GERİYE Mİ DÖNSEK, GERİ Mİ DÖNÜŞTÜRSEK?
Nahide ÜŞÜMEZ ALTUNÖZ
Doğa müthiş bir dönüştürücüdür. Ekosistem adı verilen bu yöntem ile hiçbir şey yok olmadan dönüşerek dünyamızın dengesi korunmaktadır. Ancak son yıllarda insanlığın tüketim miktarındaki artış sonucu oluşan atıklar, doğanın baş edemeyeceği boyutlara ulaşmıştır. Bu çevresel kirliliğin akabinde oluşan iklim değişikliği canlıların yaşamını tehdit ettiğinden dünyanın başı, atıklar ile derttedir.
Tamamı insan kaynaklı atık sorunun çözümü, yine insan elinden olacaktır. Bu bağlamda birçok kurum ve kuruluş yeni fikirler ile farkındalık oluşturmaya çalışırken ülkemizde son yıllarda “Sıfır Atık” adı altında son derece başarılı resmî bir uygulama geliştirilmiştir.
Sıfır atık uygulamasının bazı aşamaları vardır. Bunlardan biri de geri dönüşümdür. Geri dönüşüm, tüketim tercihlerinin doğru yönetilmediği, reddetme alışkanlığının olmadığı veya ürünün yeniden kullanımının söz konusu olmadığı durumlarda devreye girer. Kısaca tarihçesine baktığımızda bizim kültürümüzde zaten uygulandığını görebiliriz. Dünden kalan pilavı sarma yapan annelerimiz veya işlevini yitirmiş bir ahşabı başka bir nesneye dönüştüren babalarımızın israf etmemekteki çabası, geri dönüşüm ile örtüşmektedir. Ancak tüketim toplumuna geçiş nesli olan bizler, bu anlamda ne durumdayız? Öncelikle bu konuda durum tespiti yaparak farkındalığımızı artırmalı, neler yapabileceğimizi araştırarak işe başlamalıyız.
Geri dönüşümün önemli bir kısmı tesislerde yapılmaktadır. Bizler de günlük hayatta bazı pratik uygulamalar ile dünyaya küçük katkılar sunabiliriz. Bu pratik uygulamaları yapmadan önce ihtiyaçlarımızı ve imkânlarımızı bilmek işimizi kolaylaştırır. Bugün bir yetişkin, evinde mobilyasını boyayıp işlevini değiştirirken, eskidiğini düşündüğü pantolonlardan çanta yaparken, bir çocuk kartondan yaptığı bir kedi evi ile hobi olarak geri dönüşüm yapabilir. Kâğıt toplayıcıları çöpten ekmeğini kazanırken belki de farkında olmadan geri dönüşüme katkı sunabilir.
Geri dönüşüm yolculuğunu yaşam tarzına dönüştürdükçe yeni açılımlar ve yeni fikirler türemektedir. Ninelerimizin kullanılmış giysilerden dokuduğu çul çaputtan esinlenen Yasin Sert isimli bir üniversite öğrencisi, “Chapputz” adını verdiği çanta projesi ile 5. GİV Girişimcilik Ödülü’ne layık görüldü. Çalışması ile geri dönüşüm alanında modern bir uygulama olarak umut vaat ediyor.
Geri dönüşüm farkındalığı oluşturmanın bir yolu da yeni nesle rehber olmaktan geçiyor. Çocukların ve gençlerin eğitilmesi önem arz ettiği için MEB müfredatında konuya değinilerek; STEAM uygulamalarıyla, fen bilgisi derslerinde birçok etkinlik veya öğrenme araçlarıyla detaylı çalışmalar yapılmaktadır. Yazar Sima Özkan’ın “Her tohumun insanın yüreğine çocuklukta atıldığına inanıyorum.” sözü bu çalışmaların amacını özetler niteliktedir. Ayrıca bu alanda TÜBİTAK gibi yayınlardan faydalanmak konuyu daha eğlenceli kılarak konunun daha iyi kavranmasına destek olabilir.
Ülkemizde geri dönüşüm alanında kitap eksikliği önemli bir sorundur. Bugün bu alanda en çok üniversiteler çalışma yapmaktadır. Ancak büyük emek verilerek yapılan çalışmalar hızlı değişim nedeniyle ya güncelliğini yitirmekte ya da toplumun bazı kesimleri için fazla akademik kalmaktadır. Çeviri kitaplara bakıldığında çözüm önerilerinin birçoğu yerel kodlara uymamaktadır. Ülkemizde yazılan kaliteli kitapların sayısı ise oldukça azdır. Yayıncıların bakir bir alana yer açması ve mevcut kitap sayısını artırması, toplumsal bir hizmet üretmelerini sağlayacaktır. Üniversitelerin bu alanda bölümler açması veya var olan dersleri çeşitlendirmesi kaynak üretimini artırabilir. Bununla beraber bu konuda çalışma yapmak isteyen öğrencilerin kaynak yetersizliği nedeniyle araştırma yapmaktan vazgeçmeleri önlenerek yeni çözüm önerileri geliştirmelerinin önü açılabilir.
Geri dönüşümün dünyamız için bu kadar gerekli iken az rağbet görmesinin en önemli nedenlerinden biri, kâr payının düşük olmasıdır. Bu nedenle çoğunlukla kamusal çözüm önerileri veya yatırımlar beklenmektedir. Ancak bir kızılderili atasözünün dediği gibi “Son ağaç kesilip, son nehir kirletilip son balık tutulduğunda insanlar paranın yenmediğini anlayacaktır.” Bu durumda hem kamu hem özel sektörün sorumluluğu paylaşarak birlikte çözümler üretmesi oldukça önemlidir. Yerelde belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının konuya yakından eğilmesi daha hızlı ve etkili sonuçlar verebilir. Geleceğin ellerinde şekillendiği minimal paydaşlardan öğretmen ve ebeveynlerin çalışmalara katılması büyük bir önem arz etmektedir. Çünkü bugünün çocuğu, yarının mühendisi, sanayicisi, kanun koyucusu veya uygulayıcısı olacaktır. Her alanda olduğu gibi sıfır atık konusunda da donanımlı bir gençlik, geleceğin teminatıdır.