışarı akar.

Böbrek Hastalığı Kanser Riskini Artırıyor

Bilim insanları, böbrek hastalığı olan kişilerde kanser görülme riskinin % 8 daha fazla olduğunu tespit etti. 2007-2016 yılları arasında, Kanada’nın Ontario eyaletinde, yaklaşık 6 milyon kişinin böbrek fonksiyonları incelendi. Araştırmada, hafif ila orta derecede böbrek hastalığı olan kişilerin, sağlıklı böbreklere sahip olanlara kıyasla kansere yakalanma riskinin % 8 daha fazla olduğu görüldü.

Böbrekler, başta üre olmak üzere atıkları kandan süzerek idrar olarak boşaltım sağlıyor. Böbreklerin işlevlerini yerine getirememesi durumunda söz konusu atıklar vücutta kalarak kanda sağlıksız düzeyde su, tuz ve sodyum, kalsiyum, fosfor ve potasyum gibi mineraller oluşturuyor; bu da kalp ve bağışıklık sistemi de dâhil olmak üzere vücuttaki birden fazla organın işlevini tehlikeye atabiliyor.

Böbrek hastalığı olan kişilerin kanser taramasından geçmeleri tavsiye ediliyor.

Hiperhidrozi

Terleme, vücut ısısını kontrol altında tutmak için meydana gelen fizyolojik bir olaydır. Aşırı terleme (hiperhidrozi) ise çevre koşulları ve vücudun ısı kontrolünden bağımsız olarak fazla miktarda terleme durumudur. Kişileri çok rahatsız ettiği için psikososyal sorunlara neden olabilir. Ayrıca bu bölgelerde mantar enfeksiyonları da sık görülür.

Bölgesel hiperhidrozi, özellikle koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı ve daha nadir olarak baş-boyun bölgesinde olan terlemedir. Nedeni tam anlamıyla bilinmemekle birlikte sinir sisteminin uygunsuz çalışması, hastalığın temel nedeni olarak görülmektedir. Hiperhidrozi, genel vücut terlemesi şeklindeyse nedeni araştırılır ve nedene yönelik tedavi yapılır. Bölgesel terlemede cerrahi ve cerrahi olmayan tedavi seçenekleri vardır. Cerrahi olmayan tedavide bölgesel uygulanan veya ağızdan alınan ilaçlarla terlemenin azaltılması sağlanır. Botox tedavisi, hem el ve ayak terlemesi hem de koltuk altı terlemesi için uygulanmaktadır. Etki süresi yaklaşık 4-12 aydır. Özellikle koltuk altında geçmeyen terleme durumunda koltuk altı sinirlerine yönelik cerrahi tedavi uygulanabilir ya da koltuk altındaki ter bezleri cerrahi olarak çıkarılabilir.