ENDERUN

MEKTEBİ

Doç. Dr. Mustafa SALEP

Kayseri Üniversitesi Develi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi


İnsanlık tarihi, güçlü devletler kuran toplumların intizamlı eğitim müesseselerine ve nitelikli eğitim programlarına sahip olduklarını göstermektedir. Osmanlı Devleti de güçlü kurumsal yapısı ile araştırmalara konu olmuştur. Devletin kuruluş ve gelişme dönemlerinde oluşturulan eğitim kurumları ile ihtiyaç duyulan alanlarda nitelikli insanlar yetiştirilmiştir. Bu kapsamda enderun mektebi, Osmanlı Devleti eğitim sistemi içinde önemli bir yere sahiptir. Enderun kelime olarak “bir yerin iç kısmı, kalbi” anlamına gelmektedir. Enderun mektebinin kuruluşu konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, Sultan II. Murad döneminde kurulduğu, Fatih Sultan Mehmed döneminde ise kurumsal hüviyetine kavuştuğu anlaşılmaktadır.

Osmanlıda Saray, devletin en üst düzeydeki yönetim merkezi olmuştur. İstanbul’un fethinden sonra Sultan II. Mehmed tarafından yaptırılmış olan Topkapı Sarayı; bîrun, enderun ve harem-i hümâyun olmak üzere üç kısma ayrılmıştır. Saray içindeki bu bölümlerin iş ve işlemlerinde uyulması gereken özel kurallar ve usuller belirlenmiştir. Devletin yönetim merkezinde oluşturulmuş olan enderun mektebinde yetişen iç oğlanları, kabiliyetlerine ve başarılarına göre saray içinde yükselebildikleri gibi mülki ve askerî alanlarda da bir kısım görevlere gönderilmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nin askerî ve bürokratik yapısı içinde ihtiyaç duyulan insan kaynağını yetiştirmek amacıyla farklı zamanlarda çeşitli usullerin uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda Sultan II. Murad döneminde uygulanmaya başlanmış olan devşirme sistemi, ihtiyaç duyulan çeşitli alanlara uzun süre insan kaynağı sağlamıştır. Devşirme sistemi, başlangıçtan itibaren belirlenen ilkeler çerçevesinde uygulanmıştır. Hristiyan çocuklarından ve bazen de savaş esirlerinden şartları taşıyanların devşirme sistemi ile alındığı belirlenen usuller çerçevesinde eğitimlerinin gerçekleştirilerek yetiştirildikleri, yeteneklerine göre devletin farklı alanlardaki önemli görevlerine atandıkları bir süreç yürütülmüştür. Sisteme göre devşirilecek oğlanların en fazla yirmi yaşında olma şartı aranmıştır. Sağlıklı, zeki, güzel, endamlı olmaları; köylerden ve kasabalardan kırk evde bir evin erkek çocuğu olacak şekilde planlanması, en az iki kardeşten biri olması, tek erkek çocuğun ve evli olanların alınmaması gibi esaslar belirlenmiştir. Diğer taraftan; ana ve babadan yetim, köy kethüdasının oğlu, sığırtmaç, çoban ve bunların oğulları, kel, fodul, köse, doğuştan sünnetli, Türkçe bilen, sanat sahibi, İstanbul’a gelip gitmiş, çok uzun ve çok kısa boylu olanlar devşirme olarak alınmamışlardır. Bosna’dan devşirilen Müslüman Boşnak çocuklarının da Saray için alındıkları anlaşılmaktadır.

Devşirilen oğlanlar, İstanbul’a getirilerek Divan-ı Hümayun’a sevk edilmişlerdir. Padişahın huzurunda ve talimatları doğrultusunda gerçekleştirilmiş olan seçimlerde uygun olanlar, Osmanlı Sarayı’nda ihtiyaç duyulan alanlarda yetiştirilmek üzere ayrılmışlardır. Seçilmiş olan devşirmeler;Edirne Sarayı’na, Galatasaray’a, İbrahim Paşa (At Meydanı) ve İskender Çelebi Sarayı’na gönderilmişlerdir. Buralara seçilenler dışında kalan oğlanlar ise acemi ocağı için yeniçeri ağasına teslim edilmişlerdir. Devşirilen ve acemi ocağına seçilen oğlanların Türk ailelerin yanına verilerek Türk töresine göre yetiştirilmeleri sağlanmıştır. Saray için ayrılan iç oğlanları da Türk âdetlerine ve İslam ahlakına uygun yetiştirilmişlerdir.

