İSLAM’IN ŞİÂRLARI

Prof. Dr. Ali ERBAŞ
Diyanet İşleri Başkanı

Yüce kitabımız Kur’an, ilkelerini açık bir şekilde ortaya koyarken inzal olduğu toplumun aklını, tasavvurunu ve ahlakını da bu ilkeler doğrultusunda şekillendirmektedir. Bu yönüyle İslam dinine mensup olmayı ifade eden Müslüman kelimesi, aynı zamanda bir kimlik anlamına da gelmektedir. Allah’a, Hz. Peygamber’e ve ahiret gününe inanan bir mümin için bütün aidiyetlerin üstünde bir mensubiyet vardır ki o da Yüce Allah’a inanmak, iman etmektir. Bu çerçevede iman, müminlere bir kimlik inşa etmektedir. “Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve ‘Ben Müslümanlardanım.’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (Fussilet, 41/33.) fermanıyla Yüce Mevla, bu kimlikten övgüyle bahsetmektedir.
Müslümanlar, dil, renk, coğrafya, sosyal sınıf ve etnik özelliklerden daha üst bir aidiyetin yani İslam ümmetinin mensuplarıdırlar. Bu ümmeti, diğer din ve ideoloji mensuplarından ayıran ve tanınmalarını sağlayan işaretlere, sembollere Kur’an’ın ifadesi ile “şeâir” denilmektedir. Müslüman kimliğini inşa eden, bize tevhidi ve Rabbimize layık bir kul olmamız gerektiğini hatırlatan bu semboller, Cenab-ı Hakk’ın saygı duyulmasını, korunmasını emrettiği değerlerdir. “Her kim Allah’ın şeâirini yüceltirse şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (kişinin Allah’a karşı gelmekten sakınmasından)dır.” (Hac, 22/32.)
Genel anlamda Allah’ı ve O’nun emir ve yasaklarını hatırlatan her şey İslam’ın simge ve sembolleri olarak kabul edilmiştir. Besmele, selam, ramazan ayı, oruç, kurban, dinî günler ve bayramlar, ezan, kıble, cuma ve bayram namazları, cami, minare, Kur’an, hac ibadeti söz konusu şiârlardandır. Bu bağlamda Şah Veliyyullah Dihlevî’nin de belirttiği üzere Kur’an, Kâbe, Hz. Peygamber ve namaz olmak üzere dört şiârın İslam şeâirinin temel noktalarını belirlediği söylenebilir. Bunlardan Kur’an-ı Kerim, İslam’ın ve Müslüman kimliğinin olmazsa olmaz simge ve sembollerindendir. Kur’an, Allah’ın bütün insanlığa gönderdiği ilahi bir mesaj, inananları dünya ve ahirette kurtuluşa götürecek olan bir hayat nizamıdır. Kur’an’a saygı, onu gönderen Yüce Allah’a saygı anlamına gelmektedir. Bu saygı, elbette Kur’an’ın getirdiği hüküm ve ilkelere riayet anlamı içermektedir. Peygamber Efendimizin şiâr oluşu da Allah’ın dinini temsil etmesinden dolayıdır. O, Allah’ın emir ve yasaklarını insanlara bildiren, İslam’ın ilkelerini yaşayarak temsil eden ve örnek hayatıyla tüm insanlığa rehber olan bir peygamberdir. Yüce Allah, Peygamberimiz (s.a.s.) aracılığı ile vahyini göndermiş ve onun tebliğiyle insanlığa ulaştırmıştır. Bu nedenle İslam ümmeti, Hz. Peygamber’i (s.a.s.) sadece vahyi ileten bir elçi olarak görmemiş, ona karşı derin bir muhabbet ve hürmet beslemiş ve onun sünnet-i seniyyesine uygun yaşamayı şereflerin en büyüğü kabul etmiştir.
