DİNİN KONTROL ALANINA YAPISAL MÜDAHALE
Prof. Dr. Bahset KARSLI
Akdeniz Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Teknolojik dönüşümlerin gündelik hayat düzeninde derin değişimlere yol açtığı tartışılmaz bir gerçektir. Diğer bir ifadeyle teknolojik gelişmeler sosyal, siyasal ve dinî alanlarda yeni imkân ve sorun alanları oluşturmaktadır. Genetik mühendisliği, yapay zekâ ve çevresel teknolojiler hayat kalitesini artırmak, hastalıkları tedavi etmek ve çevresel sorunlara çözümler sunmakla birlikte fıtrata müdahale, sünnetullahı değiştirme gibi birçok etik ve ahlaki sorunları da beraberinde getirmektedir. Biyoteknolojik müdahaleler insanın yaratılışına (fıtrata) müdahale olarak görülmekte ve bu durum sünnetullahın yani Allah’ın belirlediği doğal düzenin bozulması anlamına gelmektedir. İslam özelinde dinler, insan fıtratına aykırı olan müdahalelerin etik sınırlarının çerçevesinin çizilmesini, bu teknolojik gelişimler için hayatı değerlendirmektedir.
Güncel teknolojik gelişmeler alt yapısı olması adına teknoloji ve toplum ilişkisinden hareketle yapılan kategorileri en temelde iki açıdan ele alırız. Birincisi ilerlemeci yani daha mühendislik eksenli iken ikincisi zaman aralığına dayalı bir tasniftir. Buna göre “Toplum 1.0” avcı toplumunu, “Toplum 2.0” tarım toplumunu, “Toplum 3.0” sanayi toplumunu, “Toplum 4.0” bilgi toplumunu ve yeni teknolojiler ise “Toplum 5.0”ı oluşturmaktadır. “Toplum 5.0” yapay zekâ, robotik kodlama, internet tabanlı teknolojiler (IoT), otonom araçlar, 3D yazıcılar, nanoteknoloji, biyoteknoloji, arttırılmış gerçeklik, kuantum, bilgi işlemi gibi gelişmekte olan teknolojileri içeren toplum 4.0’ın üzerine inşa edilmiş “Süper Akıllı Toplum” (Super Smart Society) olarak ifade edilmektedir. “Toplum 5.0” diğer toplum tasniflerinden izler taşımakla birlikte, daha ziyade insan yaşamını merkeze alan bilgi toplumunun karakteristik özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Dijital çağı tanımlamada kullanılan bir diğer tasnif ise zaman aralığı tasnifidir. Bu çerçevede 19. yüzyıl makine ve makineleşme, 20. yüzyıl elektrik ve otomasyon, 21. yüzyıl ise dijital teknolojiler çağıdır diyebiliriz. Her iki tasnifin ortak noktasında değişimin belirleyici dinamiği teknolojik dönüşümün ürettiği toplumsallık ve dönüşen bilginin yer alıyor olması dikkat çekicidir.
2000’lerin başından itibaren internetin gündelik yaşamdaki mekân ve araçlar üzerindeki denetimi arttıkça dijital toplumun temelleri atıldı. Bilhassa internetin telefonla buluşmasıyla akıllı telefonlar üzerinden dijital toplumun inşası hızlandı. Buzdolabından tarımsal sulama ekipmanlarına kadar günlük hayattaki birçok ürün, internet üzerinden kontrol edilebilir hâle geldi. Dijitalleşen toplumda teknoloji, denetim ve gözetim ilişkisi farklı bir yapıya büründü. Bu yazıda transhümanizm ve yapay zekâ özelinde zaman ve mekân tasavvurunun değişen dinamiğine, teknoloji, toplumsal gözetim ve denetim ilişkisine; teknolojik gelişimlerin dinî alanlara yönelik ürettiği risklere, insan bedenin değişimlerine yönelik teknolojik müdahalenin dinî karşılığına ve denetimin dinsel alandan koparma denemelerinin muhtemel bireysel ve toplumsal krizlerine yoğunlaşacağız.
