DİJİTAL EBEVEYNLİK 1 AYNA ETKİSİ
M. Cüneyd ÇİĞDEMLİ
DİB Başkanlık Müşaviri
Evlat, can parçası, göz nuru, insanın yeryüzündeki en derin sevinci, gönlünün en kıymetli köşesidir. Onun ilk gülüşüyle hayatın rengi değişir, ilk adımıyla kalpte bir umut yeşerir. Bir evlat, anne babası için yalnızca bir varlık değil; bir değer, bir sevinç, bir umut, bir dua ve bazen güvenli bir sığınaktır. O, Yüce Rabbin bir nimeti, aynı zamanda sorumluluğu ağır bir emanetidir. Bu emanet özen ister, rehberlik ister, bilinçli bir sahipleniş ister. Günümüzde bu emaneti korumak yalnızca fiziki tehlikelerden sakınmakla sınırlı değil dijital dünyanın görünmeyen yollarında da çocuğuna yön gösterebilmeyi gerektirir. Sanal âlemdeki her tıklama, her ekran, her bağlantı; çocuğun kalbine, zihnine ve kişiliğine dokunur. Bu çağda ebeveyn olmak, dijital dünyanın içinden geçen karmaşık yollarını da tanımayı, o yollarda çocuğuna hem eşlik eden hem de rehberlik eden bir yol arkadaşı olmayı gerektirir.
Bugünün çocukları, dijital çağın yerlileri olarak dünyaya gözlerini açıyor. Akıllı telefonlar, tabletler ve internet onların oyun alanı, öğrenme aracı ve sosyalleşme mecrası hâline gelmiş durumda. Artık Türkiye’de 6-15 yaş aralığındaki çocukların %91,3’ü internet kullanıyor. Kısa bir zaman öncesine kadar internet yalnızca bir eğlence aracı olarak görülürken bugün, çocukların dünyasında bir ‘gerçeklik zemini’ hâline gelmiştir. Çocukların %97’si neredeyse her gün çevrim içi oluyor; hafta sonları ise çoğu, internette günde iki saati aşkın zaman geçiriyor. Ekranla tanışma yaşı her geçen yıl daha da düşerken bu gerçeklik, dijital dünyayı ebeveynliğin yeni cephesi hâline getirmektedir. Bu da anne babaları yalnızca gözeten değil, yönlendiren bir rol üstlenmeye mecbur bırakıyor.
Bu yeni cephede ebeveyn olmak, yalnızca cihazları sınırlamak ya da uygulamaları denetlemekten ibaret değildir. Asıl mesele, çocuğun hem dijital imkânlardan azami ölçüde faydalanmasını sağlamak hem de onu bu dünyanın tehlikelerinden koruyabilmektir. Bugün bir çocuk, bir tıklamayla dünyanın dört bir yanına ulaşabilir; eğitici içeriklerle gelişebilir, üretkenliğini sergileyebilir, akranlarıyla etkileşim kurabilir. Ancak bu parlak yüzeyin hemen altında, sanal dünyanın ciddi riskleri de gizlidir. Aynı yollarla ekran bağımlılığı, dikkat dağınıklığı, siber zorbalık, mahremiyet ihlalleri ve uygunsuz içerik de çocuğun dünyasına sızabilir. Bu karmaşık dijital düzlemde anne babalar, “Nasıl bir yol izlemeliyim?” sorusuyla baş başa kalır. Geleneksel ebeveynlik kalıpları dijital çağın hızına yetişebilir mi? Yeni zamanın ebeveyni, hem dijital dünyayı tanıyan hem de çocuğunun kalbine dokunabilen bilinçli bir rehber olmaya nasıl dönüşebilir?
Çocuk, kelimelerden çok davranışlardan öğrenir; gözlemleyerek gelişir, görerek şekillenir. Bu nedenle dijital alışkanlıklar da tıpkı diğer tutumlar gibi çocuğa doğrudan yansır. Eğer bir anne ya da baba, her boş anında telefona sarılıyor, dikkatini sürekli ekranlara veriyorsa çocuk için bu tutum yalnızca normalleşmekle kalmaz, aynı zamanda taklit edilecek bir yaşam biçimi hâline gelir. Araştırmalar, ebeveynlerin dijital cihaz kullanımı ile çocukların medya alışkanlıkları arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. Yani anne babanın ekranla kurduğu her bağ, çocuğun dünyasında yankı bulur; onun aynasında sadece davranış değil bir hayat tarzını şekillendirir.
