DİJİTAL DÜNYANIN
KARABASANI
ELEKTRONİK
ATIKLAR
Şule TÜZÜN
Çevre, canlıların gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran fiziksel, kimyasal, biyolojik ve toplumsal faktörlerin bütünüdür. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre sağlığı, insanı ve diğer canlıları canlılıklarını sağlıklı sürdürme yönünde etkileyecek çevre koşullarını sağlama çalışmalarını içerir. Çevre kirliliği ise insanı ve diğer canlıları olumsuz yönde etkileyecek hatta yok edecek çevre koşullarıdır. Çevre sağlığını etkileyecek konulardan biri de atıklardır.
Elektrikli ve elektronik cihazlar, gelişen teknoloji ile beraber insan hayatının vazgeçilmez bir parçası hâline gelmişlerdir. Ancak bu cihazların kullanım ömürleri hızlıca dolmakta ve insanlık bugün elektronik atık (e-atık) adı verilen yeni bir çöp türü ile karşı karşıya kalmaktadır. Kullanılmayan ve atık durumundaki elektrikli ve elektronik cihazlar dikkatli bir şekilde bertaraf edilmediklerinde insan sağlığı ve çevre için büyük tehlike oluşturmaktadır.
Modern dünyanın nabzını tutan elektronik cihazlar, âdeta birer Troya Atı gibi gizli tehlikeler barındırmaktadır. Bu teknoloji harikalarının ardında yatan gerçeği göz ardı etmemeliyiz. Her bir cihaz, kullanımdan düştüğünde doğaya dökülen bir hikâye gibidir. Eflatun’un dediği gibi, “Doğa bir dantel işler gibi sabırla çalışır, insan ise bu danteli bozmaktan kaçınmalıdır.” Elektronik atıkların geri dönüşümü, işte bu sabırla örülmüş doğa danteline saygı göstermektir. Cihazlarımızın içindeki değerli madenler ve nadir elementler, tekrar hayata döndürülmeyi bekleyen birer cevherdir. Bu döngü, sadece doğanın dengesini korumakla kalmaz, aynı zamanda insanın doğayla olan ahengini de yeniden inşa eder. Elektronik atıkların geri dönüşümü, geleceğimizin sürdürülebilir bir temel üzerine kurulmasının anahtarıdır; bu anahtarı kullanmak, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.
Elektrik ve elektronik cihaz atıkları, yıllık yaklaşık %5 büyüme göstermektedir. Birleşmiş Milletler Üniversitesi tarafından yazılan 2014 Global E-Atık İzleme Raporu’na göre, 2018 yılında toplam e-atık miktarının 49,8 metrik ton ve kişi başına 6,7 kg olacağı tahmin edilmektedir. Türkiye, 503 bin ton e-atıkla dünya genelinde 17’nci sırada yer almakta olup, kişi başına düşen e-atık miktarı 6,5 kilogram olarak belirlenmiştir. (Çiğdem Yılmaz Aydın, Elektronik Atıklar ve Çevre Sağlığı, Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi, Y.2017, C.1, S.1, s. 39-52.)
E-atık yönetiminde, tüketicilerin de önemli bir rolü vardır. Elektronik cihazların geri dönüşüm merkezlerine teslim edilmesi, doğaya zarar vermeden bertaraf edilmelerini sağlar. Ayrıca, cihazların tamir edilerek yeniden kullanılması veya ikinci el olarak satılması, atık miktarını azaltır. Bu şekilde, doğal kaynakların korunmasına ve çevre kirliliğinin önlenmesine katkıda bulunulabilir.
Gerekli güvenlik önlemleri alınmadan yapılan bertaraf etme ve geri dönüşüm işlemleri, birinci derecede atığı işleyen kimselere, işleme ortamındaki toprak ve yer altı sularına ve atıkların yakılması sonrası yayılan halojenli klorid ve bromidler ile atmosfere tehlikeli yan etkilere yol açmaktadır. Gelişmiş bazı ülkelerde biriken e-atıkların %50-80’i uluslararası ticarete uygun olmayan şekilde gelişmekte olan ülkelere ihraç edilmekte olup bu ülkelerde e-atıkların geri dönüşümü yasal olmayan işletmeler tarafından yapılmakta ve kullanılan yöntemler işçilere ve çevreye zarar vermektedir. Gelişmiş ülkelerde ise e-atık geri dönüşümü minimum insan gücü içeren otomatik sistemler kullanılarak yüksek oranda değerli metal kazanımı ile ülke ekonomilerine önemli katma değer sağlanarak yapılmaktadır. Özellikle Ag, Au, Pd vb. içerikleri ile cep telefonları, hesap makineleri ve baskı devre kartları değerlendirilmesi gereken atıkların başında gelmektedir. Örneğin bir ton bilgisayar atığındaki altın miktarının, yaklaşık 15 ton altın cevherinden elde edilecek olandan daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, teknolojinin büyülü dünyasında yol alırken unutmamalıyız ki her cihazın sonu, yeni bir başlangıcın tohumudur. Geri dönüşüm, sadece maddi bir eylem değil, doğayla kurduğumuz derin bir diyalogdur. Lao Tzu’nun dediği gibi, “Doğa acele etmez, ama her şeyi başarır.” Bizler de doğanın bu kadim sabrını benimsemeli ve teknolojik atıklarımızı tabiata geri kazandırmalıyız. Bu süreç, sadece çevremizi korumakla kalmaz, aynı zamanda insanlık onurunu ve doğayla olan uyumumuzu da yüceltir. Elektronik atıkların geri dönüşümü, gezegenimize karşı taşıdığımız ahlaki bir sorumluluktur. Her birimizin bu döngüye katkıda bulunması, geleceğe bırakacağımız en değerli mirastır. Teknolojiyle donanmış zihinlerimizin, doğayla iç içe geçmiş bir dünya yaratma gücüne inanmalı ve bu sorumluluğu üstlenmeliyiz. İşte o zaman, yalnızca modern dünyanın değil, insanlığın da en büyük başarılarından birine imza atmış olacağız.
Elektrikli ve elektronik atıkların yönetimi, hem çevre sağlığı hem de sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşır. Bireysel ulusal ve uluslararası düzeyde alınacak önlemlerle, e-atıkların çevreye verdiği zararlar minimize edilebilir ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakılabilir.