GÖRÜNMEYEN ŞİDDET
SÖZLE VURMAK
Canan ZERENAY AVAN
Rıfat Börekçi Dini İhtisas Merkezi Müdür Yardımcısı
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُونُوا خَيْراً مِنْهُمْ وَلَا نِسَٓاءٌ مِنْ نِسَٓاءٍ عَسٰٓى اَنْ يَكُنَّ خَيْراً مِنْهُنَّۚ وَلَا تَلْمِزُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِؕ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْاٖيمَانِۚ وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
“Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin zira onlar kendilerinden daha iyi olabilirler. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler çünkü alay edilenler edenlerden daha iyi olabilirler. Biriniz diğerinizi aşağılamayın, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fasıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır.”
(Hucurat, 49/11)
Kur’an-ı Kerim’in temel ilkelerinden biri de insan hayatının dokunulmazlığıdır. Yüce Rabb’imiz, insanın onur ve özgürlüğünün korunmasını garanti altına almıştır. Yaratıcısını tanıyıp ona kulluk etmekle mükellef olan insan her türlü iç ve dış tehlikeden emin olmak zorundadır ki kulluk görevini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilsin. İşte Yüce Allah bu korumayı üstlenmiş, insanın gerek bedenine gerek ruhuna yapılan şiddeti onaylamadığını beyan etmiştir. Kur’an-ı Kerim ayetlerine bütüncül bir yaklaşımla baktığımızda haksız öldürme gibi bedene yönelik birtakım eylemler yasaklanmış; aşırı gitmek, haddi aşmak, aşağılamak gibi ruha yönelik incitici fiiller ise insanın itibarını zedeleyen bir hak ihlali olarak nitelendirilmiştir. Çünkü insan hayatı kutsaldır; Yüce Allah ona herhangi bir sebeple haksızlık yapılmasına izin vermemektedir. Zira yaşam hakkının korunması esastır ve bu gaye ile çelişerek insana yönelik gerçekleştirilen her türlü bedensel ya da sözlü müdahaleler suç kapsamında değerlendirilmektedir. İslam dini, açık ayetlerle bireyin bedenine, inancına, özgürlüğüne yapılacak her türlü haksız müdahaleyi kesin biçimde yasaklayarak insanın şeref ve değerini korumayı amaçlamıştır.
Kur’an-ı Kerim’de hem fiziksel şiddete hem de ruhu yaralayan psikolojik şiddet sayılabilecek örneklere karşı olumsuz bir tavır görmekteyiz. İnsan onuruna saygı, Kur’ani toplumsal düzenin temelini oluşturur. Bu sebeple, itibarı rencide edici her türlü sözlü ya da davranışsal şiddet men edilmiştir. Kur’an-ı Kerim, merhamet ve adalet kavramlarıyla inşa edilmiş bir toplum düzeni kurmayı hedeflemektedir. Kur’an-ı Kerim, kendisine tabi olan inananları adalet ekseninde birleştirme gayesinde olmuştur.
Gerek Rabb’imizin ayetlerinde gerek modern söylemlerde fiziksel şiddet kadar tehlikeli görülen diğer bir ihlal biçimi psikolojik şiddettir. Alay etmek, kibirlenmek, gıybet ya da mahremiyete müdahale gibi davranışlar insanın kişilik bütünlüğüne yapılan zorbalık ya da duygusal şiddet olarak tanımlanmakta ve bunlar kişinin güvende olma hakkını zedelemektedir. Yüce Kitabımız, insan haklarını sadece fiziksel müdahalelerle sınırlandırmaz. Kalbi inciten, ruhu yıpratan söz ve tavırları da bir ihlal sayarak bu tarz davranışlara karşı da bir tutum geliştirir. Psikolojik şiddet kapsamında değerlendirebileceğimiz bu davranışlar görünmeyen ama derin izler bırakabilen bir hak ihlalidir, mağdur üzerinde derin yaralar açmaktadır. Bahse konu olan ayette psikolojik şiddetin üç ana unsuruna yer verilerek müminler bu davranıştan sakındırılmaktadır.
* Alay etmek: Ayette, alay edilenin uğradığı psikolojik yıkımdan önce alay edenin bilinçaltındaki tetikleyici duyguya odaklanarak onu giderme yoluna bakılmalıdır. Üstünlüğün ancak takvada olduğunu bilen bir dine mensup olanlar hangi bilinçaltı ile kardeşiyle alay ederek onun değersiz hissetmesine sebep olabilmektedir. Kanaatimizce odaklanılması gereken husus burasıdır. Tefsirlerden hareketle, kişiyi alay etme davranışına iten gücün “kendini beğenme”, “karşısındakini küçük görme” duygusu olduğunu söyleyebiliriz. Amaç, muhatabını değersizlik duygusuna sevk etmektir. İşte bu durum tam olarak psikolojik şiddettir. İslam dini, bu tür müdahalelerle bireyi kötü bir ruh hâline sevk edenleri bu ayetle açık bir şekilde ikaz etmektedir. Ayette geçen “belki onlar sizden daha hayırlıdır.” ifadesi ise bize başka bir perspektif sunarak mağdur konumunda olan kişinin Allah katındaki potansiyel değerini ifade etmektedir.
* Ayıplamak: Ayetteki “lemz” kavramı, kişiyi ayıplayarak rencide etmek ve küçük düşürmek anlamına gelmektedir. Bu duygu, kişinin yavaş yavaş kendini sosyal hayattan soyutlayarak çekilmesine, öz güven kaybına ve hatta depresyona girmesine sebep olabilmektedir. Yapacağı her hareket ve sözünde ayıplanıp aşağılanacağını düşünen kişi bir daha sosyal hayatta yer almak istemeyebilir. Yarattığı kulunu en iyi bilen Rabb’imiz, kişinin dışlamaya ve ayrımcılığa maruz kalmaması için bu tür davranışlardan inananları sakındırmakta; Hümeze suresinde de lemz eylemini işleyenler hakkında “veyl olsun” ifadesini kullanarak bu fiilin çirkinliğine vurgu yapmaktadır.
* Kötü lakap takmak: Birbirine kötü lakap takmak anlamına gelen “tenabüz” kelimesinin alt yapısındaki davranış, kişinin geçmişteki bir olumsuzluk ya da hatasını hatırlatarak onu incitmektir. Bu tavır, Kur’an-ı Kerim tarafından olumsuz bir çerçevede sunulur. Çünkü bu davranış, bireyin saygınlığını zedeler ve kendini geliştirmesini engeller. “İmandan sonra fasıklık ne kötüdür.” buyuran Rabb’imiz, bu tür ruhu incitici davranışların müminde bulunmaması gerektiğini ifade ederek bunlara devam edenleri “fasık” olarak nitelemektedir.
Kur’an-ı Kerim’in bu ayette tanımladığı eylemler, açık birer hak ihlali sayılmaktadır. Zira bireyin onurunu hedef almaktadır. İnsan; fiziki, akli ve kalbî melekelerle donatılmış bir varlıktır. Yüce Rabb’imizin bu özelliklerle yaratıp kulluk yapmasını istediği insanın saygınlığını zedelemek hiçbir kimse için olası değildir. İnsan onurunu inciten her kelime, tavır ve ima âdeta kalbe işleyen bir şiddet biçimidir. Kur’an, hem bu davranışları yapan bireyi sakındırır hem de toplumu bir iç temizlik ve nezaket ahlakına çağırır. Psikolojik şiddeti bir inanç zaafı ve kalp hastalığı olarak gören ilahi mesaj, bu anlamda birey ve toplumu inşa eden bir hakikattir.