Edirne Sarayı’na, Galatasaray’a, İbrahim Paşa (At Meydanı) ve İskender Çelebi Sarayı’na gönderilen oğlanlar buralarda sıkı bir eğitimden geçirilmişlerdir. Bu saraylarda yetiştirilen ve başarıları ile kendini ispat edenler, enderuna alınmışlardır. Buraya alınan iç oğlanlara “saray acemi oğlanları” veya “celeb” adı verilmiştir. Topkapı Sarayı’na (Yeni Saray) seçilmiş olan iç oğlanları, derece ve hizmetleri itibarıyla altı farklı odaya ayrılmışlardır. Bu odalar, rütbe ve seviye açısından aşağıdan yukarıya doğru şu şekilde oluşturulmuştur: Büyük ve küçük oda, doğancı koğuşu, seferli koğuşu, kiler koğuşu, hazine odası, has oda. Bu odalarda bulunanlar ayrıca “dolamalı” ve “kaftanlı” olarak iki sınıfa ayrılmıştır. Büyük ve küçük oda iç oğlanları dolama giydikleri için “dolamalı”; seferli, kiler, hazine ve has oda iç oğlanları da kaftan giydikleri için “kaftanlı” adıyla anılmışlardır. 

Enderun mektebi içinde yer alan odalarda yürütülen eğitimlerde saray adabı ve kuralları öğretilmiştir. Enderuna alınan iç oğlanları, dönemin en yetkin hocalarından dersler alarak bilgi ve görgülerini artırmışlardır. Türk kültürü ve geleneği ile İslam inancı üzerine eğitimlerin gerçekleştirildiği enderun mektebinde; Kur’an-ı Kerim ve tecvit gibi dinî dersler yanında Türkçe, Arapça, Farsça dillerinde eğitimler verilmiştir. İç oğlanları aynı zamanda fen bilimleri alanında yetiştirilmişlerdir. Diğer taraftan uygulama ağırlıklı dersler verilerek beden ve ruh sağlıklarını korumaları amaçlanmıştır. Bu kapsamda; güreş, koşu, atlama, ata binme, ok ve cirit atma, kılıç, mızrak ve silah kullanma, tomak oynama gibi alanlarda eğitimler almışlardır. Koğuşlarda eğitimlerden “lala” adı verilen eğitimciler sorumlu olmuştur. Sıkı bir eğitim programı ile dinî ve pozitif bilimler yanında uygulamalı eğitimlerle yetiştirilmiş olan iç oğlanları, liyakat ve kabiliyetlerine göre üst sınıflara yükselebildikleri gibi Saray dışında da önemli görevlere gönderilmişlerdir. Bu bağlamda Osmanlı Sarayı, bir yönetim merkezi olmakla birlikte disiplinli bir eğitim süreciyle devlet işlerinde görev alacak elemanların yetiştirilmiş olduğu önemli bir eğitim kurumu da olmuştur.

Enderun mektebinde iç oğlanlarının alçak gönüllü, ahlaklı, terbiyeli, itaatli, iyi niyetli olmaları konusuna ağırlık verilmiştir. Hazırlık saraylarında yetişen ve Topkapı Sarayı’na gönderilmesi uygun görülmeyen iç oğlanları, kapıkulu süvari bölüklerine çıkarılmışlardır. Edirne Sarayı, Galatasaray ve İbrahim Paşa (At Meydanı) Saray’ı 1675’e kadar Topkapı Sarayı’na ve kapıkulu süvari bölüklerine iç oğlanı yetiştirmiştir. Enderun mektebinin ilk basamağını oluşturan büyük ve küçük odada yetişen iç oğlanlarından başarılı olanlar seferli koğuşuna geçerken diğerleri ise süvari ocağının sipah veya silahdar bölüklerine çıkarılmışlardır. Büyük ve küçük odada yetişenler sarayın anahtar, peşkir ve şerbet hizmetlerinde değerlendirilmişlerdir. Doğancı koğuşu ise enderunun kaftanlı kısmında yer almıştır.

Seferli koğuşuna enderun halkının çamaşırlarını yıkama ve düzenleme görevi verilmiştir. Koğuş bir süre sonra sanat merkezine dönüşmüş olup burada musikişinaslar, hanendeler, kemankeşler, pehlivanlar, berberler, hamamcılar, tellaklar yetiştirilmiştir. Dışarıdan getirilen hocalarla ayrıca nakış, ciltçilik, tezhip ve minyatür sanatları öğretilmiştir. Bu koğuştan bir yüksek kademeyi kiler koğuşu oluşturmuştur. Kiler koğuşu iç oğlanları, hükümdarın ve harem-i hümâyunun ekmek, et, yemiş, tatlı, şerbet gibi yiyecek ve içeceklerini hazırlamakla görevli oldukları gibi revir hizmetlerini de yürütmüşlerdir. Kilercibaşının terfi etmesi durumunda hazinedarbaşı olduğu anlaşılmaktadır. Bu koğuştan dışarıya çıkanlar ise sipah bölüklerine verilmişlerdir. Kiler koğuşundan yükselen iç oğlanları ise hazine koğuşuna terfi etmişlerdir. Buradan yükselenler ise has odaya geçmişlerdir. Hazine koğuşu fertleri kapıkulu süvari bölüklerinde sipah bölüğüne, müteferrikalığa, çeşnigirliğe, bölükbaşılığa ve bazen de sancak beyliğine çıkmışlardır. Has odada yukarıdan aşağıya doğru şu şekilde bir rütbe oluşmuş: has odabaşı, silahdar, çuhadar, rikâbdar, tülbend ve miftah gulamı. Has odadaki iç oğlanları; Hırka-i Şerif Dairesi’nin süpürülmesi, Mushafların ve kitapların tozlarının alınması; belirli ve mübarek gecelerde öd ağacı yakılması, gül suyu serpilmesi; parmaklık, şamdan ve diğer eşyayı parlatmak ve temizlemek gibi hizmetleri nöbetle yapmışlardır.

