ENBİYA SURESİ
Doç. Dr. Faruk GÖRGÜLÜ
Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Enbiya suresi, Kur’an-ı Kerim’deki sıralamada yirmi birinci, iniş sırasına göre ise yetmiş üçüncü sure olup 112 ayetten oluşmaktadır. İbrahim suresinden sonra, Müminun suresinden önce Mekke döneminin ortalarında veya sonlarına doğru nazil olmuştur. Sure, genel hatlarıyla peygamberlerden ve onların tevhid uğruna yaptıkları mücadelelerden söz ettiği için “Enbiya” adını almıştır. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, Tunus: 1984, 17/5, 6.)
Surede başta Hz. İbrahim (a.s.) olmak üzere birçok peygamberin kıssasına genişçe veya özet olarak yer verilerek onların tevhid mücadelesi ve hak dini yayma konusunda karşılaştıkları her türlü zorluk ve engellemelere karşın nasıl başarılı olduklarına değinilir. Bunun yanı sıra, Enbiya suresinde Allah’ın birliği, O’nun eş, ortak ve çocuk edinmekten münezzeh oluşu; vahiy, peygamberlik ve insanların vahiy karşısındaki tutumları, kıyamet alâmetleri, kıyamet hâlleri, öldükten sonra dirilme ve hesap verme gibi İslam’ın temel inanç esasları ele alınmakta; insanlarda ve kâinatta Allah’ın kudretini gösteren delillere, Allah’ın büyüklüğüne, kâinatın bütünlüğü ve düzeni ile Allah’ın birliği arasında bir irtibat bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Ayrıca hayat ve ölüm konularına yer verilerek hiçbir insanın ebedî olarak yaşayamayacağı hatırlatılır, insanların bu gerçeklere göre davranmaları istenir. Bir diğer konu olarak peygamberlerini yalanlayan önceki kavimlerin helak oldukları, sonrakilerin onların yurtlarını ve kalıntılarını gördükleri hâlde ibret almadıkları için cezaya çarptırıldıkları bildirilir; son olarak da Hz. Muhammed’in (s.a.s.) âlemlere rahmet olarak gönderilmiş bir peygamber olduğu ifade edilerek davetinin esasları açıklanır. (İbn Aşur, et-Tahrir ve’t-Tenvir, 17/6-8; Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Ankara: DİB Yayınları, 2020, 3/663-664.)
Surenin ilk bölümünde yer alan ayetlerde kendilerine gelen peygamberi ve onun getirdiği mesajı küçümsemeleri nedeniyle inkârcılara eleştiriler yöneltilir. Bu çerçevede ilk ayette insanların ahiretten, hesap ve cezadan gafil olarak haktan yüz çevirdikleri vurgulanır. Daha sonra Mekkeli müşriklerin Rablerinden gelen her yeni uyarıyı oyun ve eğlenceye dalarak alaycı bir şekilde dinledikleri, kendi içlerinde yaptıkları konuşmalarda Hz. Peygamber’in bir beşer ve bir şair, Kur’an’ın da onun uydurması, hatta karışık rüyalarından ibaret olduğunu söyledikleri ve önceki ümmetler gibi maddi mucize talep ettikleri haber verilir. Allah Teâlâ da peygamberlerin insanüstü varlıklar olmadığını, bunlar gibi önceki toplumlardan bazılarının da peygamberleri yalanladığını ve bundan dolayı helak olduklarını hatırlatıp bu kimselerin kendilerine gönderilen Kur’an’a iman edip ondan öğüt almaları istenir. (Enbiya, 21/1-10.)
Surenin bundan sonraki ayetlerinde, sahip oldukları imkânlara aldanarak şımarıp haddi aşan ve günaha saplanan önceki toplumların başlarına gelen felaketler hatırlatılır, böylece Hz. Peygamber’i yalancılık ve sihirbazlıkla itham eden Mekkeli müşrikler uyarılır. (Enbiya, 21/11-15.) Bu ayetlerin muhatap kitlesi her ne kadar Mekkeli müşrikler olsa da yeni nesillerin de bundan ders almaları istenir. (Kur’an Yolu Tefsir, 3/669.) Devamındaki ayetlerde Allah Teâlâ’nın bu kâinatı oyun ve eğlence olsun diye boş yere yaratmadığı belirtilerek evren ve onda bulunan her şeyin var oluşunda bir hikmetin olduğu, dolaylı şekilde insanların bunu keşfetmeye çalışmasının gereğine işaret edilir. (Enbiya, 21/16-20.)
