GENÇLERLE
HASBİHÂL
Prof. Dr. İbrahim Hilmi KARSLI
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı
Kıymetli gençler! Her birimiz ebediyete uzanan uzun bir yolun yolcularıyız. İnişli çıkışlı bu yolculukta insan, çeşitli zorluklarla karşılaşmakta, değişik hayat tarzı, akım ve moda ile yüz yüze gelmektedir. Hem nefsinden ve şeytandan hem de dıştan gelen çeşitli saptırmalara maruz kalmaktadır. Hele bugünkü dünyada durum daha bir karmaşık hâle gelmiş ve istikameti belirlemek iyice zorlaşmıştır. Bir genç, bunlar arasında hem dünya hem de ahireti için faydalı olanı nasıl tespit edecektir? Yoksa o, nerelere sürükleyeceği belli olmayan ve doymak bilmeyen arzu ve ihtirasların akıntısına mı kendini bırakacaktır?
Sevgili gençler! Bu noktada akıl ve bilimin sunduğu bilgi ve yaptığı rehberlik elbette ki önemlidir ama bunların yeterli olduğunu söyleyebilir miyiz? “Evet” demek zordur. Çünkü bu bilimlerin insanın akıl, kalp ve ruhunun anlam arayışlarına cevap vermesi ve bunları tatmin etmesi gibi gayelerinin olmadığı bir gerçektir. Bilimler, varlığı, insanı ve toplumu açıklıyor ama bu hayatta insanın yaşadığı maceraya, ölüm ve sonrasına bir açıklama getiremiyor. Peki, sonrası olmayan bir hayat ne kadar anlamlıdır? İnsanın yaptığı olumlu ve olumsuz her şey bu dünyada mı kalacaktır?
Değerli gençler! Şu hâlde insanın önünde, hem dünyasını hem de ahiretini kuşatacak ve bu konularda ona rehberlik yapacak tek bir seçenek kalıyor: Allah Teâlâ’dan gelen son davete kulak vermek. Allah’ın, yarattığı ve her türlü ihtiyacını karşıladığı insanı, uçsuz bucaksız bu dünya çölünde başıboş bırakması düşünülebilir mi? İşte, insanın böyle bir rehberliğe ihtiyacı olduğu için Allah Teâlâ kitaplar göndermiştir ve bunların sonuncusu da Kur’an’dır. Dolayısıyla bir gencin, Kur’an’ın kendisi için ne ifade ettiğini anlama konusundaki gayreti çok önemlidir. Çünkü Kur’an’ı anlamak, görünen ve görünmeyen âlemlerin sırrını çözmeye götürür. Böylece insanın, bu maddi hayatın dar çerçevesini aşması ve yeni dünyalara açılması imkânı doğar.
Kur’an’ı bir inanç ve bilgi kaynağı olarak öğrenmek, onun temel konusu olan Yüce Allah’ı tanımaya götürür. Böylece O’nun, gayb ve şehadet âlemlerinde meydana gelen bütün oluşum ve olayların mutlak hâkimi olduğu inancı gittikçe pekişir. O olmadan var olmayı düşünmenin akıl dışılığı sonucuna varılır. Yine O’nsuz hayatın bir muamma olduğu ve insanın dünyadaki yerini, konumunu kaybetmesi anlamına geldiği düşünülür. Dolayısıyla O’na bağlanmak, bir gencin kendini bilmesi ve bulmasıdır. Bu anlamda Allah’a inanmak ve dayanmak, vahyin insana sunduğu eşsiz bir güzelliktir. Çünkü Kur’an’la beraber olmak, zorluk ve engellerle dolu hayatı umuda ve sonsuz güzelliklere açılan bir kapıya dönüştürür.
Sevgili gençler! Kur’an’ı bilmek, tevhid ve ahiret inançlarının dayandığı tabiat ayetlerini tefekkür etmeye götürecektir sizleri. Bu da Allah’ın eşsiz rahmetiyle sizi ve bütün varlığı nasıl kuşattığını görmenizi sağlayacaktır. Neticede O’nun sevgisi içinizde büyüyecek ve O’nun buyruklarına olan teslimiyetiniz artacaktır. Yine Kur’an’la kuracağınız dostluk, Allah’ın huzurunda hesap verme şuurunun sizde iyice pekişmesine yol açacaktır. Bu da hayatınızın, bir iyilik, güzellik ve hayır yarışına dönüşmesine vesile olacaktır.
