İFFET: MÜSLÜMANIN KİSVESİ

Doç. Dr. Bayram KÖSEOĞLU
DİB Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Adalet, doğruluk, takva gibi temel değerler Müslüman kimliğinin gereği olan faziletlerin başında gelmektedir. Zira bu erdemler, Müslümanı Müslüman yapan vazgeçilmezlerdir. Aynı şekilde iffet de Müslümanı koruyan, onu değerli kılan en önemli vasıflardan biridir. “Haramdan uzak durmak, helal ve güzel olmayan şeylerden sakınmak” (İbn Manzur, Lisanü’l-Arab, “a-f-f” md.) anlamlarıyla iffet, “yeme içme ve cinsi arzular konusunda ölçülü olmak, aşırı istekleri bastırıp bu istekleri dinin ve aklın buyruğu altına sokmak suretiyle kazanılan erdem” şeklinde ifade edilmektedir. (Mustafa Çağrıcı, “İffet”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 21/506.)
Kur’an’da iffet kelimesinin farklı türevleriyle birlikte “şehevi arzulara karşı kendini korumak”, “haramlara yaklaşmaktan kaçınmak”, “insanın izzet-i nefsini koruması” gibi anlamlarda kullanıldığını görmekteyiz. Bu bağlamda, bekâr olanların evlendirilmesini tavsiye eden Nur suresinin 32. ayetinin hemen akabinde, “Evlenme imkânını bulamayanlar ise Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar...” (Nur, 24/33.) buyrulmak suretiyle insanın şehevi arzularının esiri olmaktan sakınması ve iffetini muhafaza etmesi istenmektedir. Bu ayetler, bireysel ve toplumsal anlamda son derece önemli ve gerekli bir ihtiyaç olan evliliğin önemini vurgulaması yanında, nefsani arzuları kontrol altında tutmanın gereğini, harama ve harama götürecek her türlü gayrimeşru araca tevessül edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Gerek aile kurumunu gerekse toplumun sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürmesini son derece önemli gören dinimiz, bunlara zarar verecek olan sapmalara karşı da iffet vurgusu yapmak suretiyle bireyleri, aileyi, nesli ve toplumu korumak hususunda rehberlik etmektedir bizlere. Zira ne yazık ki her gün bir yenisine şahit olduğumuz sapkın yönelimler İslam’ın iffetli olmaya yönelik bu ikazlarının ne derece önemli olduğunun göstergesidir.
Harama yaklaşmaktan kaçınmak anlamında olmak üzere, yetimlerin mallarını korumayı konu edinen Nisa suresinin 6. ayetinde ise “Zengin olan (veli) yetim malına tenezzül etmesin...” buyrulmak suretiyle yetimlerin sorumluluğunu alan kişilere, ihtiyacı olmadığı hâlde onların mallarına haksız yere el uzatmaktan sakınmaları, bu konuda iffetli olmaları emredilmektedir.
Allah yolunda infakta bulunma hususuna değinen Bakara suresinin 273. ayetinde ise “Kendilerini Allah yoluna adadıklarından seyahat ve ticarete imkân bulamayan yoksullara verin. Yoksulluklarını gizli tuttukları için (taaffüf) bilmeyen onları zengin sanır. Kendilerini simalarından tanırsın. Onlar insanlara asla el açmazlar. Hayır için yaptığınız her harcamayı Allah hakkıyla bilmektedir.” buyrulmak suretiyle izzet-i nefis sahibi kimselerin gerçek anlamda muhtaç hâlde insanlara el açıp isteyemediklerine, mal mülk konusunda kanaatkârlıklarına, insanlık şerefine düşkün, asil, bu anlamda iffet sahibi kimseler olduklarına işaret edilmektedir. (Karaman vd., Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, 1/427.)
Bütün bu anlamlarıyla iffet, sadece kadınlara özgü ve sadece onlarda bulunması gereken bir haslet değildir elbette. Kadın olsun erkek olsun her insan için bir sorumluluktur iffet. Giyim kuşamdan hâl ve hareketlere, helal haram duyarlılığından sabır ve şükür gibi erdemlere, kalp ve düşünce temizliğinden insaf ve vicdan sahibi olmaya kadar hayatımızın her anını kuşatır. “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32.); “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar... Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar...” (Nur, 24/30-31.) mealindeki ayetlerde buyrulduğu gibi başta zina ve zinaya yaklaştıracak fiillerden kaçınmak olmak üzere, bakışımızı haramdan sakınmak, kılık kıyafetimizi İslami ölçülere göre belirlemek, hem bakış hem duruş hem de duygu ve düşünce itibarıyla kendimizi korumak da bu ayetlerin mefhumuna dâhildir.
Kişinin nefsani duygularını, şehevi arzularını kontrol altına alması ve haramlardan sakınması anlamlarıyla iffetin, takva kavramıyla da sıkı bir ilişkisi vardır. Zira takvanın kişiyi başta Allah’a karşı gelmek olmak üzere, kötülüklerden koruma anlamı vardır. Aynı şekilde edep ve hayâ gibi ahlaki güzelliklerin de iffet erdemiyle güçlü bir bağlantısı vardır. Bütün bu güzellikler bir arada olduğunda İslam’ın hedeflediği ideal Müslümanın ve bir mümin toplumun varlığı mümkün olacaktır. Bütün emir ve yasaklarıyla İslam, tüm insanlığa örnek olacak, rehberlik edecek, ışık tutacak hayırlı ve dengeli bir Müslüman toplumu hedeflemekte ve bu hedefi bizlere bir sorumluluk olarak yüklemektedir. Giyim kuşamımızla bireysel ve toplumsal hayatımızda, hâl ve hareketlerimizle Müslüman olmayan toplumlardan bir farkımız olması gerektiğini vurgulamaktadır. Diğer toplumlara örnek olmamız gerektiği hâlde, onları örnek aldığımızda örf ve âdetlerimiz, millî ve manevi güzelliklerimiz yanında dinî ve ahlaki değerlerimizin de ne yazık ki her geçen gün yok olduğunu, yozlaştığını müşahede etmekteyiz. Kılık kıyafetimizden aile hayatımıza, sosyal medya ve dijital mecraları kullanmaktan arkadaşlık ilişkilerimize ve günlük yaşantımızın diğer aşamalarına kadar her alanda İslami kimliğimizden uzaklaştığımızı görmekteyiz. Dahası bütün bu olumsuzlukların artık bizler için kanıksandığına, normal olarak karşılandığına tanıklık etmekteyiz ne yazık ki.
O hâlde, başta nefsani arzularımızı kontrol altına almak suretiyle helal haram duyarlılığına sahip olmak, izzet ve onurumuzu, Müslüman kimliğimizi korumak, iffet ve takva erdemlerini kuşanmak adına son derece önemlidir. Öncelikle kendimizden başlayarak sorumluluklarını yüklendiğimiz ailemiz, neslimiz de dâhil olmak üzere giyim kuşamımızda, hâl ve hareketlerimizde, toplumsal ilişkilerimizde ve günlük hayatın diğer aşamalarında edep, hayâ ve iffet kisvesine bürünmemiz, bu faziletleri bir yaşam tarzı hâline getirmemiz önemli olduğu kadar bir gerekliliktir aynı zamanda.