GELENEĞİN ZENGİN MİRASI

TEFSİR-İ TABERÎ



Dr. Elif ERDEM

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi



Okuyan okumayan herkesin ismine aşina olduğu bir tefsir klasiğidir Tefsir-i Taberî. Geçmişten günümüze tefsir yazmak isteyen herkesin birincil kaynakları arasında yer alan bu devasa hacimli eser, yalnızca tefsir ilmiyle uğraşanlar için değil Arap dili ve edebiyatı, tarih, kıraat gibi alanlarda çalışma yapan yerli ve yabancı araştırmacılar için de eşi benzeri olmayan bir hazine niteliğindedir.

Her Müslüman âlim gibi Muhammed b. Cerir et-Taberi’nin ilim serüveni de Kur’an-ı Kerim ezberiyle başlamış ve bir ömür boyu artan heyecanla devam etmişti. Hadis, fıkıh, dil, tarih, felsefe, mantık, tıp ve daha pek çok sahaya yayılan ilim merakı onu şehirden şehre sürükledi. Taberistan coğrafyasından Basra, Bağdat gibi Irak şehirlerine, Suriye hattından Mısır’a, hatıraları tarih kitaplarını süsleyen nice yolculuklar gerçekleştiren Taberi, bir yandan ilmini artırırken bir yandan da bu birikimle kıymetli eserler vücuda getirdi. Tefsir-i Taberî yahut Taberî Tefsiri diye bildiğimiz Câmi‘u’l-beyân ‘an te’vîli âyi’l-Kur’ân bu hasılanın en olgun ürünlerinden biriydi.

Taberi, ilahi kelam olan Kur’an-ı Kerim’in diğer sözlere olan üstünlüğü, Arapça indirilmiş olduğu, Kur’an’ın tefsir edilmesini hoş görenler ve görmeyenler gibi birtakım konuları işlediği uzunca bir mukaddimeyle başlamıştı eserine. Giriş mahiyetindeki bu kısımda belirttiği üzere tefsirinin “başka bir esere ihtiyaç bırakmayacak” hacimli bir kaynak olmasını istiyordu. Kur’an-ı Kerim’in başından sonuna her bir ayetini açıklama çabasında olduğundan hiçbir ayrıntıyı atlamamaya özen gösterdi. Bu doğrultuda kendisinden önce tefsir sahasında ne söylenmiş, ne yazılmışsa her birini kitabına almaya gayret etti. Elbette her konuda ilk başvuru kaynağı Hz. Peygamber’den gelen hadisler ve saadet asrına dayanan haberlerdi. Ardından sahabenin ve ondan sonra gelen neslin görüşlerini (tabiun) aktaran nakiller geliyordu. Daha sonra sair ulemanın görüş, yorum ve değerlendirmelerine yer verdi. Aktarımlarında ayetlerin bağlamını tespit etmeye yardımcı nakilleri önceliyor, rivayetleri kendi içerisinde anlamlı ve düzenli bir sıraya koyuyordu. Bütün bu bilgileri muhaddislerin yöntemiyle ve sened zinciri denilen haber kaynaklarıyla birlikte, müdahaleye yer vermeden olduğu gibi kaydetti. Böylece kendi zamanına kadarki tefsir tarihine ayna tutarak sahadaki birikimi sistematik biçimde, bir bütün hâlinde ortaya koydu. Kur’an ayetlerinin ilk indirildiğinde hangi manalara hamledildiğini, ilk muhataplarınca nasıl anlaşıldığını, Hz. Peygamber ve bizzat onun elinde yetişen sahabe tarafından nasıl açıklandığını anlamaya odaklanan tefsir ilmi için hayati olan bu bilgileri, titiz ve bugün hâlâ takdirle karşılanan bilimsel bir tutumla nakletmiş olması, Taberî Tefsiri’ni sahanın klasikleri arasına yerleştirmeye yetti. Fakat bu eseri diğer tefsirlerden farklı kılan daha başka pek çok özelliği vardı.

Câmi‘u’l-beyân ‘an te’vîli âyi’l-Kur’ân’ı okumaya başladığımızda çok zengin bir içerikle

karşılaşırız. Muhammed b. Cerir et-Taberi, ayetlerin tefsirinde geçmişten gelen bilgileri aslına sadık kalarak verdikten sonra kendi görüşlerini de dile getirir, nakillerin birbiriyle çeliştiği durumlarda delillerini ortaya koyarak şahsi kanaatini belirtir. Fakat bunu yaparken de kendi görüşünü dayatmaya çalışmaz, hem kendi dönemindeki hem de daha önceki âlimlerin farklı görüşlerine yer verir. Kimi zaman fıkhi kimi zaman kelami tartışmalara girerken yeri geldiğinde de kıraat yani Kur’an-ı Kerim’i okuyuş farklılıklarına işaret eder ve bunlar arasında tercihlerde bulunur. Dil bilime olan vukufiyetiyle kelimelerin anlamları üzerinde ayrıntılı tahliller yapar. Bunun için gramer bilginlerinin görüşlerine ve eski Arap şiirlerine çokça atıfta bulunur. Eserleriyle tarih alanına da damgasını vuran Taberi, bu hususiyetini de yansıtır tefsirine. Açıklamalarında birçok tarihî veriden ve kaynaktan yararlanır. Hz. Peygamber, sahabe ve onları takip eden tabiun neslinden gelen, kaynakları uzun uzun belirtilmiş yaklaşık otuz yedi bin rivayet içerdiği için ilk etapta bir rivayet tefsiri olarak meşhur olan Taberî Tefsiri, müellifinin dil bilimsel ve akli çıkarımlarına dayanan, mantık ve muhakeme gücüyle yoğrulmuş bu zengin muhtevası sayesinde bir dirayet tefsiri olarak da ön plana çıkmayı başarmıştır. Kendisinden sonra yazılan her bir tefsir onu referans almış, Doğu’da ve Batı’da farklı dillere çevirileri yapılan bu eser, zamana ve mekâna sığmayan bir şöhret kazanarak sarsılmaz bir otorite hâline gelmiştir.

Çok yönlü bir âlim olan Muhammed b. Cerir et-Taberi’nin ilmî derinliği, disiplinler arası bakış açısı ve geniş kültür birikimini yansıttığı bu güzide telif, erken dönem tefsir rivayetlerini ve günümüze ulaşmayan bazı tefsir kitaplarını ihata eden kapsamlı bir arşiv, kelimelerin derin manalarına nüfuz eden ve çok çeşitli kullanım biçimlerini açıklayan eşsiz bir sözlük, eski Arap şiirinin enfes örnekleriyle dolu kıymetli bir vesika, döneminin itikadi ve fıkhi tartışmalarını resimleyen canlı bir hafıza kaydı, aynı zamanda tarih araştırmaları için zengin malumat içeren muhteşem bir veri tabanıdır. Gün geçtikçe kıymeti katlanan bu tefsir klasiği, başta müfessirler olmak üzere tüm ilim camiası için her dönemde vazgeçilmez bir kaynaktır.