Yaptığı hizmetlerle bir döneme damgasını vuran,
insanlara sevgi aşılayan ve bir gönül insanı olan
İrfan Fethi Gemuhluoğlu’nu, oğlu Doç. Dr. Ali Gemuhluoğlu’na sorduk…
Fethi Gemuhluoğlu, dava şuuruyla yaşamış, binlerce gencin önünde yürümüş, onlara yol göstermiş, tanıyanların onu unutmadığı bir insan olarak kaldı hafızalarda. Kıymetli babanızın hayatınızdaki yerinden ve sizde bıraktığı izlerden bahseder misiniz?
Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu, gerçek bir mümin gibi yaşadı. Buna tanıklık ederim. Ev yaşamında da ev dışı yaşamında da Kur’an’a uygun bir yaşam sürmüştür. Hayatı boyunca Peygamberimizin yaşam ilkelerini tam anlamıyla uygulamıştır. Kur’an’ın tarif ettiği ve istediği bir mümin olarak hayatını düzenlemiştir. Yaptığı her iyiliği ve yardımı Allah rızası için yapmıştır. Hiçbir zaman şahsi maddi veya manevi menfaatini düşünmemiştir. Hatta bazen şahsi maddi ve manevi menfaatlerini Allah rızası için göz ardı etmiştir.
Hakk’a yürüdüğünde kardeşim ve bana hiçbir maddi miras bırakmadı. Bakın bu çok önemli. Kesinlikle maddi dünya ile bir ilişkisi yoktu. Neyzen Tevfik’in şu dizelerini söylerdi sürekli: "Feleğin kahpe başında paralansın parası/ Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye". Bize bıraktığı en önemli miras, aşka ve dostluğa ölünceye kadar muhabbet duymamız ve bu evrensel kavramların yaygınlaşması için gayret göstermemizdi.
Kardeşim Selman Gemuhluoğlu ve benim için sadece bir baba olarak değil, aynı zamanda gerçek bir mümin olarak da örnek aldığımız önemli bir yol göstericimiz oldu. Bize, sadece oğlu gibi değil, aynı zamanda kardeşi ve yol arkadaşı gibi de davrandı. Sonsuz güvene dayalı bu davranışı, bizde, gerçek bir mümin nasıl olunur bilincini oluşturdu.
Babam annemin âşığı, annem de babamın âşığı idi. Anne ve babamın birbirlerine aşkları, aşkın somut olarak insan hayatındaki önemini öğretti kardeşime ve bana. Biz, âdeta aşkın taştığı bir evde büyüdük.
Annem Dr. Suzan Gemuhluoğlu, çok önemli bir doktordu. Ama o da babam gibi Muhammedî yolun büyük bir savunucusu ve gönüllü hizmetkârıydı. Annemi ve babamı, iki büyük âşığı bu vesileyle rahmetle anmak isterim.
Fethi Gemuhluoğlu denilince gönül dünyası ve herkesi âdeta etkisi altına alan hitabeti geliyor akıllara. Buradan yola çıkarak onu öne çıkaran hususiyetler nelerdi?
Fethi Gemuhluoğlu’nun insanların üzerinde olağanüstü bir etkisi vardı. Hiç abartmadan söylüyorum. Onunla tanışanlar ondan bir daha kopamazlardı. Muhteşem bir ses tonu, nefis bir Türkçesi ve olağanüstü bir beden dili vardı. Onunla tanışan biri o tanışma anını ömrünün sonuna kadar unutamazdı. Bir insan nasıl bu kadar etkili olur diye zaman zaman düşünmüşümdür. Sonra anladım ki o kendini Allah’a teslim etmiş bir Muhammedî idi. Her söylemini ve her davranışını Muhammedî bir bilinç ve edep ile yapardı.
Çok kararlı, kendinden çok emin, çok net hükümler veren, çok güvenilir biriydi. İnsanlar ona çok özel sırlarını dahi rahatlıkla anlatırlardı. Gerektiğinde ona maddi veya manevi her şeylerini teslim ederlerdi. Bilirlerdi ki Fethi Ağabeyleri onları düşünür, günlük hayatlarındaki olumsuzluklardan korurdu. O, bir anlamda "logos spermatikos" yani aklı (zihni) dölleyen kelamı söyleyen önemli çağdaş bir dervişti.
Fethi Gemuhluoğlu, etrafındaki insanlarda en ufak bir meziyet, bir değer görse âdeta mübalağalı bir şekilde peşlerine düşerdi. “Sen benim yoldan kardeşimsin.” dediği şu an bile onlarca insan var bildiğimiz. Neydi Gemuhluoğlu’nun yolu?
Fethi Gemuhluoğlu’nun yolu Hazreti Muhammed (s.a.s.) ve ehl-i beytinin yolu, ehl-i sünnetin yolu idi. Sürekli söylediği gibi Kur’an ahlakıyla ahlaklanmanın yolu idi.
O, yeniden kurulacak İslam medeniyetinin öncülerinden biriydi. Müslümanlar arasında kesinlikle ayrımcılık yapmazdı. O, bir İslam rönesansına inanıyordu. Bu yeniden doğuş her alanda olacaktı; estetikte, teknolojide, toplumsal yaşamda... Bu inancını, 1950’li yıllardan itibaren etrafındaki gençlerle paylaşmıştır. Bu medeniyetin elitlerini oluşturmayı en önemli vazifelerinden biri saymıştır.
Bu elitler, sadece üniversite mezunu değil, mümkünse yüksek lisans ve doktora sahibi, sanatı ve edebiyatı derinlemesine bilen, estetik zevkleri en üst düzeyde ve Anadolu irfanını şehirlere taşıyacak olan gençlerdi. O, hiç yorulmadan bu gençlerin önünü açmış, bu gençler için tek başına bir nevi yetenekli insanları bulan ve eğiten "enderun mektebi" olmuştur.
Onun örnek alınması gereken özelliklerinden biri de çocuklara karşı duyduğu derin sevginin yanında bir yetişkin gibi gösterdiği saygıydı. Gemuhluoğlu, evde nasıl bir babaydı, onunla çocukluğunuzdaki baba oğul ilişkinizi anlatabilir misiniz?
Fethi Gemuhluoğlu, özellikle çocuklara karşı büyük bir hürmetle davranırdı. Ayrıca gençlere, kadınlara ve hayvanlara da sonsuz bir sevgi ve saygı duyardı. Karşılaştığı çocukların ellerinden, gençlerin omuzlarından öper ve hanımefendilerin önünde saygı ile hafifçe eğilirdi. Yolda yürürken âdeta herkese büyük bir edeple selam verirdi. Hiç kimseyi birbirinden ayırt etmezdi.
20. yüzyılın kadınların asrı olduğunu, 21. yüzyılın ise çocukların asrı olacağını söylerdi. Galiba bu öngörüleri tahakkuk etti.
Çeşme ahlakı ile ahlaklanmamız gerektiğini söylerdi. Çeşme, kendisine gelen insan veya hayvan, kötü veya iyi ayırt etmeden herkese su verir. Kur’an da bizim böyle olmamızı ister, derdi. O, yaşarken Allah inancı ve peygamber sevgisini ağzından hiç eksik etmedi. Vefat ederken de Allah ve peygamber sevgisinden bahsederek göçtü.
Son olarak sizi en çok etkileyen Fethi Gemuhluoğlu yorumlarından birini paylaşır mısınız?
Rahmetli Mehmet Genç hocamızın şu yorumu çok önemlidir: "Osmanlı devleti sona ererken Osmanlı sistemi hakkında araştırma yapan, Albert Hoew Lybyer adında meşhur Amerikalı tarihçi var. Kendisi Boğaziçi Üniversitesinde hocalık yapmış aynı zamanda. 1913 yılında tamamladığı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yapısını analiz ettiği Kanuni Sultan Süleyman Devri’nde ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Yönetimi’ başlığı ile Türkçeye de çevrilmiş bulunan önemli bir çalışmasında Lybyer, Osmanlı’nın devşirme sistemi sayesinde ne kalitede bir elit kesimini oluşturduğunu ve bu elitlere nasıl bir sorumluluk yüklediğini mükemmel bir şekilde anlattıktan sonra; ‘Bugünkü Amerikan demokrasisi ile Osmanlı sistemini mukayese ettiğimizde hangisi ne derecededir.’ diye bir konu açar ve önce Amerikan demokrasisinin erdemlerini sıralar. ‘Amerika fırsatlar ülkesidir, herkesin önündeki engelleri kaldırır ve gidebileceği yere kadar serbestçe yürümesine imkân veren mükemmel bir sistemdir.’ diye özetler ve şöyle devam eder: ‘Osmanlı sistemi ise yeteneğin önündeki engelleri kaldırmakla yetinmez, yeteneği kulağından tutar ve gidebileceği, yükselebileceği yere kadar bizzat kendisi götürür. Böylesine rasyonel liyakat sistemi, böylesine meritokrasi, dünya tarihinde benzeri görülmemiştir.’ diye ifade eder.
