HAYMATLOS

Hasan BOZDAŞ

Haymatlosu Mesnevi’nin hemen başında, bir kamışlıkta tarif etmişler aslında. Edward Said de “yersiz yurtsuz” demiş. Bence yeterli bu. Ama kendi gerçekliğimize dönmemizi isterseniz haymatlos herhangi bir uyruğa sahip olmayan/olamayan kişilerin hukuki statüsü durumunda. Yurduna hukuki bağla bağlı olmayan, bir vatandaşlığı olmayan kişiyi ifade eder. Naf nehrini geçerken boğulan Rohingyalar haymatlos mesela; Myanmar, binlerce yıldır Arakan’da yaşayan Rohingyalara, siz aslında yoksunuz, olabileceğiniz bir yere gidin, diyor. Olup da yokmuş gibi davranılan insanlara haymatlos diyoruz demek ki.

Hukuk birinci sınıfta bu kavramla ilk karşılaştığımda, bunun tam olarak insanın yeryüzündeki serüvenini karşıladığını düşündüm. Dünyalı olamamış insanlar haymatlostur. Dünyalı olmak için bazı prosedürleri yerine getirmeniz beklenir, yersiz yurtsuzlar ise burayı bir mola yeri görürler, fazla bağlanmaya gerek yoktur çünkü birçok şeyin kendisi değil gölgesi vardır, o yüzden canavarlardan dahi korkmaya gerek yoktur. Ama bir mola yerinde dahi yaşamınızı idame ettirmeniz beklenir, o zaman hukuki gerçekliğe indirgersiniz durumu. Vatandaşlıktan çıkarılan biri bir başka ülkenin de vatandaşlığını alamadığı takdirde ne yapacaktır? En temel haklardan dahi yararlanamaz hâle gelebilir. Tom Hanks’i Terminal filminde anımsıyorum. Bir anda yurtsuz yani evsiz kalmak... Elinizdeki bütün belgeler, sizi geçersiz hâle getirebilir. Dünyada bugün itibarıyla 10 milyona yakın haymatlos olduğu düşünülür. Bir uyruğunuz olmadığı takdirde o toprak parçası üzerinde bulunmanız istenmez çoğunlukla. “Gitmediğin yer kalmadığında ne olacak?” diye sormuşum haymatlosa. Çünkü haymatlos eşitler arasında ezilen/ haymatlos haritalar çizilirken cetveldi.

Artık “dünya vatandaşı” kullanılıyor haymatlos kavramının karşılığı olarak. Keşke edebî romantizmin yerini hukuki romantizm alsa. Çünkü bir kişiyi ya da bir topluluğu inkâr etmeniz, onu yaşama hakkından ve bununla bağlantılı birçok haktan alıkoyuyor. Barınma, beslenme, sağlık, eğitim gibi haklardan dilediğinizce yararlanamıyor ve her an sınır dışı edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Kısacası istenmiyorsunuz. Mülteciler de evlerine dönemiyorsa ve gittikleri yerde de istenmiyorlarsa artık onlar da haymatlos değil mi? Ceplerindeki kimliğin bir önemi ve onların yaşama isteklerinin muhatap toplulukta ne yazık ki bir karşılığı yok.

Benim haymatlos tarifim, yaşadığı toprak parçası ona çok görülen, ana dilini konuşsun istenmeyen, bakan gözün kendisini eşit saymadığı herkes için geçerli. Bize ait olmayan bir dünyada dahi sınıfsal davranıyoruz. Oysa bir duraktayız sadece, o yüzden dünyalı olamayan herkes haymatlos, dünyasızlığın huzurunu taşıyan herkes...