İNSANLIK TARİHİNE
DERİN BİR YOLCULUK
ANKARA ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ
Sümeyra YAMAN
Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara’nın Ulus ilçesi Atpazarı mevkisindedir. Ankara Kalesi’nin dış duvarının yanında Osmanlı Devleti’nden kalma iki tarihî yapı restore edilerek müze hâline getirilmiştir: Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han. Bedestenin Fatih dönemi başvezirlerinden Mahmut Paşa tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kurşunlu Han’ın ise yine Fatih dönemi başvezirlerinden Mehmet Paşa’nın İstanbul’un Üsküdar ilçesindeki imaretine vakıf olarak yaptırıldığı nakledilmektedir. Bu yapılar 1881 yılındaki yangından sonra terk edilmiş ve uzun süre kullanılmamıştır.
Ankara’da ilk müze 1921 yılında çevre illerden getirilen eserlerin sergilendiği Akkele mevkisinde küçük bir alanda kurulmuştur. Tarihî eserler gelmeye devam edince bu müzenin hacmi yetersiz kalmış ve eserler Augustus Mabedi ile Roma Hamamı’nda toplanmaya başlanmıştır. Yeni ve kapsamlı bir müzeye ihtiyaç hasıl olduğu düşüncesiyle yetkililer yeni bir mekân arayışına girişmişlerdir. Zamanın kültür müdürü ve maarif vekili metruk hâlde bulunan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han’ın onarılarak müze binası olarak kullanılmasını önermişlerdir. 1938 yılından 1968’e kadar devam eden bir restorasyon çalışması neticesinde bedestenin orta bölümünde yer alan kubbeli mekânın onarımının bitirilmesiyle eserler yerleştirilmeye başlanmış ve binaların onarımı devam ederken orta bölüm ziyarete açılmıştır. Günümüze kadar ara ara değişikliklere uğrayarak mevcut halini almıştır. Bugün idari bina olarak kullanılan Kurşunlu Han’da kütüphane, araştırmacı odaları, konferans salonu, laboratuvar ve iş atölyeleri yer almakta, Mahmut Paşa Bedesteni ise sergi salonu olarak kullanılmaktadır.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi 1997’de “Avrupa’da Yılın Müzesi” seçilmiş ve kendine has orijinal koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer almıştır. Eserler, kronolojik olarak ayrılmış olan bölümlerde teşhir edilmektedir. Üst salonda Paleolitik Çağ, Neolitik Çağ, Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı, Hitit Çağı, Frig Krallığı ve Urartu Krallığı bölümleri yer almaktadır. 2014 yılında tekrar restore edilerek yenilenen Anadolu Medeniyetleri Müzesi sanal turları, canlandırmaları ve Göbeklitepe’deki T biçimli dikme replikaları ve özgün eserleriyle insanlık tarihine doğru derin bir yolculuğa çıkmamızı mümkün kılmaktadır.
Paleolitik Çağ Bölümü: Bu bölüm henüz üretimi bilmeyen, yalnızca doğada hazır bulunan şeyleri tüketen insanların yaşadıkları ortamda bulunan yabani sebze, meyve ve kökler ile avlandıkları hayvanları tüketerek beslendikleri zamanları temsil etmektedir. Hayvanları avlamada ve bitkileri toplamada kullandıkları Kuvars, çakmak taşı ve radyolaritten yaptıkları aletler burada sergilenmiştir.
Neolitik Çağ Bölümü: Burası Çatalhöyük ve Hacılar’dan gelen eserlerin temsil edildiği kısımdır. Avcılık ve toplayıcılığın yanı sıra ilk üretici köy hayatı ve tarım başlamış, hayvanlar evcilleştirilmiştir. Süs eşyaları, taş kapları, çakmaktaşı, obsidiyen aletler, pişmiş toprak ve taş kaplar da bu bölümde ziyarete açılmıştır.
Kalkolitik Çağ Bölümü: Köyden kentleşmeye doğru bir değişimin olduğu bu çağ, Anadolu’nun kültür çeşitliliğinin arttığı, sosyal ve ekonomik yapısının geliştiği bir dönemdir. Kalkolitik Çağ için en önemli değişim, maden işçiliğinin başlamasıdır. Köylerde insan nüfusu artmış, tarım ve hayvancılığın yanı sıra dokumacılık ve seramik üretimi yaygınlaşmıştır. Hacılar bölgesinin iyi pişirilmiş, perdahlı, kırmızı astarlı, zengin geometrik desenli kapları, Canhasan’ın bakırdan asa başı, Alişar’ın metal ve taş mühürleri bu kısımda sergilenmektedir.
