HENDESİ TEZYİNAT
Gülay ASLAN ALBAYRAK
Tarih boyunca insanlar duygularını, düşüncelerini, inançlarını, gelenek ve göreneklerini, ortaya çıkardıkları sanat eserlerinde ve mimaride göstermek istemişlerdir. Aynı zamanda bu eserleri süsleyerek, eserlerin daha da güzelleşmelerine katkıda bulunmuşlardır. Bu süslemelerden biri de, geometrik süslemeler ya da İslam medeniyetindeki adı ile hendesi tezyinattır.
İslam medeniyetine gelinceye kadar neredeyse her toplum tarafından basit tarzda kare, altıgen ve zikzak gibi geometrik süslemeler kullanılmıştır. İslam medeniyetinde iç içe geçmeli geometrik desenlerin ortaya çıkışıyla birlikte, geometrik süslemeler zirve noktasına ulaşmıştır.
Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma medeniyetleri, yaptıkları mimari eserlerde, duvar ve yer döşemelerinde geometrik süslemeleri sıkça kullanmışlardır. Roma İmparatorluğu döneminde, özellikle yer zemin mozaiklerinde geometrik süslemelere çokça yer verilmiştir.
İslamiyet’in kabulünden sonra kurulan Emevi Devleti’nden, Abbasi Devleti’ne, Endülüs Emevilerine kadar pek çok İslam devletinde geometrik süslemeler rağbet görmüştür. Endülüs’te Elhamra Sarayı’nın neredeyse tamamı, geometrik süslemelerin tüm güzel örnekleri ile bezenmiştir. Bilimin ve matematiğin gelişmesine bağlı olarak da geometrik süslemeler gelişme göstermiş, daha fazla geometri bilgisi gerektiren yoğun süslemeler yapılmıştır.
İslam medeniyetinde heykel sanatının uygun görülmemesi, geometrik süslemelerin daha çok kullanılmasında etkili olmuştur. Bu süslemeler, mimari eserlerin taç kapılarında, minarelerde, minber ve mihrapta, tavan süslemelerinde, minyatür eserlerinde, el yazma kitaplarda, çini sanatında vs. pek çok alanda, yaşanılan bölgelerdeki ağaç, tuğla ve taş malzeme durumuna göre sıkça kullanılmıştır.
Türk-İslam devletlerinde de geometrik süslemeler rağbet görmüş, Orta Asya’da kurulan Karahanlı Devleti’nden, Büyük Selçuklular Devleti’ne ve Anadolu Selçukluları Devleti’ne kadar pek çok devlet, geometrik süslemeleri daha da geliştirerek kullanmaya devam etmiştir. Geometrik süslemenin en zengin örnekleri Anadolu Selçuklu Devleti’nde görülmektedir. Anadolu Selçukluları geçme ağ, örgü, yıldız gibi çeşitli geometrik süslemeleri mimaride, halıda, çinide, ahşapta, kitap sanatında vb. çeşitli yerlerde kullanmışlardır. Özellikle taç kapılara yapılan muhteşem geometrik süslemeler bu sanatın ne kadar geliştiğine ve ulaştığı ihtişama dair güzel örnekler vermektedir.
Anadolu Selçukluları, geometrik süslemeleri taş işçiliği yanında ahşap işçiliğine de uygulamışlar, “kündekâri tekniği” denilen tekniği geliştirmişlerdir. Kündekâri, zamk ya da çivi gibi ek bir tutturma aracı kullanılmaksızın küçük ahşap parçalar ve çıtaların, geometrik bir desen oluşturacak şekilde geçmeli olarak birbirine birleştirilmesi tekniğidir. En çok kullanılan geometrik desen ise yıldızdır.
Anadolu Selçukluları’nda geometrik süslemelerin uygulandığı bir diğer malzeme ise çinidir. Çini süsleme, farklı renklerdeki mozaik çinilerin alçı zemin üzerine yan yana yapıştırılmasıyla elde edilmiştir. Bu süslemeler daha çok mihraplarda ve minarelerde görülmektedir.
Osmanlı Devleti’nde de, diğer İslam devletlerinde olduğu gibi geometrik süslemeler kullanılmaya devam edilmiştir. Osmanlı Devleti’nde geometrik desenler, gösterişli taç kapılarda kullanılmamış, genelde daha sade olarak cami, köşk, saray, yalı gibi farklı yapı türlerinin iç ve dış duvarlarında, kubbelerinde, tavanlarında, kapı-pencere çevrelerinde, minber ve mihraplarda uygulanmıştır. Özellikle cami ve mescitlerin iç mekânlarında ilk göze çarpan yer mihrap ve minber olduğu için camilerde en kaliteli malzemelerle en güzel yazı ve geometrik süslemeler, mihraba ve minbere uygulanmıştır. Ayıca tavanlarda, pencere kenarlıklarında ve diğer alanlarda da dönemin üslubunu yansıtacak şekilde güzel geometrik süslemeler yapılmıştır.
Osmanlı Devleti’nde geometrik süslemeler, tezhip ve minyatür sanatlarında, ahşap işçiliği ve cilt yapımında da kullanılmıştır. Ancak bu eserlerde geometrik süslemeler ön planda değildir, söz konusu eserlerin daha zengin ve güzel görünmelerine yardımcı olmuşlardır. Seramik ve çini sanatlarında geometrik süslemeler daha çok kendini göstermiş, güneş sistemi, çeşitli yıldızlar, hayat ağacı gibi kâinata, doğaya ve hayata yönelik süslemeli motifler oluşturulmuştur.
