HASTALIKLAR
VE BESLENME
Merve Bilge ATALAY
Diyetisyen
Sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği ve havaların soğumaya başladığı bu günlerde, hastalıkların artış gösterdiği bir dönemdeyiz. Her yıl düzenli olarak sık sık mı hastalanırsınız yoksa sonbaharda nadiren, kışın belki bir kez mi? Ve bu hastalığı genellikle ayakta mı atlatırsınız? Sizce, bazı insanların sürekli hastalıklarla mücadele ederken, diğerlerinin virüslerin yoğun olduğu dönemlerde bile sağlıklı kalması sadece tesadüf mü, yoksa yalnızca genetik mi? Kuşkusuz hayır. Genetik faktörler etkili ve önemli olmakla birlikte, bu durumu iyileştirmek mümkündür. Peki, ama nasıl? Bu yazımda, tek tek hastalıkları ve hangi yiyeceğin neye iyi geldiğini ele almak yerine, genel ruh ve beden sağlığımıza fayda sağlayacak önerilerde bulunacağım. Bu önerilerle bağışıklık sistemimizi güçlendirerek hastalıklardan kolayca kurtulabilir veya mevsim geçişlerinde hastalıklara hiç yakalanmayabiliriz.
Uyumak: Uyku, vücudumuzun yenilendiği ve tazelendiği hayati bir süreçtir. Uykusuzluk uzun sürdüğünde ya da stres nedeniyle rahat uyuyamadığımızda, başlangıçta nezle, grip gibi kolay atlatılan hastalıklara yakalanırız. Ancak uzun vadede düzgün uyku uyuyamayanlar, yeterli melatonin salgılayamadıkları için kronik hastalıklara daha kolay yakalanabilir. Uyku bu kadar önemliyse, nasıl uyumalıyız? Ne kadar uyumalıyız? Hangi saat aralıklarında uyumalıyız? Bu soruların hepsi çok önemlidir. Melatonin salgısı akşam 21.00’de yükselmeye başlar ve sabaha karşı azalır. Dolayısıyla mümkünse 21.00 sonrasında telefon, tablet, televizyon gibi ekranlardan uzak durmak; 18.00’den sonra yemek yemeyi ve atıştırmayı bırakmak önemlidir. Çünkü vücut sindirme işlemiyle meşgulken yeterli melatonini salgılayamaz. Işıksız ortamda uyumak da melatonin için gerekli hususlardan biridir.
Yeterli, Dengeli ve Farkında Beslenmek: Bugüne dek sıkça duyduğunuz yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme kavramların insan hayatı için önemi büyüktür. Bazen bu kavramları çok duymak ya da okumak yetmez, uygulama yoksa hızla unutabiliriz. Farkında beslenmek, yeterli ve dengeli beslenmek kavramlarına yeni bir boyut getirir. Yeterli beslenmek, kişinin sofradan aşırı doymuş kalkması anlamına gelmez. Peki nedir? Eğer kişi günde iki öğün besleniyorsa öncelikle protein, yağ ve sebzelerle zenginleştirilmiş güzel bir kahvaltı yapmalı (gerekirse 1-2 dilim ekmek ekleyebilir). Arzu ederse birkaç badem, bir hurma veya mevsiminde bir meyve ile 1-2 küçük ara öğün yapabilir ve günü ev yemeğiyle tamamlayabilir. Yatmadan önce yemek yemekten ve sabahları sürekli olarak simit, poğaça gibi yiyeceklerle güne başlamaktan kaçınmalıdır. Dengeli beslenmek, hem renkli beslenmek hem de protein, yağ, karbonhidrat gibi besin gruplarından dengeli şekilde tüketmektir. Farkında beslenmek ise, ne yediğini, ne kadar yediğini ve nasıl yediğini bilmek, yemek sırasında başka şeylerle meşgul olmamak, yavaş ve şükür hali içinde yemektir.
Vitamin ve Mineral Değerlerini Takip Etmek: Altı ayda bir özellikle D vitamini seviyenizi kontrol ettirmek büyük önem taşır. D vitamini hayatımızdaki önemli vitaminlerden biridir ve azaldığında ilk etapta fark edilmeyebilir. Başta depresyon ve ağrılar olmak üzere yaşam kalitesinin arttırılması için D vitamini çok önemlidir. Kadınlar için ayrıca demir değerleri ve demir depoları da büyük önem taşır.
Su İçmek: Sağlıklı bir vücutta yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve bağışıklığın artırılması için ihtiyaç olduğu kadar su içmek çok önemlidir. Başka sıvılar suyun yerini tutamaz.
Şükretmek ve Olumlu Düşünmek: “İyi düşün, iyi olsun,” der eskiler. Ya da “Çok ağlamak başka ağlamaları getirir.” İnsan düşünen, şükreden, üzülen ve mutlu olabilen bir varlıktır. Başımıza gelen olumsuz olayları sürekli düşünmek, geçmişte veya gelecekte yaşamak, bizi kötü hissettirebilir ve yaşamımızı boşa harcamamıza neden olabilir. Sürekli stres altında yaşamak bağışıklığımızın düşmesine yol açar. Bu yüzden olumlu düşünmek ve düşüncelere takılıp kalmamak önemlidir. Şükretmek, kişinin enerjisini yükselten, hormonal dengesini iyileştiren ve olumlu olumsuz her durumda güzel bir şey bulmanın verdiği mutlulukla yaşam kalitesini artıran bir eylemdir.
Yürüyüş Yapmak: Yürüyüş yapmanın bedene ve ruha olan faydaları sayısız araştırma ile kanıtlanmıştır. Günde en az 7 bin adım, mümkünse 10 bin adım atmak önemlidir.
Spor Yapmak: Haftanın birkaç günü, en azından 5 dakika bile olsa, esneme veya güç antrenmanları ile spor yapmak bağışıklığı güçlendirir.
Bu öneriler, genel sağlığınızı korumanıza ve hastalıklara karşı daha dirençli hale gelmenize yardımcı olabilir. Özellikle soğuk hava koşullarında, bu alışkanlıkları edinmek, sağlıklı kalmak için hayati öneme sahiptir.