HAC SURESİ
Doç. Dr. Faruk GÖRGÜLÜ
Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Kur’an-ı Kerim’deki sıralamasında yirmi ikinci sırada yer alan Hac suresi, 78 ayettir. Nur suresinden sonra inen surenin Mekkî mi Medenî mi olduğu konusunda görüş ayrılığı vardır. Surenin üslubu ve içeriği, bir kısmının Mekke bir kısmının da Medine döneminde indiğini düşündürtmektedir. Özellikle surenin baş tarafında kıyametin ve ilahi azabın dehşetinden, Allah’ın birliğinin delillerinden söz eden ayetlerin Mekkî olduğu ve Hz. Peygamber’in hicretinden önce nazil olduğu belirtilmektedir. Çoğunluk ulemaya göre surede Mekkî ve Medenî ayetler karışıktır. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, Tunus: 1984, 17/180-184.) Surenin gerek üslubu gerekse ele aldığı konular açısından ilk 24 ayetinin Hz. Peygamber’in Mekke hayatının son döneminde, 25. ayetten itibaren 78. ayete kadarki bölümünün Medine döneminin ilk yıllarında nazil olduğu öne sürülmüştür. (Mevdudi, Tefhimü’l-Kur’an, İstanbul: İnsan Yayınları, 2005, 3/339.) Sure adını, Allah Teâlâ’nın Hz. İbrahim’e Kâbe’nin ziyaret edilmesiyle ilgili çağrısını ihtiva eden 27. ayetindeki “hac” kelimesinden almaktadır. İlgili ayette Yüce Allah Hz. İbrahim’in lisanıyla insanların hac için Beyt-i Atik’e yani Kâbe’ye gelmelerini emretmektedir.
Surede genel hatlarıyla Allah’ın birliğine iman ve O’na saygısızlıktan kaçınma çağrısı yapılmakta, kıyametin dehşet verici sahneleri hatırlatılmakta, bu bağlamda öldükten sonra dirilmenin gerçekliğini kavratmak için insanın yaratılışına ilişkin aşamalardan ve kâinattaki yenilenmelerden söz edilmektedir. Ayrıca Allah’ın huzurunda hesaba çekilmenin kesinliği vurgulanmakta, dinin özünden ve haccın amacından sapmalar kınanmaktadır. Bunun yanında hac ve kurban ibadetinin amaçlarına ve hükümlerine işaret edilmekte, Müslümanlara hicrete ve Allah yolunda cihada izin verildiği bildirilmektedir. Ayrıca önceki toplumların başına gelenlerden ibret alınması için uyarılar yapılmakta, peygamberlerin getirdiği vahyin ilahi kaynaklı olduğuna dikkat çekilmekte, evrende Allah’ın varlık ve birliğini gösteren delillere işaret edilmekte ve Müslümanlara kendilerine yüklenen ulvi görevin bilincinde olmaları çağrısı yapılmaktadır. (Kur’an Yolu Tefsir, 3/707-708; Emin Işık, “Hac Suresi”, TDV İslam Ansiklopedisi, 14/420.)