Transhümanizm: Transhümanizm bilimsel yöntem ve teknolojik araçların kullanımıyla insanın fiziksel ve bilişsel sınırlarını ortadan kaldırarak hastalıkları yok etme, insan ömrünü uzatma ve tüm bunların sonucunda ölümsüzlüğü bulma arzusunu yansıtan düşünce olarak tanımlanabilir. Özellikle son yıllarda sıkça duyduğumuz bir kavram olan transhümanizmin kökenini ezoterik bilimlere ve mitlere kadar götürenler vardır. Transhümanizmin temel motivasyonu, insan bedeninin, yeteneklerinin, bilişsel kapasitesinin ve ömrünün genetik mühendisliği, yapay zekâ, biyoteknoloji ve nanoteknolojiler ile geliştirilmesi ve yükseltilmesidir. Bu düşünceyi destekleyenlere ise transhümanist denilmektedir. Transhümanistler gelişen dijital teknolojiler vasıtasıyla insan bedeni ve zihnine gerekli müdahaleleri yaparak bir üst model insan yaratma motivasyonuyla hareket etmektedirler.
Transhümanizm kavramında altı çizilen noktanın ise seküler ve bilimsel bir hareket olduğu iddiası göze çarpmaktadır. Taraftarları açıkça mevcut insan formunun türümüzün nihai formu olmadığını, insanın aşılarak teknolojik yollarla geliştirilmiş bir şekle bürüneceğini ve bu yolculukta üssel bir şekilde artan teknobilimlerin özellikle de nanoteknoloji, biyoteknoloji, bilişim ve bilişsel bilimlerin büyük katkısının olacağını ifade etmektedirler. Sağlıklı bir yaşam, ölümsüzlük ve daha uzun bir ömür, transhümanistlerin temel vaatleri arasındadır. Transhümanizm insana cezbedici bir üst insan modeli sunarak Tanrı’ya atfedilen sınırsız güç, yaratılmamışlık, bilgi ve sonsuzluğa insanın da sahip olabileceğini iddia etmektedir.
Yapay Zekâ: Yapay zekâ (Artificial Intelligence-AI) kavramı 20. yüzyılın ikinci yarısında ıstılah anlamına kavuşmuş olsa da 21. yüzyılda, özellikle içinde bulunduğumuz ilk çeyrekte, kapsayıcı bir terime dönüşmüş ve teknoloji alanında sınırlı kalmayıp gündelik hayatımızın bir gerçekliğine dönüşmüştür. Terimin ilk ortaya atılışının üstünden henüz bir yüzyıl geçmemişken yapay zekâ gündelik pratiklerimize yansımış; teknoloji dünyasından ekonomiye, ülke yönetiminden eğitim alanına, mimariden sanata hatta toplumsal hayattan dinî yaşantıya hayatın hemen her alanına nüfuz etmeye başlamıştır. Yapay zekânın hayatın her alanına olan etkisi sosyolojik tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Yapay zekâ teknolojileriyle kaçınılmaz bir sosyolojik değişimden bahsedebiliriz. Bu noktada özellikle algoritma ve botların etkisine değinmek gereklidir.
