İYİLİĞE
GÖNÜL VERENLER
Söyleşi: Mahi̇r KILIÇ
Türkçemizin en manidar, en zarif kelimelerinden biridir gönül. Şiirlere ruh, şarkılara, türkülere can veren, deyimlerimizi, atasözlerimizi süsleyen. Sevgiyi, hürmeti, nezaketi, ülfeti kardeşliği, yardımlaşmayı kısacası tüm güzelliği ifade eden. O, tüm olumsuz duygulardan, düşüncelerden azade bir kavramdır. Zira gönül arşıâlâdır; beytullahtır, mukaddestir, nazargâh-ı ilahidir. Cenâb-ı Hakk’ın âdemoğlunda baktığı yerdir. Rabb’ini bilme ve sevmenin merkezidir. Ancak kendini bilenler, Yüce Yaradan’ı bilir. Elbette bu kavrayış, O’nun mahlukatını idrakten, onlara şefkat ve rahmet nazarıyla bakmaktan, ihtiyacı olanın yardımına koşmaktan geçer.
Bir sevdadır gönül hoşnutluğu olmak, başka hayatlara güzellikler katmak. İşte onlar, iyiliğe karşılıksız gönül veren, bir başkasının felahı, inşirahı olan gönüllülerdir. Handan Erdoğan da ömrünü gönüller yapmaya adayan o neferlerden sadece biridir.
Handan Hanım, iyilik yolculuğunuzda gönüllülük hikâyeniz nasıl başladı, ne tür faaliyetlerde bulundunuz? Çıktığınız bu yolculuk hangi mecraya evrildi?
TDV Kadın ve Gençlik Merkezinde “iyilik atölyeleri” sorumlusu olarak çalışıyorum. Kendimi bildim bileli bir gönle dokunmaktır muradım. Zira biz, bir gönül medeniyetinin evlatlarıyız. Ecdadımızdan, ailemizden, efradımızdan böyle gördük; bu terbiyeyle yetiştik. Atalarımız, “yarım elma, gönül alma” derken ne güzel, ne çok şey söylemişler. Aza çoğa bakma, tüm içtenliğinle gönülden ver, bir gönle gir demişler. Şükür ki gönle girmenin binbir yolu var. Hepimizin yapabileceği, muhabbeti, kardeşliği artıran küçük ama bizi birbirimize bağlayan yollar. Tebessüm etmek, selam vermek, verilen selamı almak, hâl hatır sormak, tatlı bir sözle, küçücük bir hediyeyle gönül almak, insanlara eziyet veren bir engeli yoldan kaldırmak, hasta olanı ziyaret etmek gibi. Kuşkusuz bu liste uzayıp gider, yeter ki biz bu niyetle yola revan olalım. Zaten niyetiniz halis olduğunda bakışınız, algınız da iyiliği, güzelliği yaymaya evriliyor. Bendeniz de müminde olması gereken bu basiretle bazen yaşlıları ziyaret eder, ihtiyaçlarını giderir, hâllerini ve hatırlarını sorardım. İlaçlarını temin eder, gerektiğinde mutfağa girer, sıcak bir sofra kurardım. Hep beraber çorbamızı içer, gönül birliği sağlardık. Bu ziyaretlerde kiminin duasını alırken kimi de beni kaybettiği ya da olmayan evladının yerine koyardı. Her seferinde aramızda bir gönül köprüsü kurulurdu. Kısacası kimin neye ihtiyacı varsa imkânım nispetinde yardımına koşmak, küçükten büyüğe kadar herkese ulaşmak en büyük hedefimdi. Ancak bu çalışmalarım süresince aklımda her zaman insanlığa daha fazla nasıl faydalı olurum düşüncesi vardı. Yaptığım bu faaliyetleri daha sistematik ve sürdürülebilir bir platforma taşımak istiyordum. Bu düşünceler ve hissiyat içerisindeyken Rabb’im beni Türkiye Diyanet Vakfı ile karşılaştırdı. Ekipçe birçok yardım faaliyetinde bulunduk. Birkaç tanesini zikredecek olursak; 2011 yılında hepimizi derinden etkileyen Van depremi sonrasında Ankara’ya gelen depremzedelere kucak açtık. Suriye savaşı sonrasında ülkemize gelen mülteci kadın ve çocuklarla da “Farkındayım, yanı başındayım” projesi ile yetim kız çocuklarının himayesi ve eğitimi, üniversite çağında olan gençlerin dil öğrenmesi maksadıyla Tömer C1 dil sertifikası çalışmalarımız oldu. Bu anlattıklarım sadece buz dağının görünen yüzüdür. Bunlar dışında onlarca projede yer aldım. Hâlen iyilik atölyelerinde birçok gönüllümüzle nice yaraları sarmaya gayret ediyoruz. Çıkmış olduğum bu gönüllülük hikâyemde yolum iyi ki TDV ile kesişti. Böylece iyilik hareketinde mahzun gönülleri sevindirmek, hayır dualarını almak üzere kocaman, güçlü bir ailenin ferdi oldum.
