GARİPLERİN BAĞINDAN
Ebubekir KURBAN
Gariplikle “yakın olma hâli”ni yaşarız. Hakikatle hemhâl olan, sahipsiz değildir. Âlemin merkezinde Hak ile dosttur garip. O, gönlünü Hakk’a adamış bir yolcu. “En yakın olma hâli”ni gönlünü hakikate açanlar yaşar. İnsanın hakikat macerası da kalbiyle dünya arasında salınan perdeleri aralamakla geçer.
Garip, eşya ile arasında bir sahiplik bağı kurmaz, kuramaz. İnsanı âlemlerin en zengini kılan o özgürlüktür. Kalbiyle baş başa olan, Hakk’ın bahşettiği tebessümle, zenginlikle bakar âleme.
Allah bazı kullarını saklar, fazla temas ettirmez dünyayla. Hak ile teması olan “kurbanlar” Allah’ın yeryüzüne bir ikramıdır. Cömertlikleriyle muhabbetleriyle Hakk’ı hatırlatmalarıyla insanlığa bir lütuftur. Onların hayatından nasiplenenler, ebediyet yolculuğunda neşeyle yol alır.
Gariplik bir anlamda dert sahibi olmaktır. İnsan dertleriyle garipleşir, Hakk’a yakın durur. Garip, ebedî yolculuğunda derdini azık edinir. Derdimiz var. O derdin bir sahibi var. O dert can yakabilir ama sahibinin hatırı var. Onun için aşkla yaşar insan. Aşkın sahibi var.
Gariplikle gurbet iç içe… Uzaklaştıkça gurbeti derinleşir garibin, gurbeti derinleştikçe sevgiliye özlemi artar. Gurbeti uzakta yaşayan, sevgiliye yakın olur.
İslam, gariplerin dinidir. Hüznü olanların, korunmuşların… Müminlerin, gariplerin yüzü Allah’ı hatırlatır. Onların yolculuğu Allah’adır.
Dünya, aşkı olana gurbet yurdudur. Hakikatin eşsiz parıltılarını burada görürüz. Yolculuğumuz gurbet hüznüyle başlar, vuslat neşesiyle kemale erer.
Her şey aslına rücu eder.
“Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim; aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni.”
Garipler kendi kalplerinden yola çıkar, daha büyük bir kalbe iltica ederler.