EMSALSİZ MERHAMETİYLE PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SEVGİSİ
Câbir b. Semure anlatıyor: “Resûlüllah (s.a.s.) ile birlikte öğle namazını kıldım. Namazdan sonra Resûlüllah, ailesinin yanına gitmek üzere çıktı, ben de onun peşine takıldım. Yolda birkaç çocukla karşılaştı. Her birinin yanağını teker teker okşadı. Hatta benim de yanağımı okşadı. Elinde tatlı bir serinlik ve attarın sepetinden çıkmışçasına mis gibi bir koku vardı.”
(Müslim, Fedâil, 80)
Ufku saran karanlığın, söken şafakla beraber aydınlığa kavuşması gibi sevgi de insan evladının gönlünün sisini ortadan kaldırıp onu aydınlığa kavuşturan en özel en derin duygudur. Zira sevgi, yüreği korkudan, kaygıdan ve huzursuzluktan kurtarıp ona ihtiyaç duyduğu güveni, huzuru ve dinginliği tattıran bir hâldir. Her durumda olduğu gibi sevgi ihtiyacında da en ön sırada ele alınması gereken grup hiç şüphesiz toplumun en küçük bireyleri olan çocuklardır. Çocukların sevgi ve ilgi ile yetiştirilmeleri toplumun bugününe bir yatırım olduğu kadar aynı zamanda geleceğe de önemli bir hazırlıktır. Zira çocuklar, geleceğin anne babaları ve karar vericileri olarak toplum bekasının kilit unsurudur. İslam peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.), her konuda olduğu gibi bizler için bu anlamda da en muteber örnekliği bizzat kendi yaşamı ile gözler önüne sermiştir.
Taşıdığı sevgi ve sahip olduğu merhametiyle emsalsiz olan Hz. Peygamber’in (s.a.s.)çocuklara karşı tavrı da elbette sevgi ve hoşgörünün koşulsuz serdedildiği bir alan olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.), çocuklara karşı şefkat ve merhametinin bir ifadesi onları sık sık öper ve kucaklar, ashabına da bunu tavsiye ederdi. Bu hususta “Ebû Hüreyre şöyle dedi: Nebî (s.a.s.), Ali’nin (r.a.) oğlu Hasan’ı öpmüştü. O sırada Akra İbn-i Hâbis de Peygamberimizin yanında bulunuyordu. Akra: ‘Benim on tane çocuğum var, onlardan hiçbirini öpmedim.’ dedi. Resûlüllah (s.a.s.) ona hayretle bakıp ‘Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.’ buyurdular.” (Buhârî, Edeb, 18) hadisi çocuklara karşı sevginin bir ifadesi olarak öpme eyleminin önemini göstermekte ve anne babalara çocuklarını bundan mahrum bırakmamaları gerektiğini ifade etmektedir.
Hz. Peygamber (s.a.s.), yalnızca kendi çocukları ile değil karşılaştığı, tanıdığı ya da bakımını üstlendiği diğer çocuklarla da sevgiye dayalı ilişkiler kurmuştur. Bu minvalde Allah Resulü’ne hizmet etme şerefine nail olan Enes b. Malik’in “Resûlüllah’a (s.a.s.) on sene hizmet ettim. Vallahi, bana bir kez olsun ‘öf’ bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı, ‘Niçin böyle yaptın?’ demediği gibi, ‘Şöyle yapsaydın ya!’ diyerek beni suçlamadı.” (Müslim, Fezâil 51) ifadeleri oldukça önemlidir. Zira bu cümle, Allah Resulü’nün hata yapması kaçınılmaz olan bir çocuğa karşı her daim anlayış, sabır ve hoşgörü ile yaklaştığını göstermektedir. Şefkat Peygamberi, Mahmûd b. Er-Rabî’in yüzüne su püskürterek (Buhârî, İlim, 18) çocuklarla şakalaşmaktan kaçınmamış onlarla birlikte eğlenmiş ve onlara olan sevgisini bu şekilde göstermiştir. Bir çocukla karşılaştığı zaman mübarek çehresi neşe ve sevinçle aydınlanan Şefkat Peygamberi, çocuklarla ilgilenir onları umursamazlık etmezdi.
Hz. Peygamber (s.a.s.), çocukların duygularına önem verir, onları önemser ve bunu çeşitli şekillerde ifade ederdi. Enes b. Malik (r.a.) dedi ki: “Resûlüllah (s.a.s.) bizi ziyarete gelirdi. Benim, Ebu Umeyr lakaplı bir erkek kardeşim vardı. Oynadığı bir serçesi vardı ama öldü. Bir gün Peygamber (s.a.s.) onu görmeye geldi ve onun üzüldüğünü gördü ve ona ‘Ne oluyor?’ diye sordu. ’Onun serçesi öldü.’ dediler. Sonra Peygamber (s.a.s.) dedi ki: ‘Ey Eba Umeyr! Küçük serçeye ne oldu?’” (Buhârî, Edeb, 112) hadisi Allah Resulü’nün küçücük bir çocuğun yaşadığı duyguyu önemseyerek onunla ilgilenmesi açısından çok önemlidir.
Toplumun yapı taşları, geleceğin teminatları çocuklarımızla Allah Resulü’nün kurduğu sevgi hâlinin örnek alınarak devam ettirilmesi bir yandan çocukların kendi bireysel, zihinsel ve psikolojik sağlıkları, diğer yandan toplumun geleceği ve sağlığı için oldukça mühim bir konudur. Çocukları göz ardı etmemiş, onları karşısına alıp en sevgili hâliyle şefkat göstererek kimi zaman şakalaşan kimi zaman hüznünü paylaşan kimi zaman da öpüp koklayan Hz. Peygamber (s.a.s.), bizlere çocuklarla hangi kodlar üzerinden bir iletişim kurmamız gerektiğine dair en güzel örnekliği sergilemiş ve bunu uygulanması gereken bir miras olarak bırakmıştır. Bizlere düşen, çocuklarımızla ve çevremizde bizimle iletişim kuran diğer çocuklarla sevgi, şefkat, merhamet ve hoşgörü ile çevrelenmiş ilişkiler geliştirerek onların sağlıklı bir duygusal gelişime sahip olmalarını sağlamak ve Allah Resulü’nün izinden gitmek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki çocuklar önce anne babalarına ardından toplum üyelerinin tamamına Allah tarafından emanet edilmiş dünya nimetleri ve dahi süsleridir.