HAYME HATUN
Devlet Ana
Meryem DALĞIÇ
Başkanlık Vaizi
İnsanın dünyaya gelmesine vesile kılınan, onu ilk sarıp sarmalayan, besleyen, ninnilerle büyüten, bir ömür yüksünmeden koruyup gözeten kişidir anne… Muhabbet, merhamet, şefkat ve fedakârlığın timsalidir. Yavrusunu henüz hayata getirme aşamasında başlar onun sıkıntıları ve yorgunlukları. Zira dokuz ay boyunca binbir zahmetle ama bir o kadar da sevgi ve şefkatle taşır ciğerparesini bedeninde. Atalarımız, “Ana, yürekten yana” deyimiyle bir annenin yavrusuna olan sevgisini, şefkatini, rağbetini ve empatisini ne güzel ifade etmişlerdir! Evladı üzüldüğünde yüreği sızlayan, sevindiğinde yüzünde güller açan, bir işi başardığında onu takdir eden, dualarıyla ve tüm imkânlarıyla yavrusunu destekleyen ebeveyenlerden biridir anne. Kuşkusuz çocuğun yaratılış gayesine uygun bir şekilde iyi bir terbiye ile yetiştirilmesi anne babanın ortak sorumluluğudur. Ancak çocukla ilk temas eden, en çok vakit geçiren kişi olması hasebiyle çocuğun terbiyesinde anne ilk öğretmen addedilir. Hayırlı nesil yetiştirebilmek için her anı güzel örneklerle dolu iyi bir ebeveyn olmak gerekir. Tarihe baktığımızda güzide şahsiyetlerin neşet etmesinde anne babanın rolü yadsınamaz bir gerçekliktir. İşte o annelerden biri de cesur kişiliği, bilgeliği, dirayeti ve ferasetiyle Kayı boyuna mensup Türkmen kızı Hayme Hatun’dur. Tüm bu özellikleriyle örnekliğiyle o, Osmanlı Devleti’ni kuracak bir neslin yetişmesini sağlayan kadındır. Namıdiğer Devlet Ana’dır.
Kayı aşiretinin beyi olan Gündüz Alp ile dünya evine girer Hayme Ana. Eşinin adı kaynaklarda iki farklı isim olarak zikredilir. Âşıkpaşazâde ve Neşrî gibi tarihçiler adını Süleyman Şah olarak kaydederken, ilk Osmanlı tarihçilerinden Ahmedî ile Karamânî Mehmed Paşa da isminin Gündüz Alp olduğunu belirtirler. Nitekim Osman Bey’e ait bulunan bir sikkede “Osman b. Ertuğrul b. Gündüz Alp” ibaresinin yer alması ikinci gruptaki tarihçilerin iddiasını ispatlar niteliktedir. Bu evlilikten cesaretin, yiğitliğin ve adaletin timsali olan Sungur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar isimli dört erkek çocuğu dünyaya gelir. Oğuzların en asil ve en şerefli boyu olarak kabul edilen Kayılar soyuna mensup bu dört kardeş, Anadolu’nun fetih ve iskânında önemli roller üstlenirler.
İçlerinde birçok hükümdarın çıktığı beş Oğuz boyundan biri olan Kayılar, Anadolu’nun ilk fethi sırasında Sultan Tuğrul Bey ve Alparslan’ın emirlerinin maiyetinde önce Ahlat bölgesine gelirler. 13. yüzyıl başlarında Ahlat’ın Eyyubilerin eline geçmesi ve Moğolların bu civarı istila etmesi neticesinde Gündüz Alp ve beraberindeki Türkmenler Mardin’e göç ederler. Ancak bir müddet sonra Moğolların, Mardin ve çevresini yağmalaması üzerine bu topraklardan da ayrılmak zorunda kalırlar. Bir kısım Kayılar, Kütahya bölgesine doğru göç ederken Gündüz Alp idaresinde bulunanlar da Erzurum yakınlarındaki Pasinler ovasına yerleşirler. Ancak Kayılar’ın Pasinler’e gelmesinden kısa bir süre sonra Gündüz Alp, hastalanarak vefat eder. (DİA, “Ertuğrul” maddesi) Tüm bu zorlu süreçte Hayme Ana, obasını ve yuvasını ayakta tutmak için büyük bir çaba sarf eder. İsminin manası “Çadır Anası” demek olan bu cesur kadın derleyiciliği, liderliği ve yiğitlik özelliğiyle Kayı aşiretinin başına geçer, obasını Ankara’nın Karacadağ yöresine selametle getirir. Hayme Ana, yaşadığı topraklarda iz bırakan bir kadındır. Nihayetinde bu bölgeye onun ismi verilir; Karacadağ, Haymana ilçesi olarak anılır.
Hayme Ana, obanın idaresinin yanı sıra evlatlarını beyliğe hazırlamanın yükünü de omuzlar. Onun tedrisinden geçen oğlu Ertuğrul, asırlara hükmedecek devlet anlayışını da annesinden teslim alarak obanın idaresini üstlenir. Ertuğrul Gazi’nin uç beyi olmasıyla Söğüt’e yerleşen Kayılar büyük bir mücadelenin de kapısını aralar. Ancak Batı’daki bu yeni yurt, adaletin tesis edileceği bir dünyanın filizleneceği yerdir aynı zamanda. Türkler için bir dönüm noktası olan bu zorlu mücadelenin en azimli neferlerinden biridir Hayme Ana. Ertuğrul Gazi’nin ideallerini ve hayallerini gerçekleştirmesinde onu destekleyen, tavsiyeleriyle evladına yol gösteren bir annedir. Elbette cihan devleti Osmanlı’nın kurucusu olan torunu Osman Gazi’nin yetişmesinde de emeği, tesiri çoktur Hayme Hatun’un. Söylediği ninnilerle verdiği öğütlerle davalarını nakşeder torununun gönlüne ve zihnine. Boşa değildir onun “Devlet Ana” olarak vasıflandırılması. Zira hakkaniyetli, nitelikli, şahsiyetli, dava ve devlet adamı yetiştirmiştir kendisi.
Emrihak vaki olduğunda Domaniç Çarşamba köyüne defneder Ertuğrul Gazi annesini. Ancak yıllar geçtikçe Hayme Ana’nın kabristanın yeri de kaybolur. Sultan II. Abdülhamit Han’ın yaptırdığı tahkikat neticesinde mezarın konumu tespit edilerek buraya bir türbe inşa edilir.
Hayme Hatun, hayırlı bir nesil yetiştirme hususunda yaşadığı döneme ve günümüz ebeveynlerine, oğlu Ertuğrul Gazi’ye verdiği şu öğütle de rehberlik eden ulu bir çınardır.
“Oğul,
Boyundan soyundan, olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki, insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda, obanda herkes güvenle gezsin. Ululuk isteyen töreden ayrılmasın.
Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan güzel övünçler senin olur. Yüreğinden inancı, ağzından duayı, davranışından erdemi hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol ki oğul, ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur.
Oğul,
Beylik dermekle, ağalık vermek iledir.
Sofranı ve keseni yoksullara açık tut.”