Osmanlı Devleti’nde kündekâri tekniğinin yanında, kakma tekniği de kullanılmıştır. Çok ince işçilik gerektiren bu teknikte, fildişi, sedef, kemik gibi malzemeler ahşap içine kakılarak uygulanmıştır. Sedefli eserler gösterişli olduklarından bu teknikle oluşturulmuş geometrik ahşap süslemeler özellikle saray mimarisinde kullanılmıştır.
Her medeniyette olduğu gibi, İslam medeniyetinde de, zaman içerisinde bu eşsiz süslemelere çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Kare, adaletin sembolü sayılmış, ateş, hava, su ve yer ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. Dikdörtgenin, din, ilim, adalet ve hakikati; sekizgenin ise, sonsuzluğu temsil ettiği düşünülmüştür. Dairenin ise Allah’a varışın(menzil), gökyüzü ve sonsuzluk sembolü sayılan evrendeki düzenin, birliğin ve bütünlüğün ifadesi olduğu kabul edilmiştir.
Desenlerin Yapılışı
Desenler kare, altıgen, yedigen, sekizgen, dokuzgen gibi birçok farklı geometrik şekiller kullanılarak oluşturulmuştur. İlk bakışta oldukça karmaşık olarak algılanan bu desenlere yakından bakıldığında, bunların birbirini tekrar eden daha basit şekillerin birleştirilmesiyle meydana geldiği görülmektedir. Geometrik süslemelerde, desenlerin tekrar etmeyen en küçük parçası çizilmekte ve bu en küçük parça, çeşitli yönlerde ayna simetrisi denilen teknikle çoğaltılarak geometrik süslemeler oluşturulmaktadır. Desenlerin ortaya çıkarılması için “geleneksel, ızgara ve poligon” olmak üzere başlıca üç metot kullanmaktadırlar.
Geleneksel metot; cetvel-pergel yardımı ile altyapı oluşturarak desen üretme esasına dayanmaktadır. Geometrinin merkezi nokta kabul edildiği için her desen bir nokta ile başlamaktadır. Bir noktadan başlayarak, çizginin ve dairenin elde edilmesi ile geometrik şekiller oluşmaktadır. Üçgen, kare ve altıgen gibi bütün geometrik şekillerin dairenin içerisinde oluşturulması mümkündür. Daireden hareketle sonsuz motif üretilebilmektedir. Çizgilerin, temel form olan daireler ile kesiştirilmesi sonucunda geometrik zemin elde edilir ve hazırlanan bu zemin üzerinde desen üretilir. Desene kılavuzluk eden daireler kural olarak tasarımda yer almaz, onların sadece varlığı hissedilir. Böylece çizgilerden oluşan desen net bir şekilde ortaya konur.
Izgara metodu; bu metotta düzlem, eşkenar üçgen ve kareden yalnız biri kullanılarak sonsuza kadar tıkanmadan periyodik olarak kaplanabilmektedir. Periyodik kaplama, şekillerin aralarda hiç boşluk kalmayacak biçimde devamlı kendini tekrarlayarak bir düzlemi kaplaması demektir.
Poligon (çokgen) metodu; bir düzlemde, üç ve daha fazla noktanın birleştirilmesiyle oluşan kapalı forma çokgen yani poligon denilmektedir. İki katmanlı bir uygulamanın söz konusu olduğu bu teknikte, altta yatan poligonların kenarortayları üstteki desenin üretilmesine yardım etmektedir. Kenarortaylara deseni oluşturan şekillerin köşeleri denk getirilerek desen ortaya çıkarılmaktadır.
Tarihi çok eskilere dayanan Roma ve Yunanlılardan da eskilere dayanan bu sanatta, pergel ve cetvelin olmadığı zamanlarda, ip kullanılarak geometrik desenler oluşturulmuştur. İpin bir ucu sabit bir noktaya, diğer ucu ise bir parça tahtaya bağlanır, sabit bir noktanın etrafında gergin bir iple dolaşılarak mükemmel bir daire çizilirdi. Bu dairenin büyüklüğünü ise doğal olarak ipin uzunluğu belirler, böylece kusursuz ve muhteşem geometrik süslemeler ile desenler oluşturulurdu.
Günümüzde tekrar ilgi görmeye başlayan geometrik süslemeler, binaların dış cephe süslemelerinde, halılarda, mutfak eşyalarında, çanta ve aksesuar gibi gündelik eşyalarda kullanılmaya başlanmıştır. Araştırmacılar tarafından da ilgi görmüş, tarihi çok eski zamanlara dayanan bu süslemelerin modernize edilmesine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.
Geometrik süslemelere ilişkin günümüzde pek çok yerde kurslar verilmektedir. Sanat merkezlerinde yüz yüze eğitimler verildiği gibi, çevrim içi ve çevrim dışı olarak uzaktan da eğitimler verilmektedir.
Geçmişi çok eskiye dayanan, neredeyse her devlet ve toplum tarafından kullanılan ve rağbet gören geometrik süslemelere her toplum, kendi örf, adet, gelenek ve dinî inanışlarını da ekleyerek katkıda bulunmuştur. Burada en büyük katkıyı İslam medeniyetinin yaptığını söyleyebiliriz. Bilim ve sanat alanında gelişmeye bağlı olarak, basit süslemelerin de ötesine geçilerek, sonsuza kadar yayılan desenlere ulaşılmıştır. Bu desenler bazen taç kapılarla ihtişama ulaşmış, bazen sadeliğin güzelliğinde yerini korumuş ancak bulunduğu her sanata ve mimariye her daim de güzellik katmıştır.