Erken Tunç Çağı Bölümü: Alacahöyük, Karaoğlan, Ahlatlıbel başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yöresindeki eserler bu bölümde sergilenmektedir. Bakıra kalay katılması ile tuncun elde edilmesi, madencilik hayatının her alanında etkili olmuştur. Bu bölümde tunç, altın, gümüş gibi madenlerden yapılmış dinî törensel objeler, kolye, bilezik, taç kemer tokası, iğne gibi takılar ve madeni kaplar bulunmaktadır. Horoztepe ve Hasanoğlan heykelcikleri de bu bölümdeki eserler arasında yer almaktadır.
Asur Ticaret Kolonileri Bölümü: Ticaret yapmak amacıyla Anadolu’ya gelen Asurlu tüccarlar, Sümerlerden öğrendikleri ve kullandıkları çivi yazısını da beraberinde getirirler ve Anadolu’da yazılı tarih böylelikle başlamış olur. Kültepe, Acemhöyük, Alişar ve Boğazköy kazılarında bulunmuş olan pişmiş toprak ve taş kaplar, mühürler ve mühür baskıları, heykelcikler, taş kalıpları, kozmetik kutuları, altın eşya ve takılar, tunç aletler ve silahlar bu bölümde görülebilir. Anadolu’nun en eski yazılı belgeleri olan Kültepe tabletleri, riton olarak adlandırılan hayvan biçimli törensel kaplar, çivi yazılı tunç hançer, Acemhöyük’te bulunmuş olan fil dişi kutu özellikle görülmesi gereken eserlerdir.
Hitit Çağı Bölümü: Anadolu’da hüküm süren Hitit Devleti, Anadolu’nun merkezî sistemle idare edilen ilk devletidir. Hititler büyük bir imparatorluk olmanın getirisiyle zengin bir kültüre sahip olmuşlardır. O döneme ait pek çok eser bu derin kültürü günümüze taşımıştır. Boğazköy, Alacahöyük ve Alişar önemli Hitit merkezleridir. Hitit kabartmalı vazo geleneğinin en güzel örneklerinden olan İnandık vazosu, fil dişi, altın ve tunçtan yapılmış heykelcikleri, büyük boyutlu hayvan biçimli törensel kaplar, çivi yazılı kil tabletler, Hitit kral ve kraliçelerine ait mühür baskılarının yanı sıra Anadolu’daki tek örnek olan tunç tablet bu bölümde özellikle ziyaret edilmesi gereken müstesna eserlerdir.
Frig Krallığı Bölümü: Hitit İmparatorluğunun yıkılmasından sonra tarih sahnesinde yerini alan Friglerin eserlerinin Hititlerden çok farklı olduğu gözlemlenmiştir. Yüzyıllar boyunca Anadolu’da süregelen kültürlerin ortaya çıkardığı eser geleneğinin değişimi ve zenginleşmesi buraya yeni gelen toplumların kültüre kattığı yenilikler olarak değerlendirilir. Seramik işçiliğinde ve süsleme sanatındaki farklılığın yanı sıra Friglerin, özellikle maden ve ahşap işçiliğinde ne denli ileri düzeyde oldukları eserlerinde gözlemlenmektedir. Tunç kazanlar, hayvan başı şeklindeki kaplar, ahşap servis masası ve hayvan biçimli minyatür oyuncaklar bölümün dikkat çeken eserleridir.
Urartu Krallığı Bölümü: Bu bölümde Doğu Anadolu’da kurulan Urartu Devleti’ne ait eserler sergilenmektedir. Urartular, madencilik ve mimarlık bakımından ileri düzeye ulaşmışlardır. Tunçtan ve fil dişinden yapılmış mobilya aksamları ve süsleri, tunç kemerler, adak levhaları, gümüş ve tunç iğneler, fibulalar (çengelli iğne), bilezikler, çeşitli taşlardan yapılmış kolyeler, çeşitli kap örnekleri, savaş aletleri ve demirden yapılan tarım aletleri bu bölümün dikkate değer eserlerindendir. Altıntepe kazılarında keşfedilen ve bu bölümde sergilenen yüzden fazla fil dişi plakanın birleşmesinden oluşmuş yatar vaziyetteki aslan bölümün en nadide parçasıdır.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu’daki insanlığın sosyal, kültürel ve sanatsal gelişimi hakkında pek çok şey öğrenebileceğimiz oldukça dikkat çekici bir müzedir. Müze eserleri kronolojik bir sistemle tasnif edilmiştir ve bu sistemi takiple gezildiğinde insanlığın ürettiği eserlerin değişimleri ve gelişimlerini kolayca takip edebiliriz. Son dönemde tanıtım amacıyla kullanılan sanal turlar ve canlandırmalar müze gezisini daha da keyifli bir hâle getirmektedir. Başkente yolunuz düşerse eşsiz ve benzersiz eserlerin sergilendiği bu müzeyi mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederim.