GÖNÜLLÜ ALDANIŞ: KİŞİSEL GELİŞİM KİTAPLARI

Mehmet KAHRAMAN

Gençlik yıllarında kişisel gelişim kitaplarıyla haşir neşir olmuş biri olarak kişisel gelişim hep ilgimi çekmiştir. Düşünme becerileri, iletişim teknikleri, NLP gibi alanlarda onlarca kitap okuduğum hâlde nedense kendimi gelişmiş biri gibi hissetmiyordum. Bir yerlerde bir eksiklik vardı ama ne? Yıllar sonra şunu fark ettim: Kişisel gelişim kitapları gönüllü bir aldanıştı.

Aslında kişisel gelişim anlam olarak kimsenin karşı çıkamayacağı bir kavram. İnsan; gelişmek, kendini tanımak, potansiyelinin farkına varmak ve hayatını güzel yaşamak ister. Bu, sadece bugünün insanının isteği de değildir. İnsan var olduğundan beri anlam ve mutluluk üzerine düşünmüş, kendini hayata karşı konumlandırmaya çalışmıştır. Bu nedenle kişisel gelişim Antik Yunan’dan günümüze hep ilgi görmüştür. “Kendi bil.”, “Kendine eğil.” cümleleriyle başlayan bu süreç, modern zamanlarda ne yazık ki kişisel gelişim adı altında bir sektöre dönüşmüştür. Kendini bilmek kitaplar, seminerler ve atölyelerle kapitalizmin pazarlama araçlarına kurban edilmiştir. Bugün kişisel gelişim dendiğinde sahte bir dünya, para ve saçmalıklar akla gelmektedir. Oysa gelişim, insanı ruhen ve bedenen daha iyi noktaya getirmeyi amaçlamalıdır ve akla ilk bu gelmelidir.

İnsan hayatı yaşayarak öğreniyor. Daha önceden tecrübe etmediğimiz bir meselede karar vermek, seçim yapmak, fikir beyan etmek çoğu zaman hatalı sonuçlar verebiliyor. Bu yüzden kendini tanımak, imkânlarını bilmek, yeteneklerini fark etmek için yollar, yöntemler denemek gerekiyor. Ekonomik durumu profesyonel destek almaya yetmeyenler çareyi kişisel gelişim kitaplarında veya sosyal mecralarda arıyorlar. Okuduklarıyla veya dinledikleriyle eksikliğini hissettikleri şeyleri geliştireceğini düşünüyorlar. Okuma esnasında her şey yolunda ve kolay görünürken iş uygulamaya geçtiğinde bocalama başlıyor. Görünmeyen bağlar ortaya çıkarak kişiyi sınırlıyor, böylelikle yetersizlik duygusu depresif yapıya evriliyor.

Kişisel gelişimde göz ardı edilen en önemli husus fıtrat meselesi, yani kişilik. Tamam, bir şey istiyorsun ama bu istek senin karakterine uygun mu? Onu elde ettiğinde mutlu olacak mısın? İlk zamanlar aklına gelmiyor böyle sorular. “Diğerleri yaptıysa sen de yapabilirsin.” sloganı iştahını kabartıyor. Diğerleri kaç kişi? Onlarla aynı özelliklere mi sahipsin? Bunlar sorgulanmıyor tabii ki. Formülleri uygularsan sen de yapabilirsin cümlesine aldanıp okumaya devam ediyoruz.

Kişisel gelişim kitaplarının hiç mi faydası yok? Kendimizi geliştirmek istersek ne yapmamız gerekir? gibi sorular akla gelebilir. Hiçbir şeyi toptan kabul etmek veya toptan reddetmek olmaz. Böyle kitapların elbette faydası olabilir ama kendimizi tanıyor ve ne istediğimizi biliyorsak istifade edebiliriz ancak. Kafa karışıklığını gidermek ve anlamı netleştirmek için bir tanımlama yapmak yerinde olacaktır. Öncelikle kişisel gelişim nedir? Kişisel gelişim deyince ne anlamamız gerekiyor ona bakalım.

