GÜNEŞİN ÜŞÜDÜĞÜ ŞEHİR
ARDAHAN

Necla DİNÇ

Bir şehir düşünün, yılın yedi sekiz ayı karla kaplı. Beyaz örtülere bürünmüş heybetli dağlarıyla arzıendam ederken gördüğü savaşların, yaşadığı işgal yıllarının da izlerini günümüze taşır. Anadolu’nun kuzeydoğusunda, havası soğuk ama insanı sıcak bir sınır şehrimiz Ardahan. İsmini 628 yılında bölgeye yerleşen, Hazar Türklerinin bir kolu olan Arda Türklerinden alır. Ardahan 1068 yılında Sultan Alparslan’ın eliyle Büyük Selçuklu Devleti’nin hâkimiyetine girer. 29 Mayıs 1655 tarihinde ise Osmanlı topraklarına katılır. 93 Harbi’nde Rus işgaline uğrayan Ardahan Sancağı tam kırk yıl Rus hâkimiyetinde yaşar. 1918 yılında geri alınan sancak, Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında bir kez daha işgal edilir. Kurtuluş Savaşı’nda yedi düvele karşı topraklarını koruyan Türk milleti, 23 Şubat 1921’de Ardahan’ı işgal altından kurtarır. Evvela mutasarrıflık daha sonra Kars’a bağlı ilçe hüviyeti kazanan şehir, 1992 yılında ise Türkiye’nin 75. ili olmuştur.
Ardahan’ı gezmeye başladığınızda onun savaşlarla dolu tarihini de görebilirsiniz. Şehrin merkezinde karşınıza Rus mimarisine ait taş evler çıkacaktır. İşgal döneminde Ruslar tarafından imar edilmiş yapılar hâlâ varlığını sürdürür. Bunlardan biri şehri ikiye bölen Kura Nehri üzerine demirden yapılmış olan Rus köprüsüdür. Ruslar tarafından inşa edildiği düşünülen Kongre Binası ise tarihî bir öneme sahiptir. Mondros Antlaşması sonrasında 1919’un Ocak ayında yapılan Ardahan kongreleri, dönemin Ardahan kaymakamı Rasim Bey’in konağında gerçekleşmiştir. Binada düzenlenen kongrelerde alınan kararlar Erzurum ve Sivas Kongreleri öncesinde Millî Mücadele’nin yol haritasının oluşmasına katkıda bulunmuştur. Baltık mimarisi özelliği taşıyan bu konak bir dönem devlet hastanesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Kongre ve Kent Müzesi olarak ziyaretçilere açıktır.
Bülbülan/Bilbilan Yaylası
Doğu Anadolu Bölgesi’nin Karadeniz Bölgesi’ne komşu olduğu noktada yer alan Ardahan yüksek ve engebeli bir coğrafyadadır. Bu nedenle şehri kaplayan birçok dağ bulunur. Rakımı 1900 metre olan şehrin en yüksek noktası 3000 metre ile Kısır Dağı’dır. Ardahan’a yaklaştıkça gökyüzüne yaklaştığınızı hissedebilirsiniz. Yaylalara çıktığınızda gökyüzündeki bulutlar sizi sarmalayan bir yorgan gibi hemen üzerinizdedir. Soğuk ve gür suları, zengin bitki örtüsüyle Ardahan yaylaları hayvancılık için çok ideal mekânlardır. Bahar ayının gelmesiyle köy sakinleri yaylalara çıkar. Yaylalar aynı zamanda doğa turizminin canlı olduğu yerlerdir. Hoçvan, Yalnızçam ve Bülbülan yaylaları görülmeye değerdir.
Ardahan-Artvin yolu üzerinde iki şehrin ortak yaylası olan Bülbülan, Yalnızçam Dağları üzerinde 2600 rakımda yer alır. İsminin nereden geldiğine dair şöyle bir rivayet vardır: 93 Harbi zamanlarında soğuktan donma tehlikesi geçiren askerler, bir kuşun yol göstermesi sayesinde yayladaki hanlara sığınmışlardır. Bu olaydan sonra oraya Bülbülhan denilmiştir. Rivayet ne kadar doğrudur bilinmez ancak çevresinde birçok yayla bulunması sebebiyle uzun yıllar hayvan pazarlarına ev sahipliği yapan merkezî bir yayla olmuştur. Göç sonraları bu pazar kalkmış, bir dönem yayla atıl kalmıştır. 2005 yılından bu yana düzenlenen şenlikler ile Bülbülan Yaylası canlılık kazanmış ve ziyaret edilen bir turizm bölgesi hâline gelmiştir.