Hac suresi bütün insanlara Allah’a karşı gelmekten sakınılmasını ifade eden ayetle başlar, ardından kıyametin şiddetli bir sarsıntıyla kopacağı haber verilir. Daha sonra o güne ilişkin sahnelerin göz önünde canlandırılmasına imkân verecek örneklere değinilir. Öyle ki bu büyük olayın karşısında korkudan her emzikli kadının emzirdiği çocuğunu unutacağı, her hamile kadının çocuğunu düşüreceği ve insanların sarhoş olmadıkları hâlde sarhoş gibi görünecekleri bildirilir. (Hac, 22/1-2.) Devamında bazı insanların bilgisizce Allah hakkında tartışmaya girdikleri ve şeytana uyup yoldan çıktıkları, böylece azaba sürüklendikleri haber verilir. Daha sonra ahirette Allah’ın ölüleri dirilteceğine dair kuşkusu olanlara insanın yaratılış süreçleri hatırlatılarak bunun kâinat hadiselerinde devamlı olarak gerçekleştiğine dikkat çekilir. Böylece yeryüzünde kupkuru ve cansız toprağa yağmurla hayat veren ve daha sonra toprağın canlanarak her cinsten bitkiler çıkaran Allah’ın hak olduğu ve üstün kudretiyle ölüleri dirilteceği ifade edilir. Ardından bir bilgisi, bir kılavuzu ve vahye dayalı aydınlatıcı bir kitabı olmadığı hâlde sırf Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayan kâfirlerin, hem dünyada rezil olacakları hem de ahirette elim bir azaba maruz kalacakları bildirilir. Akabinde kendisine bir iyilik dokunduğunda bundan hoşnut olan ancak başına bir sıkıntı geldiğinde Allah’tan yüz çevirenlerin dünyada ve ahirette hüsrana uğrayacakları haber verilir. Buna karşılık Allah’a iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanların cennete girecekleri müjdelenir. (Hac, 22/3-15.)
Sonraki ayetlerde Allah’ın Kur’an’ı açık seçik ayetler hâlinde indirdiği ve isteyeni doğru yola ileteceği bildirilir. Daha sonra güneş, ay, dağlar, ağaçlar, hayvanlar gibi akıl ve şuurdan mahrum bütün yaratıklar ile insanların birçoğunun Allah’a secde ederken bir kısım insanların inkâra kalkıştığı ve bu yüzden azabı hak ettikleri anlatılır. Surenin devamında inkârcıların cehennemde karşılaşacakları şiddetli azap tasvir edilirken, iman edip Allah’ın hoşnutluğuna uygun davranışlarda bulunan müminlerin cennette çeşitli nimetlerle mükâfatlandırılacağı haber verilir. (Hac, 22/16-24.)
Sureye adını veren 27. ayetin de içinde bulunduğu ayetlerde (Hac, 22/25-41.), Mescid-i Haram’ın önemi vurgulandıktan sonra insanları Allah’ın yolundan saptıran ve hacdan alıkoymak suretiyle küfür ve zulümde ileri gidenlere elim bir azabın tattırılacağı bildirilir. Daha sonra Hz. İbrahim’in Kâbe’nin bulunduğu yere yerleştirilmesinden, insanları hacca davet etmesinden ve haccın sağladığı dünyevi ve uhrevi faydalardan, adakların yerine getirilmesinden ve kurban ibadetinden söz edilir. Devamında Allah’ın koyduğu kurallara ve yasaklara saygı duymanın önemine işaret edilerek asıl amacın kalplerde takvayı pekiştirmek olduğu belirtilir. Bu bağlamda kurbanların ne etlerinin ne de kanlarının Allah’a ulaşmayacağı, O’na ulaşacak olan şeyin sadece kişinin takvası olduğu vurgulanarak “takva” kavramının önemine dikkat çekilir. (Hac, 22/37.)
Hac suresinin bundan sonraki ayetlerinde (Hac, 22/39-41.) Müslümanlara ilk kez müşriklere karşı silahlı mücadeleye girmelerine izni verilir. Ayrıca insanların bir kısmıyla diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzündeki mabetlerin yıkılıp yok edileceği, bundan dolayı zulme uğrayan müminlerin kendilerini ve inançlarını savunmak için savaşabilecekleri bildirilir. Daha sonraki ayette bütün işlerin sonunun Allah’a ait olduğu vurgulanır.
Surenin 42-48. ayetlerinde Hz. Peygamber’e karşı inkârda direnen müşriklerin durumu ele alınır. Bu çerçevede müşriklerin müminlere yaptıkları eziyet ve özellikle Allah Resulü’nü yalancılıkla itham etmeleri dolayısıyla Hz. Peygamber ve müminler teselli edilir. İnkârcıların bu tutumunun sadece Hz. Peygamber’e değil, Hz. Nuh’tan itibaren bütün peygamberlere de benzer tavırlar sergiledikleri anlatılır. Daha sonra zulmeden nice toplulukların daha dünyada iken cezalandırılıp beldelerinin yıkıldığı ve insanlık için ibret levhaları hâline getirildiklerine değinilir. Bu bağlamda yeryüzünün birçok yerinde hâlâ var olan bu harabelerden insanların ders almalarının gereği vurgulanır. Daha sonraki ayetlerde (Hac, 22/49-51.) Allah Resulü’ne iman eden, dünya ve ahiret için yararlı eylemlerde bulunanlara bağışlanma ve cennet gibi değerli nimetlerin verileceği bildirilir.
