İYİLİĞE
ARACI OLMAK
Nuri SAPMAZ
Tekirdağ Ergene Velimeşe Merkez Camii İmam Hatibi
Yurdumuzun çeşitli bölgelerinde görev yaptım. Toplam otuz dokuz yıllık görev hayatımın dokuz yılını yurt dışında geçirdim. Görev yaptığım yerlerde cemaatime faydalı olmaya ve yediden yetmişe bir şeyler öğretmeye gayret ettim. Tabii ki kendim de bu süreçte birçok şey öğrendim. Geçen yıllar nice birikimler, tecrübeler kazandırdı. O tecrübelerle gittiğim her bir yerde yeni bir heyecanla göreve başlamanın hazzını yaşadım. Bu yıllar içerisinde yurt dışında görev yapma imkânı buldum. 2021 yılında da buradaki görevime başladım.
Görev yaptığım Trakya bölgesi, iş imkânlarının iyi olması ve topraklarının verimliliği sebebiyle hem Balkanlardan hem de Anadolu’nun birçok yerinden göç almış ve tabiri caizse bir memleket mozaiğini oluşturmuştur. Söz konusu zenginlik ve çeşitlilik cami cemaatimize de yansımaktadır.
Camimizin bulunduğu çevre fabrikalar bölgesi olduğundan özellikle cuma namazlarında cami cemaatimiz çok kalabalık olur. İşvereninden işçisine, amirinden memuruna herkes omuz omuza ibadetini yerine getirir. Görev yaptığım yerlerde genelde uyguladığım ve çok faydalı olduğuna inandığım bir husus vardır, o da cemaatin en yoğun olduğu vakti tespit edip namaz öncesinde sohbet yapmaktır. Burada da öğle namazı öncesi hadis sohbetleri, kış mevsiminde sabah namazı buluşmaları tertip etmeye başladım. Bu programlarda özellikle çocuklara şiirler, ilahiler ve hadis-i şerifler okutarak hem onların dinî bilgilerini geliştirmeye hem de öz güvenlerine katkı sunmaya gayret ettim. Ayrıca her yatsı namazı sonrası bir ayet yahut bir kıssa şeklinde kısa sohbetler yapmaya başladım. Kısa zamanda cemaatimizle tanışıp kaynaştık. Tabii sadece cami içinde değil, cami dışında da toplumun her kesimiyle özellikle de çocuklar ve gençlerle irtibat kurup ilgilenmeye başladım. Böylece mahallemizdeki vatandaşlarımızın sevinç ve üzüntülerini paylaşarak onların yanında olmaya gayret ettim.
Bir cuma vaazımda, “İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler.” (Bakara, 2/273) ayetini anlatıp “İhtiyaç sahiplerini ihmal etmeyelim; iş, aş umuduyla buralara gelmiş nice kardeşlerimiz var. Çevresinde hâlini kimseye arz etmeyen ama ihtiyaç sahibi olduğunu bildiğiniz birileri varsa lütfen bize bildirin.” demiştim. Namaz bitiminde imam odasına bir kardeşimiz geldi, kendi mahallelerinde dört çocuğunun dördü de engelli olan bir aileden bahsetti ve engelli arabasına ihtiyaçları olduğunu bildirdi.
Bunun üzerine ben de bu kardeşimizin durumunu cemaatimize arz ettim. “Bu konuda destek olmak isteyen kardeşlerimiz bizimle irtibata geçsin.” dedim. Cemaatimiz aracı almak için gereken meblağın yarısını toplayıp bize teslim etti. Cemaatimizden iki kardeşimiz de “Hocam, bu bizim telefon numaramız, eksik kalan miktardan bizi haberdar edin lütfen.” diye not bırakmışlardı. Dışarı çıktığımda herkes gitmiş, bir kişi bekliyordu. “Hocam durum ne oldu?” diye sordu. Ben de “İhtiyaç duyulan meblağın yarısı toplandı.” dedim. Bunun üzerine elini cebine attı, “Kalanı da müsaadenizle ben tamamlayayım. Geldiğiniz günden bugüne kadarki gayret ve samimiyetiniz için güvenerek veriyorum.” dedi ve kalan meblağı o tamamladı. Bir daha anladım ki bu millet inandığını asla yarı yolda bırakmaz.
Hemen arabaların siparişini verip getirttik. Gidip kendi ellerimizle teslim ettik. Teslim esnasında anne baba mutluluktan gözyaşı döküyor, konuşamayan ve yürümekte zorluk çeken o engelli yavrular da sevinçlerini, neşelerini el çırparak göstermeye çalışıyorlardı. Hani “Anlarım anlatamam hissederim söyleyemem / Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım” diyor ya şair, benim o anki durumum tam olarak böyleydi. Evet, gözlerimle gördüm ki ne kadar isabetli bir iş yapmışız; haber eden kardeşimiz ve yardım edenler ne güzel bir hayır işlemişler. Hepsine dualar ettik. Bu aciz kulunu iyiliklere aracı kılan Rabb’ime içten şükrettim. Annenin dört çocuk arasındaki yorgunluğu, bitkinliği ve babanın çalışıp çabalamasına rağmen yetişememesinden kaynaklı çaresizliği her hâlinden belli oluyordu. Rabb’im sevinmek ve birilerinin neşesine ortak olabilmek gibi güzel duyguları bizlere tattırmıştı. Aynı ailenin başka birçok ihtiyacını da cemaatimizin destekleri ile karşılamaya devam ettik.
Biz, alan elle veren el arasında köprü oluyoruz. Hayat bir ağacın yapraklarının sonbahara girmesi gibi değişerek akıyor. Ömrümüz de hazan mevsimine yaklaşıyor. İyiliğe aracı olmak ne güzel bir his. Aklımı, gönlümü, vaktimi böyle faydalı işlerle dolduran mesleğimden dolayı Rabb’ime bir kez daha şükrediyorum.