Kişisel gelişim “Bireylerin bedensel, ruhsal, zihinsel, ekonomik vb. alanlarda yetilerini geliştirmesi, potansiyelini artırması ve karşılaşabileceği problemlere çözüm üretebilmesi.” şeklinde tanımlanır TDK’de. Tanıma baktığımızda hepimizin istediği şey bu diyebiliriz. Kişisel gelişim insanın kendini tanıması, güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmesi, becerilerini ve yeteneklerini üst seviyeye çıkarması, fiziksel, duygusal ve ruhsal yönden gelişmesini ifade eden bir kavramdır. Kişi kendini tanıdıkça, imkânlarını keşfedip becerilerini geliştirdikçe isabetli seçimler yapabilir, doğru kararlar verebilir. Lakin günümüzde kişisel gelişimden anlaşılan şey para ve başarı odaklı sanal bir dünyadır. Kişi kendini bilmeden, potansiyelinin ne olduğuna bakmadan kendini geliştirebileceği yanılgısına düşer.

Kişisel gelişim kitaplarına yönelen insanların genel özelliği öz güveni gelişmemiş, kişisel olarak güçsüz kişilerdir. Bunlar herkes gibi toplum içinde söz söyleyebilmek, kariyer sahibi olmak, liderlik becerilerini arttırmak isterler. Kitaplarda tavsiye edilen önerileri okuyunca ötekiler gibi olacaklarını zannederler. Okurken çok büyük keyif alırlar, o yüzden tekrar tekrar okurlar. Bir kitap bitince başka bir kitaba başlarlar, o bitince diğerine. Okumak bir hobiye dönüşür. Yalnız, ortada dillendirilmeyen bir sorun vardır. Onlarca kitap okunmasına rağmen ne liderlikte ne de kariyerde hiçbir ilerleme olmamıştır. Oysa büyülü cümlelerdi onlar: “Düşün ve zengin ol.”, “Büyük düşünmenin büyüsü”, “Liderlik becerileri kazanma.”, “Dost kazanma ve insanları etkileme.”, “30 saniyede karşındakini ikna et.” Okurken plasebo etkisi yapan kitaplar gerçek hayatla yüzleşince hiçbir işe yaramıyor maalesef.

Yaramaz çünkü kişilik diye bir husus var. Allah hepimize başka başka yetenekler vermiş. Bu iş okumakla olacak olsaydı herkes patron, lider, CEO, hatip olabilirdi. Dikkat ederseniz isteklerimizin hemen hepsi dışarıdan kabul almaya yönelik kariyer, para, başarı odaklı; ben kimim, ne istiyorum, özelliklerim neler değil. Bu tür arzular varoluş sorunlarını çözememiş, öz güven yoksunu, sevilmemiş veya kabul görmemiş depresif kişilerin beklentilerini oluşturuyor. Kendinden ve dolayısıyla hayatından memnun olmayanlar; rutinlerinden çıkmak, etkili ve yetkili olabilmek için çareler ararlar. İsterler ki bir an önce başarılı olup para kazansınlar da insanların ilgisini çeksinler, kabul görsünler. Maalesef böyle olmuyor. Sahip olmadığın şeyi dışarıdan edinmek zordur. İçinde ne varsa dışına o yansır. Kişisel gelişim kitapları kendi doğasını keşfetmiş, iç motivasyonu yüksek insanlara rehberlik edebilir.

Sonuç olarak söylemek gerekirse insan gelişime açık bir varlıktır. “İki günü eşit olan ziyandadır.” ilkesi uyarınca hareket etmek, gelişmek zorundayız. Dünya bir tekâmül yeridir. Varlıkla ve yoklukla, güçle ve zayıflıkla, zorlukla ve kolaylıkla sınanacağız. Kim olduğumuzu bilirsek, kendimizi tanırsak, neleri yapıp neleri yapamayacağımızı anlarsak imtihan da hayat da güzelleşecektir. Bu açıdan gelişmeli, kemale doğru adım atmalıyız. Ben kimim? Gerçekte ne istiyorum? İsteklerim fıtratımla uyumlu mu? soruları burada anahtar vazifesi görecektir. Ne istediğini bilmeyen, toplumun beklentilerini kendi isteği sanan, psikolojik sorunlarını aşamamış kişiler gönüllü bir aldanış içindedirler. Kişi kendini bilmeli. Ama bunun için de çaba sarf etmeli. Kendini bilen, hayatın farkında olan insan anlamlı ve coşkulu bir hayat yaşayabilir.