Yine Kur’an’la beraberliğiniz, peygamberleri tanımanızı ve onların mücadelesinin hangi eksende gerçekleştiğini bilmenizi sağlayacaktır. Böylece sizler, tarihin sadece şeytani arzuların kışkırttığı, soykırım ve talanların sahnelendiği bir mücadeleden ibaret olmadığını göreceksiniz. Aksine peygamber çağlarının, şirkin, insanı kula kulluktan kurtarmanın, zulüm ve sömürüyü ortadan kaldırmanın mücadelesi olduğunu öğreneceksiniz.
Sevgili gençler! Allah’ın lütfuyla sizlere bahşedilmiş bir hayat var. İdeal, hayal ve beklentilerle hepimiz geleceğe yürüyoruz. Hayat herkese olduğu gibi size de verilen tek fırsattır. Tekrarlamanız ve ikinci bir defa onu yaşamanız söz konusu değildir. Dolayısıyla hayatı ciddiye almanız ve bunu hesap ederek yaşamanız çok ama çok önemlidir. Zira attığınız adımlarla sizler sadece bu dünyanızı değil bu dünya ile mukayese edilemeyecek sürpriz ve eşsiz mükâfatlarla dolu ahiret hayatınızı da inşa etmektesiniz.
Değerli gençler! İnsan tabiatında ebedîliğe ulaşma arzusu vardır. Zaten şeytan da buna dayanarak ilk insanı aldatmamış mıydı? Ama çoğunlukla insan bu gerçeği göremez ve fâniliklere bağlanma tuzağına düşer. Böylece ömrü boyunca su zannedip seraba doğru koşar durur. Ama sonu çoğunlukla hayal kırıklığıdır. Sadece bunlarla kendisini oyalar. Kimi erken uyanır, peşine düştüğü dünyalıkların hayat iksiri olmadığını fark eder. Ezelî ve ebedî Dost’u keşfeder, böylece dünya ve ahirette kendini kurtaracak sapsağlam İslam kulpuna yapışır. Kimisi de yaşadığı hayal kırıklıklarından bir türlü ders almaz, ömrünü beyhude bir şekilde tüketir gider.
Kıymetli gençler! Siz siz olun, Hz. İbrahim’in basiret ve ferasetini gösterin. Çünkü o, “Ben öyle batanları sevmem…” demişti. (En’am, 6/76.) Dolayısıyla bundan sonra yaşayacağınız hayatta, kendinizi aldanış ve hüsrana giden bir yaşantıya kurban etmeyin. Aksine ezelî ve ebedî Dost’a ve hiç kaybolmayacak sonsuz güzellik ve mükâfatlara yönelin.
Değerli gençler! Yaşananlardan ibret almak, aynı hatalara tekrar düşmemek, hem dünya hem de ahiretini düşünen basiretli gençlerin metodudur. Hayatın gerçekleri er veya geç gelir insanı bulur. Bir gün onlarla karşılaşmanız mukadderdir. Ama önemli olan, onları önceden görebilmek ve hazırlıklı olmaktır. Dünya ve ahiret başarısını yakalayanlar, önceden risk ve zorlukları görüp ona göre yollarını tayin edenlerdir. Geleceğini düşünmeyenler ise hayatın katı gerçeklerine çarptıkları zaman işin farkına varırlar. Ama iş işten geçmiş, zaman su gibi boşa akıp gitmiştir. Kur’an’ın esas amacı da sonsuzluğa uzanan bu yolculukta karşılaşacağı tehlikeler konusunda insanı uyarmaktır. Dolayısıyla gencin, yaşanan hayattan çıkardığı dersleri, Kur’an’ın uyarı ve hatırlatmaları ile birleştirerek yoluna devam etmesi oldukça önemlidir.
Sevgili gençler! Hayat tozpembe değildir; engelleri, zorlukları, imtihanları çoktur. Hele gençlik dönemi kararsızlık, belirsizlik ve uyum sorunlarının yaşandığı bir dönemdir. Bütün bunlar karşısında sizi sahil-i selamete çıkaracak olan sabırla hakikate, iyiye ve güzele odaklanmak, kararlılıkla bu yolda yürümektir. İçinizdeki anlam arayışı ve hakikati keşfetme arzusunun peşini bırakmayın. Yaşanan hayatın zahirine takılmayın; ötesini ve arkasını görmeye ve bu konuda derinleşmeye çalışın. Hayatta riskleri azaltıp başarıları çoğaltmanın en etkili metodu, hakikati görmek ve ona teslim olmaktır. Çünkü yaratan ve yaşatan Allah, iyi niyetli ve çalışkan olanların her daim yanındadır ve onların mükâfatını asla zayi etmez. Zorluklar karşısında ona çıkış yolları nasip eder, hiç hesap etmediği ve düşünmediği lütuflarla onu destekler. (Talak, 65/2-3.)