Bugün insanlar, üstesinden gelemedikleri birçok sorunun cevabını bir makine olan yapay zekâ teknolojilerine danışıp düğümleri çözmeye çalışmaktadır. Bilişim teknolojileri ve internet sistemi o denli gelişmiş bir boyuttadır ki aradığımız cevabı görsel, işitsel ya da yazılı doküman olarak saniyeler içinde karşımıza sıralayabilir, alternatiflerine yönlendirebilir hatta bu konuyu deneyimleyen kişilerin tecrübelerine erişmemizi sağlayabilir. Yapay zekânın dinî alana ve tecrübelere önderlik etmesi, yeni bir dinî hareket örgütlemesi de artık uçuk bir fikir olmaktan çıkmıştır. Nitekim 2017 yılında Japonya’da Nissei Eco adlı bir teknoloji firması Pepper adlı Budist ritüelleri ve hatta cenaze törenini yönetmesi üzere programladığı bir robotu üretmiştir. (https://europeanacademyofreligionandsociety.com/news/can-ai-replicate-religious-leaders-and-rituals/?gclid=CjwKCAjwwb6lBhBJEiwAbuVUSqim0cOzylj4bdozT-Wxf7NqA7-SbU28gYzNVSDCkDk6dVWIMhBAuhoCa-EQAvD_BwE#_ftn5)
Aynı şekilde Japonya Kyoto’da bulunan 400 yıllık bir Budist tapınağı olan Kodaiji’de vaiz olan Mindar adlı bir yapay rahip bulunmaktadır ki kendisi, diğer din adamları gibi vaaz verip ibadet edenlerle etkileşim kursa da aslen alüminyum ve silikondan oluşan bir bedene sahiptir.(https://www.vox.com/future-perfect/2019/9/9/20851753/ai-religion-robot-priest-mindar-buddhism-christianity) Yapay zekâ uygulaması olan ChatGPT’e “yapay zekânın dine ilişkin olası zararları neler olabilir?” diye yönelttiğimiz soruya verdiği cevap oldukça dikkat çekici bulunmuştur: Bazı insanların yapay zekâyı yüceltip ona aşırı güven duymasından dolayı “yapay zekâ tapınması” şeklinde olası riskten bahsetmiştir.
Toplumsal kontrolün yeni formları olarak transhümanizm ve yapay zekâ
İnsanlık tarihinin kadim konularının başında toplumsal denetleme ve kontrol gelmektedir. Esasında insanlık tarihinde toplumsal organizasyon kavramıyla açıklanan bu konu, modern dönemde denetleme ve kontrol kavramlarıyla iktidar çözümlemesi şeklinde karşımıza çıkmıştır. Egemenin, ideolojinin, dinlerin, sosyal normların, iktisadi tutumların temelinde özelde insan, genelde de toplumun zihnini ve dolayısıyla davranışlarını kontrol etme güdüsünden bahsetmek mümkündür.
Yapay zekâ kullanımının en etkili olduğu alanların başında gözetim, denetim ve kontrol alanı vardır. Yapay zekâ algoritmalarının günden güne gelişmesi ve evrilmesi gözetim, denetim ve kontrol mecraları için yeni olanaklar sunmaya başlamıştır. Gözetim, denetim ve kontrol konseptleri gerek tarihsel süreçte insanlığın gündeminde oldukça önemli bir yer tutmuş gerekse de ilahi bir anlam kazanmıştır. Başka bir ifadeyle, beşerî ve ilahi anlamda bahsi geçen kavramların toplumsal hafızada arkaik bir zemini bulunmaktadır.
Gözetim, denetim ve kontrol gerek güvenlik gerekse de hâkimiyet amaçlı olarak insanlık tarihi boyunca uygulanan bir pratik olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüz dünyasında da ilkel dönem insanlarından çok da farklı olmayan sebeplerle gözetim, denetim ve kontrol mekanizmaları kullanılmaktadır. Benzer sebeplerle yapılan denetim ve gözetimin boyutları teknolojik çağda farklılaşmıştır. Şeffaflık toplumu, kontrol toplumu, gösteri toplumu, enformasyon toplumu vb. kavramlarla toplumsal denetim ve gözetim konusu sosyolojik bağlamda tartışılmaktadır. Sosyolojik olarak başvurduğumuz bu kavramlar yapay zekâ ve transhümanizmin de katkısıyla insan pratiklerini kontrol altında tutma, manipüle etme ve yönlendirme bağlamında tabiri caizse tanrısal gözetim ve yönlendirme boyutunda tezahür etmektedir. İnsani sınırları aşan bir kontrol ve gözetleme mekanizması sunan yapay zekâ teknolojileri, denetleme iktidarına sahip olan sistemi, her şeyi bilen ve gören bir göz olarak yansıtmaktadır. Göz, tarihsel olarak Tanrı ya da dinî kralların ve kutsal iktidarların toplum üzerindeki denetiminin göstergesi olarak anlaşılmıştır. Aşırı enformasyon ve aşırı iletişime imkân sunan teknoloji ve yapay zekâ ise bir bakıma ilahlığı semadan yeryüzüne indirip dijital aygıtlar aracılığıyla dünyevi kontrolü sağlamaktadır.