Surenin 53-55. ayetlerinde kendilerine ilim verilenlerin Kur’an’ın Allah katından gelen bir hakikat olduğuna inanacakları ve onların hidayete erdirilecekleri ifade edilir, akabinde küfrün tehlikeli ve çıkmaz bir yol olduğuna işaret edilir. 56-57. ayetlerde ise kıyamet gününde hükümranlığın sadece Allah’a ait olduğu, insanlar hakkındaki hükmün O’nun tarafından verileceği bildirilir. Buna göre Allah’a iman edip yararlı işler yapanların nimetlerle dolu cennetlere konulacağı, inkârcılıkta direnenlerin ise aşağılayıcı cezalara çarptırılacakları vurgulanır. Daha sonraki ayetlerde Allah yolunda hicret edip bu uğurda canlarını feda edenlere özel mükâfatlar verileceği belirtilir. (Hac, 22/58-59.)
Surenin bundan sonraki ayetlerinde (Hac, 22/60-66.) Hakk’a inananlarla bâtıla uyanların bir tutulmayacağı vurgulanır. Allah’ın her şeye gücünün yettiği hatırlatılır. Bundan şüphe edenlerin göklerde ve yeryüzünde O’nun kudretinin tecellilerine bakmaları istenir. Bu çerçevede gökten inen suyun yeryüzünü yeşertmesinden deniz araçlarının hareketine ve olağan bir durum olarak algıladığımız yer gök dengesine kadar kâinattaki bütün dengelerin ve oluşların hep Allah’ın dilemesine ve yaratmasına bağlı bulunduğuna dikkat çekilir. 67. ayette her ümmet için uyacakları dinî kuralların belirlendiğine işaret edilir. Akabinde Hz. Peygamber’e inkârcıların tartışmalarına aldırmadan Rabbinin yoluna çağrıda bulunmaya devam etmesi istenir. Ayrıca kendisinin dosdoğru yol üzerinde olduğu vurgulanır. Daha sonra küfürde inat edip Allah’tan başka varlıklara tapanların tutumları eleştirilerek kendilerine hakikatleri bildirenlere karşı besledikleri kin ve sergiledikleri çirkin tavır sebebiyle uğrayacakları kötü akıbet haber verilir. (Hac, 22/68-72.)
Surenin 73-74. ayetlerinde Allah’tan başka tapınılan putların hepsi bir araya gelse bir sineği bile yaratmaya güçlerinin yetmeyeceği belirtilerek putperestleri küçük düşürücü bir örnek verilir. Bu bağlamda onların Allah’ı gereği gibi tanımadıkları oysa O’nun çok güçlü ve mutlak galip olduğu vurgulanır. Son ayetlerde Allah’ın peygamberlerine vahyi iletme vb. işler için meleklerden elçiler seçtiği gibi kullarına kendi emir ve yasaklarını tebliğ etmek üzere insanlardan da elçiler görevlendirdiği ve her şeyin bilgisinin kendi katında mevcut olduğu belirtilir. Daha sonra müminlere Allah’a secde etmeyi, rükû etmeyi, dünya ve ahiret için faydalı işler yapmayı (Hac, 22/77.) emreden ayetin ardından sure Allah yolunda gerektiği gibi cihad etmeyi buyurarak “Haydi, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. Sizin Mevla’nız O’dur. O ne güzel Mevla’dır ve ne iyi yardımcıdır.” (Hac, 22/78.) ifadesiyle sona erer.