DİN VE SANAT

Süreyya MERİÇ

Sanat bir milleti millet yapan amillerden biridir. Bir milletin tarihi, sahip olduğu kültürel birikim ürettiği sanat eserlerinden pekâlâ okunabilir. Dünya algısı, inandığı değerler silsilesi de ortaya koyduğu sanatta kendini gösterir. Dolayısıyla sanat eseri çift yönlü bir okuma imkânı sunar. Sanat eseri bir yandan ait olduğu toplumun paradigmasını yansıtır, diğer yandan varlığıyla o paradigmayı koruyucu bir güce dönüşür. Bu yüzden sanat damarlarına neşter vurulan; sanatçıları, içinde yaşadığı topluma yabancılaşan milletler, çürümeye ve yozlaşmaya mahkûmdur. Zira sanat, felsefeden hukuka, estetikten bilime o milletin tüm tefekkür ve üretim kanallarının bir yansımasıdır.
Aziz milletimizin tarihiyle arasına çekilen perdelerden biri de sanat alanında olmuş, Türk-İslam sanatları maalesef bir dönem hor görülerek sanat dünyasından dışlanmıştır. Batılılaşma adı altında Anadolu topraklarının ruhuna nüfuz edemeyen sanat anlayışları ve düşünce sistemleri dayatılmış, bu durum da toplum ve sanat arasına mesafe koymuştur. Türk-İslam sanatının harcı olan din de sanatın dışına itilmiş âdeta sanal bir din-sanat çatışması gündeme getirilmiştir.
Prof. Dr. Necmettin Tozlu ve Prof. Dr. Selçuk Coşkun’un kaleminden çıkan ve DİB Yayınları arasında yerini alan Din ve Sanat, İslam sanatlarının temelinde yer alan felsefe ve dünya görüşüne mercek tutarak modern dünyanın dayatması olan yapay sanat anlayışlarının karşısında durur. Sanatın ve sanatkârın görevi nedir, sorularına cevap arar. Sanatımızda cereyan eden mevcut yabancılaşmanın nedenleri üzerinde yoğunlaşır.
Sanat, hem sanatkâr hem de muhatap için bir tefekkür kaynağıdır. Geçmişte her ne kadar çeşitli yalpalanmalar yaşansa ve sanat anlayışımız zedelense de Türk milletinin din ile harmanlanan sanat yaşantısında, Türk-İslam sanatı ve düşüncesini gelecek nesle taşıyan neferler de olmuştur. Kimi şair kimi yazar kimi düşünür olan bu sanatkârlar, el birliğiyle geçmiş ve gelecek arasında köprüler kurar.
Tozlu ve Coşkun bu bağlamda Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Nurettin Topçu örnekliğinden hareketle sanata kaynağından nazar eder. “Necip Fazıl: Büyük Doğu ve Büyük Doğu İkliminde Sanat”, “Sezai Karakoç: Bir dünya Görüşü Olarak Diriliş ve Sanat”, “Bir Düşünür Olarak Nurettin Topçu’nun Dünya görüşü ve Sanat Anlayışı” yazıları, bize sanat ve sanatkârın hem toplum hem de o toplumun yapı taşlarından din ile ilişkisi konusunda örnekler sunar.
Din ve sanat denildiğinde masaya yatırılması gereken bir diğer mesele devlet ve sanat ilişkisidir. Zira devletlerin politikası hem sanat eğitimi hem de sanat ve sanatkârın desteklenmesi, sanatsal faaliyetlerin himaye edilmesi açısından büyük önem arz eder. Kitabın son bölümleri bu meselelere ayrılmış, bugün Türk İslam sanatının geldiği nokta gözler önüne serilmiştir.