DİJİTAL ÇAĞ VE
KRİPTO PARA
İktisatçılar paranın tarihini ele alırken belli dönemlere ayırırlar. İnsanların en başta trampa usulüyle ihtiyaçlarını giderdikleri, sonrasında tuz, deniz kabuğu vb. bazı standart malları para olarak kullandıkları ve arkasından paranın bulunduğu savunulur. Altın ve gümüşün uzunca bir süre para olarak kullanılmasının ardından önce altın karşılığı para sistemine, ardından arkasında devlet gücünün bulunduğu itibari para sistemine geçilmiştir. Bunun devamında bankacılık sisteminin gelişmesiyle kaydi para ve ardından teknolojinin gelişmesiyle de elektronik paranın ortaya çıkması gibi artık paranın sanallaştığı bir sürece girilmiştir. Ancak sonuç olarak bunların da arkasında bir devlet gücü bulunmaktadır. Zira bunlar da itibari para kapsamına girmektedirler. Nihayetinde bundan 15 yıl önce kripto paranın hayatımıza girmesiyle artık yeni bir boyuta geçmiş bulunmaktayız. Çünkü bu para, maddi bir varlığa ve değere sahip olmadığı gibi arkasında herhangi bir devlet gücü de bulunmamakta hatta onunla merkeziyetsiz bir sistem hedeflemektedir.
İnsanlık tarihine bakıldığında kademe kademe hayatın her alanında teknik açıdan bir gelişim ve değişimin yaşandığı görülmektedir. Ancak son iki asırda yaşanan hızlı gelişim ve değişim, herhâlde hiçbir dönemde görülmemiştir. Bunun sebebi de yapılan buluşlar sayesinde önce sanayi devriminin olması, ardından teknoloji devriminin meydana gelmesidir. Teknolojide yaşanan bu devrim hayatın her alanını hızlandırdığı gibi finansal alanı da hızlandırmıştır. Eskiden günleri, haftaları ve ayları alan bazı iş ve işlemler artık çok kısa süre içerisinde meydana gelebilmektedir. Örneğin eskiden paranın bir mekândan başka bir mekâna aktarımı mesafeye göre saatleri, günleri ve hatta ayları bulurken şimdi birkaç dakikaya veya saniyeye kadar düşmüştür. Kripto para sisteminin temelinde yer alan blokzincir teknolojisinin getirmiş olduğu en önemli kolaylık, paranın veya başka bir dijital varlığın transferidir. Zira hâlihazırdaki sistemde paranın transferinde araya ulusal veya uluslararası kurumlar dâhil olduğu için belli gecikmeler ve başka problemler yaşanabilmektedir. Blokzincir teknolojisi, aracı kurumları ortadan kaldırdığı için zikredilen sorunlar da ortadan kalkmaktadır. Tabii bu sefer de merkeziyetsizliğin getirmiş olduğu bazı problemler ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla bu sistemin belli avantajları olduğu gibi bazı dezavantajları da bulunmaktadır.
Teknolojide yaşanan bu hızlı değişim, nesiller arasındaki uçurumu oldukça büyütmüştür. Eskiden on yılları bulan nesiller arası farklılık artık birkaç yıla kadar düşmüştür. Bu uçurum insanların değişime karşı olan tepkilerinde de görülmektedir. Örneğin teknolojiyle barışık olmayan kesim bu tür konuları çok karmaşık bulurken teknolojiye hâkim olanlardan her yönden istifade etmeye çalışmaktadırlar. Toplumun bütün kademelerinde bakış açısındaki bu farklılığın etkileri görülmektedir. Ancak her konuda olduğu gibi bu konuda da ifrat ve tefriti temsil eden iki aşırı uç bulunurken bunların ortasında yer alan ve mutedil çizgiyi temsil eden bir yaklaşım da bulunmaktadır.