Sonraki ayetlerde ise canlı cansız bütün evrenin Allah’ın hâkimiyeti altında bulunduğuna, kâinattaki işleyişin O’nun varlığına, birliğine, ortağı ve benzerinin bulunmadığına delil teşkil ettiğine değinilir. Ayrıca Allah’ın bir ve tek olduğu, O’nun ortağı olmadığı, eğer ortağı olsaydı kâinatta düzenin bozulacağı vurgulanır. Devamında Allah’tan başka tanrılar edinenlerden ellerinde bir delil varsa bunların getirmeleri istenerek onlara karşı bu şekilde meydan okunur. (Enbiya, 21/21-26.) Böylece Hz. Peygamber’e ait mucizenin kevni ve maddi değil, akli, ilmî ve evrensel olduğuna dikkat çekilir. (Emin Işık, TDV İslam Ansiklopedisi, 11/174.)
Daha sonra bazılarının Allah’a çocuk isnat etmeleri eleştirilerek O’nun bundan münezzeh olduğu belirtilir. Onların evlat dedikleri varlıkların Allah’ın lütfuna mazhar olmuş kullar (melekler) olduğu, ona asla saygısızlık etmedikleri, rablerinin emri ve izniyle hareket ettikleri dile getirilir. Ayrıca Allah’ın, evren ve içinde bulunan varlıklar yok olduktan sonra onları yeniden yaratabilecek sonsuz kudrete sahip olduğunu gösteren delillere işaret edilir. Daha sonra, inkâr edenlerden evrendeki birtakım varlıklara ve hadiselere bakarak bunlar üzerinde düşünüp ibret almaları istenir. (Enbiya, 21/27-30.)
Devamındaki ayetlerde, peygamber dahi olsa Allah’ın hiç kimseye ölümsüzlük vermediği, dolayısıyla her canlının mutlaka ölümü tadacağı bildirilir. Daha sonra hayatın iyi ve kötü durumlarıyla bir imtihan alanı olduğu, neticede herkesin Allah’ın huzuruna varıp hesap vereceği hakikati hatırlatılır. Yine onca açık ve etkili uyarılara rağmen Hz. Peygamber’i ve onun ikazlarını hafife alanların çok aceleci davrandıkları, kendisiyle uyarıldıkları azabın mutlaka gerçekleşeceği bildirilerek ansızın başlarına geldiğinde ise artık ondan kurtulamayacakları ve derin bir pişmanlık yaşayacakları, ancak kendilerine başka bir şansın verilmeyeceği ifade edilir. Ayrıca kıyamet gününde kimseye haksızlık edilmeyeceği, en küçük bir iyilik veya kötülüğün mutlaka karşılığının verileceği vurgulanır. Bunun yanında inkârcılar tarafından alaya alınmanın sadece Hz. Peygamber’e has bir durum olmadığı, önceki peygamberlerin de aynı davranışlara muhatap oldukları belirtilir. (Enbiya, 21/31-41.)