Devşirme sistemi, XVI. yüzyılın sonlarına kadar düzenli bir şekilde devam etmiş olsa da kadim usullere aykırı olarak bazı kişilerin devşirme olarak alınması ile sistem bozulmaya başlamıştır. Müslüman halkın yüksek rütbeli devlet görevlilerinin çocuklarının da devşirme olarak kabul edilmesi ve bazı olumsuz uygulamalar devşirme usulü ile amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesini engellemiştir. 19. yüzyılda Batı tarzı eğitim kurumlarının artışı, modern ilkeler çerçevesinde bir metodu belirlemiş olsa da enderunun eski önemini kaybetmesine neden olmuştur. Nihayet enderun mektebi, 1909’da çıkarılmış olan bir kararname ile kapatılmıştır. Enderun mektebinin kapatılmasından sonra, farklı kurumlara ve okullara nakledilen öğrenciler ile öğretmenlerin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla çeşitli yazışmaların yapıldığı ve kararların alındığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip olan enderun mektebi, uygulanan özel eğitim programları ile Türk eğitim tarihi açısından önemli bir birikim oluşturmuştur. Askerî ve idari kurumların insan kaynağını büyük ölçüde karşılayan devşirme sistemi, alımlardan yetiştirme süreçlerine kadar farklı bir model olarak araştırmalara konu olmuştur. Türk âdetlerine ve İslam ahlakına uygun yetiştirilmiş olan devşirmeler, dönemin ileri gelen hocalarından dinî ilimler ve fen bilimleri alanında dersler aldıkları gibi fiziksel yetenek gerektiren alanlarda da uygulamalı eğitimler almışlardır. Enderundaki iç oğlanlardan bir kısmının çeşitli zanaatlarda ilerledikleri görülmüştür. Enderun mektebinde yetişmiş olanlardan başarılı olanların Saray’da önemli mevkilere terfi ettikleri, diğerlerinin ise Saray dışında süvari bölüklerinde ve idari makamlarda görev aldıkları dikkate alındığında liyakat ve ehliyet temelli bir eğitim programının uygulandığı söylenebilir. Enderun mektebi, teorik bilgiler yanında uygulamalı eğitimler vererek modernleşme süreci eğitim politikalarına ilham kaynağı olmuş, bugün üzerinde sıklıkla durulan iş ve uygulama temelli eğitim modellerinin de asırlar öncesinde tecrübe edilmiş bir örneğini oluşturmuştur.

Kaynakça

• BOA, TS.MA.e/1057.37/H08-03-1327

• BOA, MV./131.48/H. 23-08-1327

• Akkutay, Ülker, Enderûn Mektebi, Gazi Üniversitesi Yayını No: 38, Ankara 1984.           

• Develioğlu, Ferit, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lûgat, 23. Baskı, Aydın Kitabevi, Ankara 2006.

• Ercan, Yavuz, “Devşirme Sorunu, Devşirmenin Anadolu ve Balkanlardaki Türkleşme ve İslamlaşmaya Etkisi”, Belleten, Cilt: 50, Sayı: 198, Yıl: 1986, s. 679-726.

• Halaçoğlu, Yusuf, XIV-XVII. Yüzyıllarda Devlet Teşkilatı ve Sosyal Yapı, 4. Baskı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1998.

• Koçer, Hasan Ali, Türkiye’nin Modern Eğitiminin Doğuşu ve Gelişimi (1773-1923), Milli Eğitim Bakanlığı Yayını, İstanbul 1992.

• Şemseddin Sami, Kâmûs-i Türkî, 7. Baskı, Çağrı Yayınları, İstanbul 1996.

•             Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkilâtı, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 1988.

Tarihte bu ay neler oldu?

Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu.

(3 Mart 1924)

Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19 salgınını pandemi ilan etti.

(11 Mart 2020)

İstiklal Marşı “Millî Marş” olarak kabul edildi.

(12 Mart 1921)

Türkiye Diyanet Vakfı kuruldu.

(13 Mart 1975)

Çanakkale Zaferi kazanıldı.

(18 Mart 1915)

Erzincan’da 6,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

(13 Mart 1992)