Teşekkür ederiz Handan Hanım. Evet bu noktada gönüllü olmak isteyen okurlarımızı bilgilendirmek üzere TDV Kadın, Aile ve Gençlik Hizmetleri Müdürlüğü görevini yürüten Fatma Haral Efe Hanım’a sormak isteriz. Geçmişten günümüze kadınlar hayır işlerinde hep öncü olmuşlar, vakıf medeniyeti olarak nitelendirilmemizin başkahramanı olarak nice vakıflar kurmuşlardır. Bu anlamda yaralar saran, gönüllere şifa olan TDV Kadın Kolları nasıl kuruldu? Hangi faaliyetleri yürütmektedir?
“İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.” (Mü’minûn, 23/61) ayeti mucibince müminler, bazen bireysel bazen de kurumsal olarak daima iyilik hareketinin içerisinde yer almışlar, gönülden gönle köprüler kurmuşlardır. Sizin de belirttiğiniz üzere biz bir vakıf medeniyetiyiz, kuşkusuz böyle olmamız gönüllülük esasıyla gerçekleşmiştir. Zira gönülden gelmeyen, gönüllü olarak yapılmayan bir söylem yahut eylemin gönüllere tesir etmesi beklenemez.
Türkiye Diyanet Vakfının sosyal sorumluluk çalışmalarına yönelik faaliyetler yürüten TDV Kadın Kolları sorumlularımız ve gönüllülerimiz de kendine güvenen, sınırlarını zorlayan, hayatın her alanına dokunabilen ve en önemlisi de merhametiyle gözleri yaşartan bireylerden oluşmaktadır. STK anlayışının toplumun her kesiminde karşılık bulmasını hedefleyen TDV Kadın Kolları, Kadın Aile ve Gençlik Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde bireyin, ailenin, toplumun güçlendirilmesi, toplumdaki gönüllülük duygusunun dinamik tutulması, vakfımızın ulusal/uluslararası proje ve faaliyetlerine gönüllülerin katılımının sağlanması yönünde çalışmalar yapmak amacıyla Nisan 2020 tarihinden itibaren 81 ilde kadın, 47 ilde gençlik kollarından aldığı güç ile geniş kitlelere ulaşarak katma değer üreten çalışmalar yapmaya devam etmektedir. Her kesimden ihtiyaç sahiplerine bireysel, ailevi, mesleki, uluslararası, kurumsal ve sosyal medya gönüllülüğü kapsamında hayri, kültürel, sosyal faaliyetlerde öncü olurken, yeryüzünde iyiliğin egemen olacağı anlayışıyla insanlara yardımlaşma, dayanışma bilincini aşılamaya devam etmektedir. Bu minvalde çocuk, genç, yaşlı, kadın ve aileye hitap eden Hayata Köprü Sanat, Hediyem Kitap Olsun, 1 İyilik 1 Fidan, 1 Oyuncak 1 Umut, Hayata Başlarken, İçimizi Isıtan İyilik, Büyüğüne Hürmet Ömrüne Bereket, Kış Bayramı, İlmek İlmek İyilik, Unutursan Yetim Kalır, Ramazan’ın Şifası Yetimin Sofrası, Bir Damla Hayat Su Kuyusu isimli projelerimiz ve birbirinden özel çalışmalarımız ile toplumsal yapının güçlenmesine, millî ve manevi değerlere bağlı bireylerin yetişmesine yönelik faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Kurmuş olduğumuz “iyilik atölyeleri” ile toplumumuzun sahip olduğu kültürel zenginliğin, sanat eğitimi ile korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmakta, kadınların üretkenliklerinin ortaya çıkarılmasını ve bu potansiyellerinin faydaya dönüşmesini sağlamaktayız. Kadın/Gençlik Kolları olarak çeşitli kurum/kuruluşlarla iş birliği içerisinde ihtiyaç sahibi birey ve aileleri tespit edip, kayıtlı 37.103 ve kayıtlı olmayan on binlerce gönüllümüzün desteği ile hayırseverlerimizin bağışlarını kendilerine ulaştırmaktayız. Ülkemizin her bölgesinde varlığını hissettiren güçlü teşkilatlanmamız ile dokunacağımız nice gönüllerin heyecanını duyarken gerçekleştirdiğimiz her faaliyette geleceğe daha güzel izler bırakabilme düşüncesi ile dertlenmekteyiz. Bu derdimize ortak olmak isteyen, gönüllerine bu sevdayı düşüren her bir insanımızı iyilik gönüllümüz olmaya davet ediyoruz.
Gönül eri Yunus Emre, yeryüzündeki görevimizi bize ne güzel hatırlatmıştır: “Ben gelmedim dava için /Benim işim sevi için /Dostun evi gönüllerdir /Gönüller yapmaya geldim…” Öyleyse geliniz, henüz vakit varken gönülden gönle köprüler kuralım, hayır dualar alalım.