Surenin başından itibaren buraya kadarki ayetlerde Cenab-ı Hakk’ın varlığı, birliği, peygamberlik ve ahiret gibi temel inanç konuları hakkında bilgiler verildikten sonra, 48. ayetten itibaren 93. ayete kadar Hz. Peygamber’e teselli mahiyetinde onun maneviyatını güçlendirmek, ayrıca muhataplarına ders vermek ve ibret almalarını sağlamak amacıyla geçmiş peygamberlerin kıssalarından bazı kesitlere yer verilir. Surenin 48-50. ayetlerinde Hz. Musa ve Hz. Harun’a bir hatırlatıcı olarak kitap verildiği, Kur’an’ın da Allah tarafından indirilen bir vahiy olduğu bildirilir. Bu bağlamda özellikle önceki vahiylerden haberdar olan kişilerin Kur’an’ı inkâr eden karşıt tutumları kınanır. Ardından gelen ayetlerde Hz. İbrahim’in kavmiyle olan tevhid mücadelesi teferruatlı bir biçimde ele alınarak anlatılır. Bu çerçevede onun putperest olan kavminin inançlarını eleştirdiği, ancak taassupları sebebiyle buna tahammül edemeyen kavminin onu ateşe atmaya karar verdikleri, ancak ilahi bir mucize olarak yanmadığı belirtilir. (Enbiya, 21/51-70.) Bundan sonra gelen ayetlerde ise sırasıyla Hz. Lut, İshak, Yakup, Nuh, Davud, Süleyman, Eyyüb, İsmail, İdris, Zülkifl, Zünnûn (Yunus), Zekeriyya ve Yahya’nın (a.s.) irşad ve tebliğ hayatlarına ilişkin özlü ifadelere değinilir. (Enbiya, 21/71-90.) Bir sonraki ayetlerde ise mucize olarak dünyaya gelen Hz. İsa, annesine nispet edilerek anılır ve Hz. Meryem’in iffetli bir kadın olduğu vurgulanır. Böylece Hz. İsa’nın babasız olarak dünyaya gelişinin bütün âlemler için bir işaret olduğuna dikkat çekilir. Ardından peygamberlerin ümmetlerinin tek bir ümmet olduğu, temel inanç ilkeleriyle aynı dine muhatap oldukları, ancak kendi aralarında parçalara ayrıldıkları ve hepsinin Allah’ın huzuruna dönecekleri belirtilir. (Enbiya, 21/91-93.)
Surenin bundan sonraki bölümünde yer alan ayetlerinde, inanıp dünya ve ahiret için güzel ve yararlı işler yapanların gayretlerinin boşa gitmeyeceği ve onların kurtulacakları, kötülükleri nedeniyle helak edilenlerin artık geri dönmelerinin imkânsız olduğu, onlar için yanlışlarını telafi etme fırsatının bulunmadığı ifade edilir. Ayrıca kıyamet alâmetlerinden olan Ye’cüc ve Me’cüc’ün ortaya çıkışı ve sonrasında kıyametin dehşetli manzaraları tasvir edilir. Hesap gününde inkârcıların karşılaşacakları büyük azap ve salih kişilerin nail olacakları nimetler anlatılır. Akabinde Allah’ı bırakıp da kendilerine hiçbir fayda veya zararı dokunmayan putlara tapanların, tapmış oldukları putlarla cehennemin yakıtı olacakları belirtilir. Ancak bu dünyada Allah’a iman edip yararlı iş yapanların kıyamet gününün dehşetinden etkilenmeyecekleri, onları meleklerin karşılayacağı ve ebedî olarak kalacakları cennette diledikleri nimetlere kavuşacakları bildirilir. Ayrıca kötülüğün hiçbir zaman sürekli olmayacağı, yeryüzünde hâkimiyetin eninde sonunda iyi kimselerin eline geçeceği haber verilir. (Enbiya, 21/94-106.)
Surenin 107. ayetinde Hz. Peygamber’in risaletinin evrenselliğine işaret edilerek onun bütün âlemlere rahmet vesilesi olarak gönderildiği ifade edilir. Böylece Kur’an’ın tüm insanlık için çağlar üstü bir kitap olduğu vurgulanır. Enbiya suresinin son ayetlerinde tevhid ve nübüvvet konusuna özet olarak tekrar değinilir. Ayrıca Hz. Peygamber’in bilgilerinin tamamen vahye dayandığına dikkat çekilerek insanların artık iman etmelerinin gereğine işaret edilir. (Enbiya, 21/108-111.) Sure, Hz. Peygamber’in, “Rabbim! Adaletinle hükmünü ver. Rabbimiz rahmandır. Asılsız iddialarınıza karşı yardımına sığınılacak da yalnız O’dur.” (Enbiya, 21/112.) duasını ifade eden ayetle sona erer.