ERGENLİK DÖNEMİNDE
AKRAN SORUNLARI
Tuğba ÖZ
Klinik Psikolog
Kendimizi nasıl ifade ederiz, neden ifade etmeye, anlatmaya ihtiyaç duyarız? Anlaşıldığımıza, görüldüğümüze, duyulduğumuza ve ihtiyaçlarımızın karşılanacağına dair hissettiğimiz güven çoğu zaman bizi hızlı bir şekilde rahatlatır. Bazen konuşmadan ifade etmeye çalışırız kendimizi; sessizliğimizle veya davranışlarımızla anlatmaya çalışırız. Bazen daha yüksek ses çıkarırız bazen sessiz kalırız, bazen öfkeleniriz bazen sakince bekleriz, bazen başkalarına ihtiyaç duyarız bazen tek kalmak isteriz. Bunun örnekleri sonsuz sayıda çoğaltılabilir muhakkak. Ne kadar insan varsa o kadar ifade biçimi kendini gösterir.
Ergenlik döneminde bulunan bireylerin de kendini ifade etme biçimi bir o kadar değişkenlik gösterebilir. Dönemsel olarak “Ben kimim?” sorusuyla muhatap olan ergenlerin akranlarıyla olan ilişkileri, bu sorunun cevabının belirlenmesinde önemli bir yer tutar. Buna geçmeden önce ergenler için akran grubunun neden önemli olduğuna dair birkaç konuya değinmek gerekli diye düşünüyorum.
Ergenlik dönemi duyguların yoğunluğundaki artış ve iniş çıkışlarla karakterize edilebilir. Kimlik krizi, aile ve sosyal çevresi ile sorun yaşama, kaygılı, depresif, öfkeli vb. davranışlar sergileme bu dönemin özellikleri arasında gösterilebilir. Çocukluk ve genç yetişkinlik dönemi arasında bulunan ergenler için, onaylanmak ve kabul görülmek istenen çevre aileden akranlara doğru bir geçiş aşamasındadır. İçinde bulunulan grubun özellikleri ergeni yakından etkiler ve bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak nasıl biri olacağına dair işaretleri daha net bir şekilde ortaya koyar. Akran grubuyla yakın ve sağlıklı ilişkilere sahip olan ergenlerin daha olumlu bir kimlik geliştirdiği, olumlu sosyal davranışlar sergilediği ayrıca rekabeti, destek olmayı ve ortak amaçlar etrafında hareket etme becerisini geliştirdiği belirtilmektedir.
Akran grubuyla kurulacak ilişkinin ergenler açısından önemi göz önüne alındığında bu sosyal ortamda yaşanma ihtimali olan problemlerin ergenin dünyasında nasıl bir etki oluşturacağı da tahmin edilebilir hale gelmektedir. Akran grubu içinde yaşanabilecek sorunların başında akran zorbalığından bahsedebiliriz. Yapılan bir eylemin zorbalık olarak tarif edilebilmesi için taraflar arasında güç eşitsizliği olması, yapılan eylemin tekrarlanması ve yapılış amacının acı çektirmek olması göz önünde tutulmalıdır. Zorbalık yapan kişinin kendini ifade biçimi ve yaşadıklarıyla baş etme biçimi karşısındaki kişiye fiziksel, sözlü veya duygusal olarak zarar verme yoluyla olduğu gibi bu davranışlara maruz kalan kişinin kendini ifade biçimi daha kaygılı ve sessiz kalmayı tercih etme şeklinde olabilir. Bu tip zarar verici davranışlarda bulunmalarının veya bu davranışlara maruz kalmalarının, ergenlerin kendilerini tanımlama ve nasıl biri olmak istediklerine karar vermeye başladıkları dönemde benlik oluşumları üzerinde olumsuz etkilere sahip olması kaçınılmazdır. Zorbalık yapan ve bu davranışlara maruz kalan ergenlerin; kişinin kendini gözlemleyerek duygu, düşünce ve davranışlarını belirli yollarla düzenleme ve kontrol etme becerisi olarak ifade edilen öz düzenleme ve iletişim becerilerinin daha düşük düzeyde olduğu, sosyal etkileşimlerde sorun yaşadıkları, yeterli problem çözme becerilerine sahip olmadıkları da görülmektedir. Zorba ve kurban arasında bazı davranışsal, duygusal, bilişsel farklılıklar olsa dahi bu iki davranış ve kendini ifade etmeye çalışma biçimini birbirine zıt iki kutup olarak düşünebiliriz. Bu kutupların zorba veya mağdur kutbunda olan ergen bir şekilde deneyimini, hissini ve/veya düşüncesini ortaya koyma şeklini de belirliyor ve ona göre kendini ifade etme biçimini seçiyor. Zorba olan, mağdura fiziksel olarak zarar vererek, döverek, parasına el koyarak, lakap takarak, alay ederek, grup içine almayarak, diğer kişilerle arkadaşlık kurmasına engel olarak vb. ihtiyaçlarını elde etmeye çalışırken, mağdurun karşılaştığı bu duruma tepkisi sessiz kalma, kendi içine kapanma ve/veya sosyal ortamlardan kendini geri çekme şeklinde olabilir. Ergenler için akran gruplarının önemi göz önüne alındığında yaşanılan bu durumun olası sonuçlarının ne kadar tehlikeli olacağı ortadadır. Gelişim dönemi olarak arkadaşların birinci sırada yer aldığı bir dönemde, arkadaş ortamında sürekli olarak aşağılanan, hor görülen, seçim ve söz hakkı tanınmayan ergenin yaşam alanı elinden alınmış gibi olmaktadır.
Kendini ifade biçimleri bu iki zıt kutupta nasıl yer alır? Zorba veya mağdur olan neden bu şekilde duygu ve düşüncelerini ortaya koymaya çalışır? Zorba olan, istediğine ulaşmak için hak ve sınır gözetmeden, sırf güçlü olduğu veya durdurulmadığı için daha güçsüz gördüğü bir arkadaşının bilerek canını yakmakta; mağdur olan ise kendine yapılana ses çıkarma veya yardım isteme konusunda kendisini güçsüz hissetmektedir. Ergenin kendisiyle ilgili düşüncelerinin oluşmaya ve nasıl bir insan olacağına dair karar vermeye başladığı aşamada yaşanılan bu olayların yetişkinlikte nelere yol açabileceği düşünülmeli ve her iki tarafa da bu konuda destek olunmalıdır. “Arkadaşlar arasında olur böyle şeyler. Arada kavga edilir, bu kadar pısırık olma sen de vur, sessiz olursan böyle olur.” gibi ifadeler hem zorbayı yaptığı davranışlara devam etme konusunda cesaretlendirebilir hem de mağdurun zorlandığı bir durum ile ilgili yardım istemesine engel olabilir. Ergenlik döneminde arkadaş ortamının daha önemli bir yerde olduğunu unutmadan, yaşanılan problemler küçümsenmeden, eleştirmeden onu anlamaya çalışmak ve kendimize göre doğru olanı dayatmadan ortak bir çözüm yolu bulmaya çalışmak bu durumla baş etmeyi kolaylaştırabilir. Zorbalık yapan ergenin de bu davranışları neyin ifadesi olarak ortaya koyduğunu anlamaya çalışarak hem kendi hem de karşısındaki kişinin sınırlarına ve haklarına saygı duymasına, sorunlarla baş etmede alternatif yollar bulmasına ve bu becerileri kazanmasına destek olmak göz ardı edilmemelidir.
Kavga etmenin, hakkını daha saldırgan bir tutumla aramaya çalışmanın, başkalarıyla dalga geçerek göz önünde olmanın ve sonuç olarak bu kişilerin daha güçlü ve daha zeki olarak ortaya koyulduğu çalışmalarla (oyun, dizi, film vb.) karşı karşıya kalan ergenlerin bu davranışları örnek alması, bu davranışlarla kendini göstermeye ve kabul ettirmeye çalışması olasıdır. Ergenlik dönemindeki gençlere nasıl davranmaları gerektiğine dair yol haritası sunulurken sadece nasihat verir gibi olmaması, dikkatlerini çeken bir yaklaşımla, bulundukları ortam ve dönem göz önüne alınarak davranılması, sunulan çözüm yollarında seçim yapma hakları olduğu hissi verebilir. Bu durumda yapmayı ve/veya yapmamayı seçtikleri davranışların olası sonuçlarını üstlenmeleri gerektiğine de vurgu yapılmaktadır. Sonuç olarak zorbalık yapan veya zorbalığa maruz kalan ergen, kendini ifade etmede çaresiz ve/veya umutsuz değildir ve alternatif çözüm yolları her zaman olacaktır. Bu konuda zorlandıklarında eleştirmeden anlamaya ve destek olmaya hazır yetişkinlerin varlığı çok daha önemlidir.