HAYAT BİR AĞAÇTIR
Musa ARSLAN
Ümraniye Davut Dede Camii İmam Hatibi
Ağaçlar, doğanın eşsiz parçasıdır. Doğayı doğa yapan, yazın yeşilliğiyle, sonbaharda hüzünlü görünümüyle insanı etkileyen ağaçlara farklı hikâyeler, farklı anlamlar yüklenmiştir. Ağaçlar sadece altında gölgelendiğimiz, meyvelerini yediğimiz, kurusunda ısındığımız bir nesne değil, aynı zamanda nice ilhamlara, şiirlere, acılara, sevinçlere şahidimiz ve vesilemiz olmuştur.
Günlük lisanımızda ağaca dair o kadar cümle var ki… Ağaç, düzeni anlatan bir simge olmuştur. Bir düzenin bozulması için kökünden değişmesi gerektiğini anlatırken “Ağaç, kökünden yıkılır.” demişiz. Ağaç, eğitimde kullandığımız bir teşbihtir. Bir kişinin eğitiminin küçük yaşta başladığını ifade ederken “Ağaç yaşken eğilir.”; yine küçükler, büyüklerden gördüklerini yaparlar demek için “Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.” demişiz.
Ağaç, aile ve akrabalardan bahsederken verdiğimiz bir misaldir. İnsan akrabaları, tanıdıkları ile güçlüdür demek için “Ağaç, yaprağı ile gürler.” deriz. Ağaç, gerçek dostla özdeşleşir. Sahte dostlara karşı temkini anlattığımız bir ikazdır. Güven vermeyen kimseye güvenmemeyi, sürekli desteğin olmasının mümkün olmayabileceğini ifade ederken “Ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür.” denilmiştir. Kurdun ağacı içten kemirip yok etmesi gibi derdin de insanı içten içe bitirdiğini anlatmak için “Ağacı kurt, insanı dert yer.”; bir topluluğun esas düşmanı kendi içinden olur demek istediğimizde, “Ağacın kurdu içinde olur.”; yine insana en büyük kötülük yakınlarından gelir anlamında, “Ağaca balta vurmuşlar, sapı benden demiş!” demişiz.
Ağaç, gün gelir tevazua bürünür. Erdemli ve yetenekli insanlar alçak gönüllü olur anlamında, “Ağaç, meyvesi olunca başını aşağı sallar.” deriz. Yeri gelir serzenişimizi en kibar şekilde ifade ederken “ağaç olmak”, bir yerde uzun süre ayakta kalındığını ifade ederken “ağaç gibi dikilmek” deriz. Gündelik hayatta bu ifadeleri kullanırız da ağaca bir de Allah’ın ayetlerinden bakalım... Görelim, ağaç lisanıhâliyle bize ne diyecek?
İnsanoğlunun hikâyesi, Allah’ın Âdem’e bir ağacı yasak kılmasıyla başladı.
“…Şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.” (Bakara, 2/35.) derken şeytan onlara:
“…Rabbiniz size bu ağacı ancak melek olmayasınız ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.” (Araf, 7/20.) dedi. Şeytan bir ağaç üzerinden yaklaştı ve onları kandırdı. Ağaç yasağını ihlal edenlerin cezası edep yerlerinin açılmasıydı. Hayâ duygusu onları yine ağacın yapraklarına yöneltmiş, cennet yapraklarıyla örtünmeye çalışmışlardı. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” (Araf, 7/22.) buyurmuştu. Sadece Hz. Âdem değildi ağaç üzerinden Rabbe muhatap olan. “Musa, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: ‘Ey Musa! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’ım.’” (Kasas, 28/30.)
Yeri gelir ağaç bir canlı için ev olur, sığınak olur, yuva olur: “Rabbin bal arısına şöyle ilham etti: ‘Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.’” (Nahl,16/68.) “Lanetlenmiş bir ağaç” (İsra, 17/60.) tabiriyle ise imtihan olur. Bazen birçok işlev gören bir asadır ağaç. (Taha, 20/18.) Onlar da secde eder (Rahman, 55/6.), secdeden nasipsizlere inat… Münafıklar “…sanki elbise giydirilmiş kereste gibi…” ifadesiyle ahşap kereste olarak bizlere tanıtılırlar. (Münafikun, 63/4.)
Allah, sözü de ağaca benzetiyor ve güzel ile kötü söz hakkında şunları buyuruyor: “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.” (İbrahim, 14/24.); “Kötü bir sözün durumu da yerden koparılmış, ayakta durma imkânı olmayan kötü bir ağacın durumu gibidir.” (İbrahim, 14/26.)
Ağaç, Nur suresinde bir simgeye dönüşür ve Allah’ın nurunun teşbihi olur. (Nur, 24/35.) “Yahut gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var? Hayır, onlar (Allah’a) eş tutan bir kavimdir.” (Neml, 27/60.) ayetinde ise Allah’ın varlığının delili olur ağaç. Yeri gelir Allah’ın kelimelerini yazmaktan aciz bir kalem olur. (Lokman, 31/27.) İnanmayanlar için ağaç, zakkumdur. (Duhan, 44/43.) Yasin suresinde ise yeşil ağaçtan çıkan ateş anlatılır. (Yasin, 36/80.)
Zaman olur altında antlaşmalar yapılır, fetihlere şahit olur ağaç. (Fetih, 48/18.) İnsan da “Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?” (Vakıa, 56/72.) meydan okumasına muhatap olur.
Ağaç, zaman olur Hz. Peygamber’in lisanında da nice tembihlere konu olur: “Birinizin elinde bir fidan varken kıyamet kopacak olsa bile derhal onu diksin.” (Müsned, III/184, 191.)
Müslüman, bir ağaç üzerinden tarif edilir: “Bana bir ağaç söyleyin ki o ağaç Müslüman’a benzer, Rabbinin izniyle her zaman meyve verir, yaprakları da hiçbir zaman dökülmez. Bu, hurma ağacıdır.” (Buhari, Edeb, 89.)
Ağaç, Hz. Peygamber’in minberde kullandığı hurma kütüğü olur. Hani kıssasını hepimizin bildiği, ondan ayrılığa feryat eden, kendi hâl lisanı ile konuşan, sıcak gözyaşları döken, Resulullah’ın okşadığı, teskin ettiği, dua ettiği… (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 22/47, 117; İbn Hacer, Fetihu’l-Bâri, 6/473, 592, 602, 603, 636.) Ağaç, bir hadiste de Müslümanın elinde sadaka-i cariyeye dönüşüverir: “Bir Müslüman bir ağaç diker de onun mahsulünden bir insan yahut hayvan yerse muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur.” (Buhari, Edep, 27.)