Öncelikle kripto paranın bir anda ortaya çıkmadığını ve bir süreç sonunda ortaya çıktığını ifade etmek gerekir. Bu paranın temelinde bilhassa savaş esnasında güvenli haberleşme için kullanılan kriptografi ve internetin bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir. Ancak kanaatimizce en önemlisi kripto paranın arkasında bulunan zihniyet ve fikirdir. İlk kripto para olan Bitcoin’in ortaya çıkış sürecinde “cypherpunk” adıyla bilinen bir hareketin etkilerinin olduğu kabul edilmektedir. Cypherpunk hareketi, kriptografi tekniğini kullanarak sosyal, politik ve ekonomik alanların tamamını kapsayacak şekilde kişisel gizlilik ve özgürlüğü savunmaktadır. Dolayısıyla merkeziyetsiz bir sistemi ve internetin insanlar için merkezî bir yer olmasını hedeflemektedirler. Kriptografi tekniği blokzincir ve kripto varlık alanlarında kilit bir role sahiptir. Bu sayede insanlar belli bir merkeze/devlete ihtiyaç duymadan paralarını üretebilmektedir. Dolayısıyla kripto paranın temel yapısında tümüyle bireyi merkeze alan ve merkezî sistemlere/kurumlara karşı olan bir zihniyet bulunmaktadır. Çıkış noktasını bilmeden geleceğini ve neler getireceğini tahmin etmek elbette zor olacaktır.
Öte taraftan kripto para sayesinde hayatımıza giren blokzincir teknolojisine değinmek gerekir. Kripto para tartışmalarında bilhassa karşıtların tam olarak neyi eleştirdikleri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Aksi takdirde kripto paralarla ilgili bazı olumsuzluklara değinilirken sanki bunların dayandığı bütün teknoloji de reddediliyormuş gibi bir algı ortaya çıkmaktadır. Kripto paraların bazı avantajları bulunsa da hâlihazırda bireysel ve toplumsal dezavantajları daha çok ön plandadır. Ancak bütün bunlar dayandıkları teknolojiyle değil de daha çok kripto paraların bizzat kendisiyle ilgilidir. Kaldı ki sayıları on binleri bulan bütün kripto paraların aynı oldukları da söylenemez. Zira üretim ve kullanım amaçları bakımından birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Bu sebeple hepsini kapsayacak şekilde tek bir hüküm vermek mümkün değildir.
Blokzincir teknolojisi her ne kadar kripto paralarla tanınmış olsa da birçok alanda kullanılabilecek bir özelliğe sahiptir. Kripto para blokzincir teknolojisinin ürünlerinden sadece biridir. Yani finans alanına özgü teknolojik bir altyapı değildir. Örneğin gıdasal bir ürün, ilk üretim anından itibaren geçirdiği bütün aşamalar blokzincir üzerinden geriye doğru görülebilir. Bilhassa helal gıda alanında kullanıldığında akıllardaki şüpheleri ortadan kaldıracak özelliğe sahiptir. Yine sosyal medyada yapılan paylaşımların kaynağını tespit etmekte kullanılabilir. Böylece hem telif haklarını korumada hem de bilgi karmaşıklığını önlemede faydalı olacaktır. Geçmişe bakıldığında hadis âlimleri tarafından icat edilen senet zincirinin böyle bir işlevi gördüğü söylenebilir. Çünkü senet zinciriyle o hadisin Hz. Peygamber’e (s.a.s.) ulaşıp ulaşmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Blokzincir teknolojisi o dönemde olmuş olsaydı hadislerin sıhhatini tespit etmek muhakkak ki daha kolay olacaktı. Bunları ifade etmemizdeki maksat blokzincir teknolojisinin İslam’ın temel ilkeleriyle çatışmadığıdır.