Ekranla geçirilen sürenin uzunluğu kadar o sürenin nasıl bir içerikle ve hangi tutumla geçirildiği de önemlidir. Bir çocuk, ebeveynini çevrim içi ortamda saygılı bir dil kullanırken, mahremiyete özen gösterirken ya da faydalı içeriklerle meşgul olurken görürse bu tutumları içselleştirme ihtimali artar. Öte yandan, sosyal medyada sürekli gerilim yüklü paylaşımlar yapan, tartışmacı ve kırıcı dil kullanan, mahrem anlarını paylaşmaktan çekinmeyen hatta her anını sergileyen bir ebeveyni izleyen çocuk için dijital sınırlar belirsizleşir. Uzmanlar, dijital ebeveynliğin temelinde “örnek olmanın” yattığını özellikle vurgulamaktadır. Bu sebeple önce kendi ekran süremize, içerik tercihlerimize ve çevrim içi dilimize bakmalıyız. Basit ama etkili bir ilkeyle, “Çocuğumuzun yapmasını istemediğimiz bir şeyi biz de ekran başında yapmamalıyız.” Aile içinde dijital molalar, birlikte geçirilen cihazsız sohbet vakitleri, yemeklerde telefonların bir kenara bırakılması gibi küçük ama anlamlı adımlar; hem iletişimi güçlendirecek hem de çocuğa sağlıklı dijital alışkanlıklar kazandıracaktır.
Ebeveynliğin dijital dünyadaki bir diğer önemli boyutu ise paylaşım kültürüdür. Bugün birçok anne baba, çocuklarının özel anlarını, ilk adımlarını ya da gündelik hâllerini sosyal medyada paylaşmayı alışkanlık hâline getirmiş durumdadır. “Sharenting” olarak adlandırılan bu eğilim, kimi zaman çocuklara ait kişisel bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesine yol açabilmektedir. Üstelik her özel anın ekranlara taşındığı bir ev ortamında yetişen çocuk, zamanla gizliliğin ve sınırların anlamını yitirebilir. Bu da sadece mahremiyetini değil güven duygusunu da zedeler.
Bu nedenle dijital ebeveynlik, yalnızca çocuğu korumak değil aynı zamanda ona mahremiyet bilinci kazandırmakla da ilgilidir. Ebeveynin, hem kendi dijital sınırlarına dikkat etmesi hem de çocuğuna başkalarının gizliliğine saygı duymayı öğretmesi son derece önemlidir. Unutmamalıyız ki dijital dünyada attığımız her adım bizi izleyen, bizden öğrenen bir çocuk tarafından takip edilmektedir. Biz nasıl paylaşıyorsak o da öyle paylaşmayı öğrenecek, biz neye değer veriyorsak o da onu kıymetli sayacaktır. Bu yüzden dijital ekranlarda da rehber olmak gerekir.
Sonuç olarak dijital ebeveynliğin temel taşlarından biri olan ayna etkisi, artık inkâr edilemeyecek kadar açık bir gerçeğe dönüşmüştür. Anne baba olarak teknolojiyle kurduğumuz ilişki ne kadar sağlıklı, dengeli ve bilinçliyse çocuklarımız da o kadar sağlam dijital alışkanlıklarla büyüyecektir. Kendi ekran süremizi dengelemek, çocuğumuzla birlikte geçirdiğimiz zamanı nitelikli hâle getirmek ve dijital ortamda dahi ilgi, nezaket ve sorumlulukla davranmak onların benliğinde güvenli, saygılı ve bilinçli bir dijital kimliğin temellerini atacaktır. Böylece çocuklarımız, ekranlardan yansıyan suretlerinde yalnızca birer kullanıcı değil; bilinçli, saygılı ve irade sahibi bir insan olmanın izlerini görebileceklerdir.