Değerli gençler! Hayatı yaşanan andan ibaret görmek, haz ve hızın tuzağına düşmek, insanın önündeki risklerden bir diğeridir. Çoğunlukla insan, arzu ve hırslarının peşinde koşarken geçmişini ve geleceğini unutur, bir idrak daralmasına uğrar. Büyük fotoğrafı göremez ve dünya ahiret dengesini kaybeder. Anne rahminden başlayan ve ilahi rahmetle devam eden yolculuğun nereye varacağını düşünemez bir hâle gelir. İşte bu da hayatın gerçekliğini insanın görmesinin, onun künhüne vâkıf olmasının önünde bir engel oluşturur. Yaratılış gayesi unutulur, savrulmalar peş peşe gelir. Neticede insan, her şeyi bu dünyadan ibaret zanneder ve fâniliklerin oyuncağı hâline gelir.
Sevgili gençler! Bizi biz yapan değerlerin yer aldığı Kur’an ve sünnetten beslenmek, dinî şahsiyetimizi geliştirmek için elzemdir. Bunların ihmal edilmesi ise Müslümanca düşünme ve yaşama açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır. Şu hâlde önce bu kaynaklardan bilgilenerek ayakların yere sağlam basması gerekiyor. Çünkü bugünkü dünyada, çok değişik fikrî ve kültürel meydan okumalarla karşı karşıya bulunuyorsunuz. Dolayısıyla Kur’an ve sünnet ekseninde kendi duruşunuzu belirlemeniz ve bunu sürekli tahkim etmeniz ayrı bir önem kazanmıştır. Bu aşamadan sonra artık Doğulu ve Batılı her türlü bilgi kaynağından istifade edebilirsiniz. Çünkü aldığınız bilgilerin doğrusunu yanlışından ayıracak bir filtreye sahipsiniz. Arı gibi çok çeşitli çiçek özlerinden faydalanabilirsiniz. Zira onlardan nasıl bal yapacağınızın formülü ve metodu elinizde bulunmaktadır. Dolayısıyla dinî konularda belirli şahısların anlayış ve pratikleriyle yetinmeyiniz, yol gösterici ve ufuk açıcı her kitaptan istifade etmeye çalışın. Yine hakikati, din adına ortaya çıkan belirli şahıslara endekslemeyin çünkü kim olursa olsun yanlış ve günahtan uzak değildir. Dolayısıyla hayata başkalarının gözlükleriyle değil kendi gözlüklerinizle bakmayı öğrenin. Bunun için de taklit edenlerden değil tahkik edenlerden olun.
Sevgili gençler! Bir düşünür, “Kitap okumayan meydan okuyamaz.” der. Dolayısıyla kitap okumanız, içerisinde yaşadığınız sosyal ve kültürel evrenin zindanından sizleri kurtarır. Neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda sizlere önemli bir perspektif kazandırır. Okuduğunuz bir kitaba, bir düşünceye de hemen teslim olmayın, sorgulayın. Yine İslam’ı polemikler, yanlış algı ve uygulamalar üzerinden değil kendi kaynaklarından öğrenin.
Değerli gençler! Bizler millet olarak birtakım aidiyetlere sahibiz. Bunlar, bizim kimliğimizi tarif eder ve diğer milletlerden bizleri ayırır. İslam bu aidiyetlerin hepsinin ilham kaynağı olup milletimizin kimliğini yoğurmuş ve tarihî yürüyüşünü belirlemiştir. Yine bizler, İslam’a inanan çok değişik topluluk ve milletlerden oluşan bir ümmete mensubuz. Ayrıca bizler, kendine has özellikleri olan bir millete aitiz. Yine acılarıyla tatlılarıyla beraber yaşadığımız bir tarihimiz var. Ayrıca millet olarak bizim hikâyemizin ayrılmaz bir parçası olan bir coğrafyaya mensubuz. Bütün bunların bir bileşkesi diyebileceğimiz ortak bir kültüre sahibiz.
Kıymetli gençler! Eskiye nazaran bu aidiyetlerin günümüzde gittikçe aşındığını görüyoruz. Siz gençler, toplumumuzun hassas ve kırılgan kesimi olarak böyle bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğunuzun her hâlde farkındasınızdır. Oysa bu temel aidiyetlerin fert ve toplumda canlılığını devam ettirmesi, hem sizlerin kimlik bunalımlarından ve bağımlılıklardan korunmanız hem de milletin varlığı, bütünlüğü ve geleceği açısından oldukça önemlidir. Çünkü bahsettiğimiz değerler, fertleri ve toplumu korunaklı hâle getirir ve zorluklar karşısında direnç kaynağı oluşturur. Aksi bir durum ise kültürel yozlaşma, Allah korusun, millet olarak gayemizi ve misyonumuzu kaybetme tehlikesi taşımaktadır.