İSLAM DÜŞÜNCESİNDE HİKMET
Zeynep ÇELİK
İnsanlığın hakikat arayışı tarih boyunca devam etmiştir ve bundan böyle de devam edecektir. Sadece görünen gerçeklikle yetinmeyen, eşyanın hakikatini, varlığın hikmetini ve “şey”lerin asal anlamını arayan insan, kimi zaman doğrunun şaşmaz bekçisi olacak kimi zaman da ister istemez birtakım yanılgılara düşecektir. İnsanın anlam arayışının tezahürü olan bu durum onun zaman zaman bilgi kaynaklarını sorgulamaya, heva ve heveslerine gem vurarak aklıselim ile düşünmeye çağıracaktır. Sadece İslam dininde değil, yeryüzünde var olagelmiş bütün dinler ve felsefi öğretilerde hakikat arayışı merkezdedir. İslami literatürde “hikmet” kavramıyla ifade edilen hakikat arayışında insanoğlu bir başına bırakılmamış, ilahi vahiy ve peygamberler vasıtasıyla desteklenmiştir.
İslam tarihinde âlimlerin, mütefekkirlerin “hikmet”i anlama ve elde etme gayretlerinin arkasında yatan en büyük etken Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde hikmet sahipleri için verilen müjdelerdir. Yüce Allah ilahi kelamda “Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir.” (Bakara, 2/269) buyurarak hikmetin aynı zamanda ilahi bir lütuf olduğuna işaret eder. Bütün bu amiller Müslüman âlimleri hikmet üzerine düşünmeye sevk etmiş, zaman içerisinde “hikmet” kavramının, tek tek ilim dalları açısından ele alınmasından ziyade söz konusu kavrama bütüncül bir bakış açısı geliştirilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşredilen İslam düşüncesinde hikmet adlı eser bu ihtiyaca binaen, Dr. Mehmet Reşat Şavlı tarafından kaleme alınır. Eserin giriş bölümünde hikmet kavramı enikonu incelenerek terim ve sözlük anlamları üzerinde durulur. Geçmişte âlimler iştigal ettikleri ilmî alanı merkeze alarak hikmet kavramını tanımlamışlardır. Fıkıh âlimleri hikmete Kur’an’la ilgili doğru anlayış anlamını verirken insan için kullanıldığında dengeli olma, orta yol üzerinde bulunma adalet niteliği taşıma anlamlarını seçmişlerdir. Ayrıca nazari ve ameli hikmet ayrımı yapılarak hikmetin teorik ve pratik hayatı teşmil eden bütün anlamları üzerinde durulmuştur.
Kitabın birinci bölümde Kur’an ve hadislerde hikmet kavramı işlenir. Kur’an-ı Kerim’in kendini “hikmetli olan ilahi kelam” şeklinde tanımlamasının anlamı üzerine durulur. Ayrıca yine Kur’an’da geçen hikmet kavramının ifade ettiği anlamlar tek tek ele alınarak Kur’an’ın hikmete bakışı peygamber kıssaları da merkeze alınarak açıklanmaya çalışılır. Bu bölümde hadislerde zikredilen hikmet kavramının içerdiği anlamlar da işlenir. Kitabın son bölümünde ise “İslam Düşüncesinde Hikmet Anlayışı” başlığı altında kelam, fıkıh, tasavvuf ve felsefe gibi birbirinden farklı ama birbirinin destekçisi ilimlerde hikmet ve hakîm kavramlarının ifade ettiği anlamlar ve kavramsal çerçeveleri ele alınır.