Fethi Ağabey’in dayandığı tarihsel arka plan işte bu sistemdir. Fethi Ağabey, sanki o sistemin son temsilcisiymiş gibi herkeste bulunan en iyi yeteneği buluyor ve onun gelişmesi için fiilen yardım ediyordu. Bizzat kendisi, çok geniş olan çevresiyle temaslarını hep bu amaçla kullanırdı. Geniş nüfuzunu hiçbir zaman şahsi menfaatleri uğruna kullandığına rast gelmedik. Bizim toplumumuzda insanlara yardım etmek geleneği hep vardır ama bu yardım hep düşene yardım etmek şeklinde olur fakat yetenekli bir insanın bulunduğu yerden daha yukarı çıkması için yardım edildiğine pek rast gelmeyiz. İşte Fethi ağabey, bu geleneğin son ve mükemmel örneğiydi."İ
İrfan Fethi Gemuhluoğlu kimdir?
İstanbul Göztepe’de doğdu. Arapgirli bir Türkmen ailesinin oğlu olup babası Mustafa Neşet Efendi, annesi Fatma Saniye Hanım’dır. Çocukluğu, son Osmanlı aydınlarının yaşadığı Erenköy ve Göztepe semtlerinde geçti. Yetişmesinde, geniş tarih bilgisinde, edebiyat ve tasavvufla olan münasebetinde, gönül adamı kişiliğinde ailesinin ve çevresinin büyük tesiri olmuştur. Haydarpaşa Lisesini bitirdikten sonra bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine devam etti. 1950-1955 yılları arasında İstanbul’da çeşitli okullarda Türk dili ve edebiyatı hocalığı, 1955-1963 yıllarında Spor ve Sergi Sarayı müdürlüğü yaptı. Daha sonra Almanya’da iki yıl serbest gazeteci olarak çalıştı. 1965-1966 yıllarında Millî Eğitim Bakanlığında özel kalem müdürlüğü görevinde bulundu. 1966-1970 yılları arasında Ankara ve İstanbul’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği basın müşavirliği yaptı. Çok sayıda vakıf, dernek ve hayır kurumunda yönetim ve danışma kurulu üyeliği gibi görevlerde bulundu. Kuruluşunu gerçekleştirdiği Türkpetrol Vakfının sekiz yıl süreyle genel sekreterliğini yürüttü.
Yaptığı hizmetlerle yaşadığı döneme bir gönül ve hizmet adamı olarak damgasını vuran Fethi Gemuhluoğlu sağlam karakteri, toplumu bir bütün olarak ele alan hoşgörülü tutumu ve herkese sevgiyle yaklaşımından dolayı etrafında aydın bir çevre oluşturdu. Zarif bir İstanbul Türkçesiyle yaptığı konuşmalarında, mektup ve makalelerinde iman, aşk, emek, hürriyet, güzel ahlak, çalışkanlık gibi değerlerin savunucusu oldu ve bir dönemin yükseköğrenim gençliğine bu değerleri aşılamada önemli rol oynadı. Bulunduğu bütün görevlerde Batılılaşmanın Türk toplumunda meydana getirdiği tahribatın onarılması için büyük çaba sarf etti. Konuşmalarında, makale ve mektuplarında sevgi (aşk)ve dostluk kavramları üzerinde titizlikle duran Fethi Gemuhluoğlu, bunların ölçüsünün insana ve İslam’a hizmet etmek olduğunu, sevginin karşılıksız olduğunu, insan hayatının aşk ve cezbe üzerine kurulduğunu ifade etmiştir. İnsanın iyi tarafını öne çıkarmanın ancak sevgi ve dostlukla mümkün olduğunu söyleyen Gemuhluoğlu’na göre aşk insanın katı yanlarını yumuşatarak hayata bir esneklik kazandırır. Bu esneklik güçlüklerin aşılmasına yardımcı olur, insanlar arasındaki dayanışmayı ve yardımlaşmayı mümkün kılar. 5 Ekim 1977’de İstanbul’da vefat eden Gemuhluoğlu’nun kabri Sahrayıcedid Mezarlığı’ndadır.