Çıldır Gölü
Ardahan’da bulunan irili ufaklı göllerin en büyüğü Çıldır Gölü’dür. Kışın tamamen donan gölün üzerinde yürümek, kamp yapmak, atlı kızaklarla tura çıkmak en sevilen etkinlikler arasında yer alır. Ara ara göl üzerinde buz pateni yapan yahut halay çeken insanların haberlerine rastlamış olabilirsiniz. Çıldır Gölü balık çeşitliliği açısından da zengindir. Yılın dört mevsiminde balıkçılık yapılabilmektedir. Kışın, göl üzerindeki buz tabakasının yuvarlak şekilde delinmesiyle gölden balık tutulur. Yaz aylarında da göl ayrı bir güzelliktedir. Göl kenarında piknik ve kamp yapmak, gölde balık tutmak, tekne turuna çıkmak yapılacak güzel faaliyetlerden bazılarıdır.
Ardahan’da yer alan bir diğer göl Aktaş Gölü, kuş gözlemcileri için ilgi çekici bir özelliğe sahiptir. Bir bölümü Gürcistan sınırlarında kalan Aktaş Gölü içerisinde hareket hâlinde olan 12 tane adacık bulunur. Kadife ördeği ve angut kuşunun popülasyonunun yüksek olmasıyla birlikte ak pelikan ile tepeli pelikan türlerinin bir arada üreme gösterdiği tek alandır.
Akçakale Adası
Çıldır Gölü üzerinde bulunan Akçakale Adası on bin yıllık bir tarihe sahip, doğal güzelliği ile insanı mest eden bir antik kenttir. Adada Neolitik dönemden kalmış taş dam evlerin kalıntıları bulunur. Akçakale Ada Şehri kanun gereğince arkeolojik ve doğal sit alanı ilan edilmiştir.
Yalnızçam Kayak Merkezi
Merkeze 20 km uzaklıktaki Uğurludağ üzerine kurulan kayak merkezi 2018 yılında açılmıştır. 2750 metre yükseklikte yer alan bu merkez, Alplere özgü kristal karlara sahiptir. Telesiyej hattının bulunmasının yanı sıra sarıçam ormanları arasında doğa ile iç içe kayak yapma imkânı sağlamaktadır. Buz tutan Çıldır Gölü’nü gezdikten sonra kayak yapmak iyi bir fikir olabilir.
Ardahan Kalesi
Ardahan, tarih boyunca çeşitli devletlerin hâkimiyetine girmiş ve farklı farklı yönetimler altında kalmıştır. Bu sebeple Ardahan’da sayısı epey fazlaca olan kale ve kuleye rastlanır.
Şehir merkezinde Kura Nehri’nin kıyısında yer alan Ardahan Kalesi, 1544 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Kale çevresinde yapılan araştırmalarda Eski Tunç Çağı’na ait bulgular elde edilmiştir. Bu bulgular bölgenin çeşitli krallıkların hâkimiyetine girdiğini gösterir. Kalenin iç ve dış cephelerinde taşa oyulmuş Gürcüce yazılar, farklı figürler bulunur. Kale, duvar örgü tekniği, çokgen kuleleri ve konumlandırılmış biçimi ile Rumeli Hisarı’nı andırır. Ardahan Kalesi’nin ilk sur inşasının Selçuklular tarafından antik temeller üzerine yapıldığı ve Osmanlı Dönemi’nde de kullanıldığı görülmektedir. Kalenin batıdaki büyük kapısı üzerinde Arapça bir kitabe yer alır. Kitabede “Arap, Rum ve Acem ülkelerinin, deniz ve karalarının sahibi padişahlar padişahı Selim Han’ın oğlu Sultan Süleyman-ı Azam namına yapılmıştır. Mülkü kıyamete kadar baki kalsın. Yapıldığı tarih: Şevval 963 (Miladi 1544) (Rumi 956-960)” yazmaktadır.
