Kahve Molası
Gülsüm KARAPINAR

?MERAK EDİYORUM

Okyanus ve Deniz Suları Neden Tuzludur?

Okyanusların ve deniz sularının tuzluluk oranı yaklaşık

% 3,5’tir. Buna göre denizlerdeki tuz, Dünya’nın yüzeyini 150 m kalınlığında bir tabakayla kaplamaya yetecek miktardadır. Peki deniz sularını besleyen akarsular ve nehirlerin suları tatlıyken deniz suyu neden tuzludur?

Okyanus ve denizlerdeki tuzun kaynağı, yeryüzündeki kayaçlardır. Atmosferdeki karbondioksit suda çözündüğünde karbonik asit ortaya çıkar. Bu nedenle yağmur suyu, zayıfça asit özelliktedir. Bu özellikteki yağmur suyu kayaçlarla etkileştiğinde kayaçları aşındırır ve sonuçta elektrik yüklü parçacıklar olan iyonlar oluşur. Akarsu ve nehirlerle taşınan iyonlar, denizlere ve okyanuslara ulaşır. İyonların büyük bir kısmı sudaki canlılar tarafından kullanılırken geri kalan kısmı suda çözünmüş hâlde kalır.

Su döngüsüyle Güneş’ten gelen enerji, deniz yüzeyindeki saf suyun buharlaşarak atmosfere karışmasına neden olurken çözünmüş iyonlar suda kalır. Bu nedenle zamanla deniz ve okyanus sularındaki tuz yoğunluğu artar.

Bir Nobel Parodisi: Ig Nobel Ödülleri

Kuru spagetti neden ikiye bölünmez? Ağaçkakanlar neden baş ağrısı çekmez? Bir kedi hem katı hem de sıvı olabilir mi?

Tüm bu tuhaf sorulara cevap veren araştırmaların Nobel ödülü aldığını biliyor muydunuz? Yalnız arada bir fark var: Bu, Ig Nobel Ödülü. Bu ödül, Nobel Ödüllerinin parodisi olarak ortaya çıkmış. İsmi ise “bayağı” anlamına gelen “ignoble” kelimesi eklenerek oluşturulmuş.

1991 yılından beri aralıksız olarak devam eden törenler, bilimsel mizah dergisi Annals of Improbable Research organizatörlüğünde, Harvard Üniversitesinin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Her yıl on farklı kategoride çeşitli bilim insanlarına ödül veriliyor. Bu ödüle layık olabilmek için ise tek bir kıstas var: İnsanları önce hiç tereddüt etmeden güldüren, sonra da uzun uzun düşündüren çalışmalar ortaya koymak.

Progeria

Hutchinson-Gilford progeria sendromu yani halk arasında bilinen hâliyle “erken yaşlanma hastalığı”, nadir görülen genetik hastalıklardan biri. Dünya çapında yaklaşık 145 progeria hastası bulunuyor. Türkiye’de ise bu hastalığa sahip dört çocuk olduğu biliniyor.

Hastalığa “LMNA” adı verilen gendeki bir mutasyon sebep oluyor. Bu kişiler, normal bir bebek olarak doğuyorlar. İlk belirtiler, 5-5,5 aylıkken görülmeye başlıyor. Bireyler 10 yaşına geldiklerinde ise 50-55 yaş semptomları gösteriyorlar. Bu bireylerin bazı fizyolojik sıkıntıları oluyor. Örneğin hızlı yürüyemiyorlar, koşamıyorlar. Kasları ve özellikle yağ dokusu iyi gelişmediğinden erken yaşta damar sertliği, solunum yolu ve kardiyovasküler hastalıklar gibi pek çok rahatsızlıkları oluyor. Yaklaşık olarak 13 yaşına kadar yaşayabiliyorlar. Bu çocuklarda herhangi bir zekâ geriliği yok. Aksine ortalamanın üzerinde bir zihinsel performans gösterebiliyorlar. Algıları kuvvetli oluyor. Hastalığın tedavisiyle ilgili ciddi çalışmalar yürütülse de şu an için herhangi bir çözümü yok. Sadece enfarktüs veya kardiyovasküler problemleri engellemek veya kaslarda biriken toksik maddelerin daha hızlı atılımı için bazı semptom giderici tedaviler yapılıyor.