İslam’ın şeâirinden bir diğeri günde beş vakit kılınan farz namazlardır. Namaz, kulun Allah’ın huzuruna doğrudan kabul edilişini, Rabbine gönülden teslim oluşunu ve boyun eğişini simgeler. Dolayısıyla namaz, tevhidin bir gereği olarak tüm aracıları ortadan kaldırmaktadır. Namazdaki duruş, aynı zamanda bir Müslüman’ın hayattaki duruşudur. Allah’ın huzurunda secdeye varan müminler, O’ndan başka hiçbir gücün karşısında eğilmezler. Bu bakımdan tevhid dini olan İslam’ın temsilinde en açık ve berrak sembolün namaz ibadeti olduğunu söyleyebiliriz. Namazla hemhâl olan bütün müminlerin kıblesi olan Kâbe, İslam’da tevhid inancının somut bir göstergesi olduğu gibi kardeşliğin, dayanışmanın ve paylaşmanın zirvede olduğu mübarek bir mekândır. Namazın çağrısı olan ezan ise dünyanın neresinde olursa olsun yalnız Allah’a kul olmaya davet eden benzersiz bir semboldür. Esasen Allah’tan başka ilah olmadığını, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) Allah’ın Resulü olduğunu ilan eden ezan sesi, yankılandığı beldede İslam’ın varlığının, orada Müslümanların yaşadığının en bariz alametidir. Ezan sesini duyan her Müslüman, bu sesle birlikte tarifsiz bir heyecan duyar ve bu sesin Allah’ın rahmetine ve affına bir davet olduğunu bilir. Ezan, aynı zamanda özgürlüğün ve bağımsızlığın da sembolüdür. Zira bir beldede ezan sesi varsa orada tevhid, Kur’an, namaz, dua, cami, cemaat ve birlik beraberlik vardır. Aynı kıbleye yönelen ve saf tutan Müslümanlar vardır. “Şeâirullah” olarak ifade edilen bütün bu semboller, birbirine sıkı sıkıya bağlıdır, iç içe geçmiştir ve her biri Allah’ı hatırlatır.
Diğer taraftan İslam’ın önemli sembollerinden biri de Kur’an-ı Kerim’de “şeâir” ve “meş’ar” kavramlarıyla ifade edilen ve pek çok şiârı da bünyesinde toplayan hac ibadetidir. Hac, İslam dininin evrenselliğinin, ırk, renk, dil, cinsiyet, kültür ayrımı yapmadan bütün Müslümanların birlik ve beraberliğinin tescil edildiği bir şiârdır. Tüm ibadetlerde olduğu gibi bir şiâr olarak hacda kesilen kurbanlar, ilahi rahmete nail olma çabası, Cenab-ı Hakk’a yakınlaşma gayretidir, kurbiyyettir. Hac ve umre maksadıyla Beytullah’ı ziyaret edenlerin sa’y ettikleri Safa ve Merve tepeleri de Allah’ın şeâirindendir. “Şüphe yok ki Safa ile Merve, Allah’ın koyduğu nişanlardandır.” (Bakara, 2/ 158.) Hac kapsamındaki her şiâr bir boyutuyla ibadetin kendisini diğer boyutuyla da ibadetin mekânını işaret etmekte; şiâr ve meş’ar ulvi bir anlamda ve Allah’a itaat ekseninde bir araya gelmektedir.
Müslüman kimliğinin toplumsal hayattaki yansımaları “Şeâir-i İslam” diye bilinen değerlerdir. Hayatın anlamı, davranışlarımızı şekillendiren söz konusu itikadi, içtimai, hukuki, insani ve ahlaki değerler ile karşılık bulmaktadır. Değerlerine sahip çıkamayan ve onları gelecek nesillere aktaramayan toplumların tarih boyunca maddi ve manevi büyük yıkımlarla karşılaştığı bir gerçektir. Dolayısıyla bu değerleri her daim yaşatmalı ve yüceltmeliyiz. Bununla birlikte Müslümanlar olarak duruşumuzu ve benliğimizi, kimliğimizi ve kişiliğimizi Allah’ın bir şiârı ve İslam’ın güzelliklerinin bir sembolü hâline getirmeliyiz. Varlığımız, insanlara Allah’ı hatırlatmalı ve O’na yöneltmelidir. Böylece savaşlar, sorunlar, sıkıntılar ve bunalımlarla kuşatılan dünya, bizim şahsımızda temsil bulan İslam’ın hayat veren değerleri ve Sevgili Peygamberimizin çağlar aşan örnekliğiyle esenlik iklimine kavuşacaktır.