İZZETLİ


Mehmet AYCI

Türkçedeki yapım eklerine hayranım. Duygudan “duygulu” kelimesini doğuran, yağıştan “yağışlı” kelimesini üreten, etkiden “etkili” kelimesini çıkaran, görgüden “görgülü” kelimesini dilimize hediye eden “-lı-li-lu-lü” eklerine daha çok hayranım. Bir kelime, isterse dünyanın en uzak dilinden olsun, bu eklerden birini aldığında artık onu yabancı sayamayız, sözlüğümüzün başköşesinde konuk ederiz. İzzetli kelimesi de bunlardan biri. Biz Türklerin, çocuklarına, “İzzet” ismini layık görmesine de ayrıca hayranım.
Şimdilerde dilimizden çekilen “izzet” ve ondan türetilen “izzetli” kelimesi ne çok anlam barındırıyor… Doksan dokuz güzel isimden biri olan “Aziz” de izzetle aynı kökten: İzzetli bir isim!
Allah dilediğini izzetli, dilediğini zelil kılar.
Allah’ın “Aziz” olduğunu aklımızdan çıkarırsak, İslam’ın izzetini gözetmezsek, Allah korusun, hâlimiz perişan olur.
İzzet-i nefsimizi gözetmiyorsak kişiliğimizi kaybederiz.
İzzetliysek güçlüyüzdür, saygınızdır.
İzzetimizi kaybedersek alçalırız, kaybedenlerden oluruz.
İzzet, insan olarak kimliğimizin değerini belirler.
Türkçenin doğrudan Kur’an’dan aldığı kelimelerden biridir izzet; içinde/nefsinde izzeti barındıran bir dil de izzetlidir.
İzzet kelimesi hem izzet-i nefis tamlamasında hem kişi ismi olarak yakın zamana kadar yaygındı. “İzzetli” kullanımı da! Her üçü de dilimizden çekiliyor…
Bereket, Zile’den derlenen, Ali Ekber Çiçek’in söylediği o “izzetli” türkü hâlâ dolaşımda:
“İzzetli hürmetli bilirim seni
Erin ere yolu düş gelir böyle
Kişi sevdiğini gönülde bulsa
Dostun dosta huyu hoş gelir böyle.”