Nice gönüller fethetmek için yüce bir gönül gerekir. Merhameti, samimiyeti, fedakârlığı kuşanan, bıkmadan, usanmadan, iyilik için daima hazır olan. Gönül zenginliklerini, yeteneklerini ortaya koyan, isar ahlakını kuşanan TDV gönüllülerimize soruyoruz: TDV ile yollarınız nasıl kesişti? İyilik hareketinin içerisinde yer almak sizin kişisel tekâmülünüzü nasıl etkiledi?
Sevgi Budak: Halk eğitimde usta öğretici olarak çalışıyorum. TDV gönüllülükle ve iyilik atölyeleriyle tanışmam üç yıl önce Halk Eğitim Merkezinden görevlendirilmemle başladı. İlk günlerde neredeyse hiç malzememiz yoktu, elimizdeki imkânlarla bir şeyler üretmeye çalışıyorduk. Ancak şimdi gönüllülerimizin desteğiyle bu sıkıntıları aştık. Burada bir şeyler yapmak, birilerine destek olmak, yaralı gönüllere dokunduğumuzu bilmek, müthiş bir huzur veriyor bize. Bir de bunların güzel geri dönüşleri var ki işte o zaman bütün yorgunluğumuz gidiyor. Rabb’ime binlerce şükürler olsun ki bana böyle güzel bir yerde çalışmayı nasip etti, böyle güzelliklere vesile eyledi.
Nuriye Ataseven: Yemek eğitmeni/şefiyim. İnsan, iyilik için yola çıkıyor fakat o yolda hangi kapıların kendisine açılacağını hiç bilmiyor. Bana bir iyilik yap deseler aklıma hep çorba gelirdi. Çorba şifadır. Gurbete sıla, hastaya şifa, derdi olana nefes alacak durak. Bir tabak çorba insana iyi gelir. Herkesin bir derdi var. Çorba dertlere derman olmaz ama içeni iyi hissettirirdi. Ve karşılığında “Allah razı olsun.” denirdi. Nasıl huzur veren bir cümle. Bazen sırf bu sözü duymak için sabah namazından sonra, Ankara ayazında kazanın başına geçer, çorba pişirmeye başlarım. Neden? Çünkü o gün dua almam lazım.
Mukaddes Çevik: Beş yıldır TDV bünyesinde çalışıyorum. “Dünyayı iyilik kurtaracak.” Sözü benim için öyle manidar ki… Bu inançla burada gece gündüz gayret ediyoruz. İyilik atölyelerimizde yapılan bir ürünün ihtiyacı olan birinin evinde, elinde onu mutlu etmesi gülümsetmesi, gayretimizin artmasına vesile oluyor. İyilik hareketinin içerisinde yer almak hepimize iyi geliyor. Her insanın farklı sıkıntıları, dertleri olabilir. İnsan insana şifadır, insanlar birbirinin inşirahıdır. Bizler de bu faaliyetlerle bir başkasının yarasını sararken aslında kendimiz şifa buluyoruz.
Sevilay Akdoğan: Uzun yıllar dikiş dikmiş biri olarak zaman içerisindeki deneyimlerimin ve tecrübelerimin böyle bir ortamda gönüllerimizle birlikte iyiliğe vesile olmasından inanılmaz keyif alıyorum. İyilik atölyeleri, iğne iplik tutabilen herkesin iyilik adına yollarının kesiştiği bir mekân. Burada bağışlanan kumaşlar, çeyizden kalan danteller, yardıma gelen maharetli ellerin desteğiyle iyiliğe dönüşüyor.
Asiye Aysan: Telefonuma gelen “TDV iyilik atölyeleri için dikiş nakış bilen arkadaşlar bana dönüş yapabilir mi?” mesajıyla bu güzide mekânla tanıştım. Merhum şairimiz Mehmet Akif: “Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim” diyordu ya! Dünyamızda bu kadar mahzun gönüller varken, gözyaşı dökerken nasıl vurdumduymazlık yapabiliriz ki. Üstelik bu aldırmazlık Müslüman ahlakıyla da bağdaşmaz. TDV gönüllüsü olmanın herkese iyi gelen farklı boyutları olduğu bir hakikat. Bana iyi gelen yönü ise nakış atölyesinde ellerimi sürekli kullanmama rağmen bir türlü geçmek bilmeyen siğillerime şifa olmasıydı.
Kübra: Üç yıl önce tesadüfen TDV ile kesişti yollarımız. İyilik atölyelerimizden biri olan dikiş atölyesinde gönüllülerimizin desteğiyle kermes ürünleri hazırlıyoruz. İyilik atölyelerinde çalışmak, verdiğin emeğin iyiliğe dönüştüğüne şahit olmak insana huzur ve mutluluk veriyor. Biz bu duyguyu gerek atölye arkadaşlarımız gerek gönüllülerimizle birlikte yaşamaktan öyle mutluyuz ki. Bu güzel duyguyu yaşamak isteyen, dikiş bilen tüm kadınlarımızı TDV iyilik atölyelerine bekliyoruz.