İslam son din olup kıyamete kadar meydana gelecek bütün sorunları çözebilecek güçtedir. Dolayısıyla dinamik bir yapıya sahiptir. İslam’ın temel kaynaklarında yasaklar sayılmış olup mubahlık (serbestiyet) alanı geniş bırakılmıştır. Ortaya çıkan yeni konular temel yasaklardan birini barındırmıyorsa bu durumda maslahat-mefsedet (fayda-zarar) ölçüsü içerisinde ele alınır. Kripto paralar da bu ölçüye göre değerlendirilmektedir. Dolayısıyla temelden bir reddiyet söz konusu olmayıp fayda ve zarar penceresinden incelemeye tabi tutulmaktadır. Şayet zararları ağırlıklı olursa yasak kapsamına, fayda yönü daha ağırlıklı olursa bu sefer de serbestlik kapsamına alınır. Ortaya çıkan yeni meselelerde genellikle bu yöntem uygulanmaktadır. Kripto paralara bu açıdan bakıldığında hâlihazırda olumsuz yönlerinin ağırlıkta olduğu bir gerçektir. Bu durumda meşruiyet açısından olumsuz yönlerinin ortadan kaldırılması gerekir.
Kripto paraların gelecekte bir şekilde var olacakları kuvvetle muhtemeldir. Ancak ilk ortaya çıktığı andaki büyük iddiaların en azından bugün için hayata geçmediği görülmektedir. Zira ilk kripto para olan Bitcoin, iddia edildiği gibi alternatif para olamamıştır. Hatta birçok devlet kripto paraları “para” olarak değil de gayri maddi bir varlık olarak kabul etmektedir. Arkasında devlet gücü veya fiziki bir değer bulunmadığı için insanlar tarafından ise daha çok bir yatırım aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak bu alanda birçok mağduriyetin oluştuğu görülmektedir. Mağdurlar, bu paraların ortaya çıkış amaçları olan merkeziyetsiz bir sistem olma iddiasına aykırı olarak haklarını merkezi sistemde aramakta ve devletin çözüm bulmasını istemektedirler.
Bununla birlikte kripto paralar insanları etkilemeye devam edecek, bu etki kanaatimizce daha çok dijitalleşme yönünde görülecektir. Son yıllarda normal bir hızla seyreden dijitalleşme, pandeminin etkisiyle oldukça hızlanmıştır. İnsanlar kredi kartı, ödeme kartları, internet bankacılığı gibi sistemlerle fiziki para kullanımını zaten azaltmıştı. Kripto paraların etkisiyle bu kullanımın daha da azalacağını söylemek mümkündür. Bilhassa metaverse gibi sanal mecraların ortaya çıkması ve burada sadece kripto paraların kullanılabilmesi dijitalleşmeyi daha fazla tetikleyecektir.
Sonuç yerine ifade edecek olursak tarihsel süreçte paranın devamlı bir değişim geçirdiği ve bu değişimin dijitalleşme yönünde olduğu görülmektedir. Bu dijitalleşme alışkanlıklarımızı, kültürümüzü ve dinî açıdan bakış açılarımızı etkilemiştir ve etkilemeye de devam edecektir. Ancak bu dijitalleşmenin sağlıklı ve faydalı bir şekilde meydana gelmesi gerekir. Başka bir ifadeyle kendimizi dijitalleşme akımına kaptırmamalı, süreci yöneten biz olmalıyız. Dolayısıyla önüne geçilmesi mümkün olmayan dijitalleşmenin kendi kültürümüze ve dinî değerlerimize uygun bir şekilde gerçekleşmesi için çaba sarf etmeliyiz. Değişime direnmek mümkün değildir ancak değişimi yönetebilmek mümkündür. Bu sebeple öncelikle değişimi kabullenmeli, ardından bu değişimi yönetecek şekilde kendimizi donatmalıyız. Unutmayalım ki Hz. Peygamber (s.a.s.), iki günü eşit olanı zararda saymakla her daim gelişime ve değişime hazırlıklı olmamıza işaret buyurmuşlardır. Ayrıca teknoloji işimizi kolaylaştırsa da gerçek dünyadan koparmamalıdır.