Toplumsal kontrolün modern yapısının anlaşılmasında Bentham’ın Panoptikon’u oldukça önemli bir metindir. Panoptikon, temelde bir hapishane tasarımı olup mahkûmları daha iyi gözetlemek için dairesel olarak planlanmıştır. Bauman, panoptikonun bir yandan mahkûmların hareketini kısıtlarken bir yandan da gardiyanların hareketini kolaylaştıran temel modern kontrol yöntemi olduğunu kabul eder. Hücrelerin bulunduğu blokların yarım daire şeklinde olduğu ve denetmenin merkezde bulunan ofisinden, mahkûmlar tarafından görülmeden hücrelerin her birini görerek kontrol sağladığı bir tasarıma sahipti. (Bentham, J. (2016). Panoptikon: Gözün İktidarı. Çev. B. Çoban & Z. Özarslan, İstanbul, Su Yayınları.)
(Ağır) modernlikten (akışkan) modernliğe geçişle birlikte iktidarların akan ve hareket hâlindeki toplumu kontrol etmek için Bauman akışkan modernliği panoptikon sonrası süreçle ilişkilendirir. (Bauman, Z. (2013). Akışkan Gözetim. Çev. Elçin Yılmaz, İstanbul, Ayrıntı Yayınları; Bauman, Z., (2017). Akışkan Modernite. Çev. S. O. Çavuş, İstanbul, Can Yayınları.) Günümüz bilgi teknolojilerinin ve internet teknolojilerinin oluşturduğu toplumsal iklimin kontrol, gözetim ve denetim konseptlerinde yapay zekânın işlevselleştirildiğine şahidiz.
Baudrillard 1978’de “Gerçek Olanın Can Çekişmesi” adlı yazısında, “Perspektife dayanan uzayın ve panoptikonun sonunu yaşamaktayız.” diye yazmıştı. (Han, Byung-Chul, (2022). Şeffaflık Toplumu. İstanbul: Metis Yayınları,8.Basım. s.67) Yapay zekânın ve dijital teknolojilerin hayatımızın her yerinde yaygın kullanımıyla panoptikonun sonundan ziyade yeni bir gözetleme ve denetleme dönemi yaşamaktayız. Kendimizi her açıdan, her yandan teknolojik kontrolün nesnesi olarak işlevselleştirmiş bulunmaktayız. Bentham’ın sunduğu panoptikon düzeninde yer alanlar merkez-çevre kontrolü sırasında gözcünün sürekli kendilerini izlediğini bilirlerdi fakat dijital düzlemde gözcüye veriler bizzat birey tarafından sağlandığından, dijital panoptikonun kullanıcıları kendilerini özgür hissederler. Dijital panoptikonun paradoksal yapısı gereği kontrol merciinin yok oluşu gerçek bir özgürlüğe yol açmaz aksine birey performans özne ve nesnesi olarak kendisini sömürür. “Kontrol toplumu”nun temelinde bu özgürlük gerilimi vardır.
İronik bir şekilde aşkın bir tanrı tasavvuruna meydan okuyan transhümanist düşünce her bir insanı tanrılaştırma, ölümsüzleştirme vaadi sunarak dinsel denetimi dünyevi bir yapıda sekülerleştirmektedir. Bentham’ın ortaya atmış olduğu panoptikon düşüncesinde ahlaki ve biyopolitik bir taraf bulunmaktaydı. O panoptik kontrolün “ahlakın ıslah edilmesi, sağlığın korunması…” gibi amaçları bulunduğundan söz etmektedir. (Bentham, J. (2016). Panoptikon: Gözün İktidarı. Çev. B. Çoban & Z. Özarslan, İstanbul, Su Yayınları.) Fakat dijital panoptikon daha çok ekonomik bir sömürüdür. Şu an ilahi perspektiften uzak ve algoritmanın yönlendirdiği bir denetim dönemini yaşamaktayız. Tüm dünya dijital panoptikon olma yolunda bir seyir izlemektedir. Dinî düşüncede bu panoptik denetim ve kontrolün nesnesi olmuş insanlar ilahi kontrol ve denetim sağlayan dinî ilke ve değerleri dijital panoptikon içerisinde Tanrı’dan arındırmıştır. Yapay zekâ ve transhümanist denetim her şeye gücü yeten ilahın müdahalesinden kurtulma iddiası ölçüsünde perspektifsiz ve tekilleşmiştir. İlahi perspektiften bağımsız olarak kendisini kontrolsüz ışığa boğan transhümanist düşünce, insanı mekanik ve ekonomik bir sömürüye teslim etmektedir. Hayatta kalma, ölümsüzleşme histerisi hayatı biyolojik bir sürece indirgeyerek metafizik boyutundan arındırmaktadır. Dinlerin ölümden sonraki yaşam anlatımını boşa çıkarmak, dinin dünyevi denetim ve gözetimini tartışmaya açmakta, dünyanın ve yaşamın kutsallaştırılması ise metafizik gerilimleri kaçınılmaz kılmaktadır. Tekillik vaadi ile tanrısal boyutta ölümsüzlüğe sahip varlıkların oluşması, insanın insani sınırlarının ötesinde bir benlik kazanması veya insan-doğa-tanrı dengesinin tahrip edilmesi gibi tartışmaları gündeme getirmektedir. İnsanın acıdan kurtulması ve daha iyi bir üst insan modelini savunan transhümanist düşünce hayatta kalma düşüncesini kutsallaştırır. Transhümanist düşüncede hayatın ne olursa olsun acıdan arındırılması, uzatılması ve ölümsüzleşmesi en yüce değer hâline getirilir. Böylece hayatta kalma uğruna hayatı yaşanılır kılan şeyleri feda etmeye hazır hâle geliriz. (Han, Byung-Chul, (2023). Palyatif Toplum Günümüzde Acı. İstanbul:Metis Yayınları, s.25.) Hayat, güncellenmesi gereken biyoteknolojik bir süreç olarak anlaşılır. Bu anlayışta hayatı her türlü metafizik düşünce ve denetimden soyutlama boyutuna ulaşır.
Yapay zekâ ile güçlendirilmiş bir transhümanizm düşüncesi gerçekten insanı tanrısal buyruklardan, sınırlamalardan ya da günah-sevap, iyi-kötü, etik-etik dışı gibi ahlaki normlardan bağımsız kılabilir mi? Homo deus bireylerin neticede yine bir gözetim, denetim ve kontrol sistemine tabi kılınmak suretiyle dijital kayıt altına alınması bu soruların her birinin cevabının hayır olduğunu göstermektedir. Toplumsal denetim ve gözetim dijital ortamlarda ortadan kalkmamış, yalnızca denetimin kontrolü değersel alanlardan mekanik, teknolojik, seküler, tekilleşmiş inanç kabullerine bağımlılık şeklinde tezahür etmektedir.
Teknoloji, en büyük meşruiyetini ihtiyaçları görmesinden almaktadır. Transhümanizm ve Yapay Zekâ çalışmalarının da en nihayetinde teknolojik bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Fakat teknolojik gelişimler, ona yüklenen anlamlar ve belirli sosyolojik organizasyonlara gönderimlerle farklılaşmaktadır. Özellikle ideolojik temellendirmeler ve kullanım alanlarının olması toplumsal yansımalarında farklı inanç vurguları, teknolojik gelişim süreçlerinde dijital alan ve din arasında gerilimler oluşmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Birbiri ile iç içe geçmiş alanlar olan teknoloji ve toplumsallık pek çok paradoks barındırdığından bu gibi tartışmalar sürecek gibi görünmektedir.