Şeytan Kalesi
Çıldır’a yaklaşık 1 km uzaklıkta eski adı Rabat olan Yıldırımtepe köyünde, oldukça sarp bir alan üzerine inşa edilmiştir. Konum ve mimari özellikleri sebebiyle Urartu kalesi olduğu tahmin edilse de Orta Çağ kalesi olması daha olasıdır. Ele geçirilmesi zor olduğu için Şeytan Kalesi adını aldığı düşünülmektedir. Ayrıca kalede yaşayanların kötü ruhlarla ilişkili olduğu için yenilmez olduklarına dair bir halk efsanesinden bahsedilir. 16. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine geçen bu kalenin içinde su sarnıcı, erzak deposu ve şapel kalıntıları bulunur. Günümüzde geceleri aydınlatılan Şeytan Kalesi’nin hemen yanındaki seyir tepesine kadar araçla ulaşım sağlanmaktadır.
Kinzi Kalesi
Bülbülan Yaylası’nın güneydoğusunda, 2200 metre yükseklikte küçük bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Ne zaman inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Mimarisinin Şeytan Kalesi’ne benzemesi nedeniyle aynı dönemlerde yapıldığı tahmin edilmektedir. Kalenin tamamı günümüze ulaşamamış, belli duvarları ayakta kalmıştır.
Yöresel Lezzetler
Ardahan denilince akla ilk gelen lezzet şüphesiz kaz eti olacaktır. Besiciliği Ardahan’da yaygın olmakla beraber yöresel bir lezzete dönüşen kaz eti, çoğunlukla bulgur pilavı ile servis edilir. Kaz eti ile yapılan bir diğer yöresel lezzet ise hinkaldır. Etli mantı diye de bilinen hinkal, yöre halkı için vazgeçilmez bir yemektir. Tahılın bol olması sebebiyle hamur işi çeşitleri bir hayli fazladır. Hinkalın yanı sıra kete ve feselli ketesi yöre halkı tarafından yapılan, vazgeçilmez bir lezzettir. Büyükbaş hayvancılığın yaygın olmasıyla Ardahan’da süt ürünleri de çeşitlidir. Göle kaşarı, gorcolo ve tel peyniri yöresel ürünler arasında sayılabilir. Halk arasında kırmızı elma diye de bilinen badana elması, Türkiye’de sadece Ardahan’ın Posof ilçesinde yetiştirilmektedir.
Arıcılık
Ardahan zengin bir flora çeşitliliğine sahiptir. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre Ardahan bitki örtüsünü oluşturan tür sayısının 1500 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu da çiçek balı üretiminde büyük bir avantaj sağlamaktadır. Aynı zamanda Kafkas ırkı denilen özel bir arı türü tarafından bal üretilmektedir. Kafkas arı ırkının korunması ve bal üretiminin desteklenmesi için Ardahan’da özel merkezler kurulmuştur.
Damal Bebeği
Damal ilçesinde yaşayan Türkmen kadınlar, Orta Asya Oğuz Türklerinin kıyafetlerini kullanmaya devam etmektedirler. Geçmişte kadınlar bu kıyafetleri ağaçtan yapılan bebeklere giydirerek oyuncak yaparlarmış. Günümüzde bu giysiler iyi bir işçilik ve el emeği ile kumaş bezler üzerine boncuklarla işlenerek yapılmakta ve plastik bebeklere giydirilmektedir. Bu bebekler 1996 yılında Japonya’da düzenlenen “Yöresel Folklorik Bebekler Yarışması”nda el emeği kategorisinde dünya birinciliği almıştır.
Âşıklık Geleneği
Ardahan düğün ve şenliklerinin olmazsa olmazları âşıklardır. Eski zamanlardan bu yana âşıklar yöre halkına hikâyeler anlatır, türküler söyler. Âşık atışmaları ise çok büyük bir heyecanla izlenir. Âşıklık geleneğine ilgi son yıllarda azalsa da gelenek devam ettirilmeye çalışılmaktadır.
Ardahan henüz daha saymadığımız birçok güzelliğe ve tarihî yerlere sahiptir. Ancak coğrafi konumu ve iklim şartları sebebiyle ziyaret edilmesi zor bir şehir iken gelişen teknoloji ile birlikte ulaşım ağı genişlemesi, küresel ısınmanın etkisiyle kış mevsiminin süresinin azalması Ardahan’ı daha ulaşılabilir bir şehir hâline getirmiştir. Son yıllarda tarihî mekânları olsun doğası olsun ziyaretçileri ağırlayacak seviyeye ulaşmış ve daha iyiye gitmektedir. Artvin’e sınır olması sebebiyle Doğu Karadeniz gezinizin rotasını biraz daha ilerletip Ardahan’ı gezebilir, dilerseniz sınır kapılardan Gürcistan’a geçebilirsiniz.