DEPREMLER NEDEN OLUYOR?
Muhammed Kâmil YAYKAN
Önce bir ses çınladı kulaklarda. Sonra bir ışıltı, yerden göğe. Ardından eşi benzeri görülmemiş bir sarsıntı, bitmek tükenmek bilmeyen…
Uğultular, tıkırtılar, gitgide şiddetlenen sarsıntı, gardroptaki elbise askılıklarının birbirleriyle çarpışmaları, bina duvarlarının ve demirlerinin hatta, gıcırtıları belki…
Sonra… Sonra ne yazık ki toz duman cümle âlem. Yaşamını yitiren binlerce can, kanayan çokça yara, derin bir acı ve üzüntü…
“Asrın felâketi” olarak nitelendirilen depremleri yaşadı ülkemiz geçtiğimiz günlerde. Önce 7,7 büyüklüğündeki Pazarcık depremi ile uykumuzdan uyandık. “Ne oluyor?” dahi diyemeden 7,6 şiddetindeki Elbistan depremi ile sarsıldık. Hayata dair bilgilerin ve yeni teknolojilerin farklı perspektiflerle anlatılmaya çalışıldığı Akliyat köşesinde biz de bu ay deprem konusunu işleyelim istedik. Takipçilerimiz bilirler, önce soruları soruyoruz köşemizde. Ardından cevapları arıyoruz hep birlikte.
DEPREM NEDEN OLUR?
• Dünyamızın yarıçapı ortalama 6.371 kilometredir. Yani Dünya’nın merkezi, bulunduğumuz noktadan tam 6 bin 300 kilometre derindedir. Ancak bu derinliğin tamamı taştan ve kayadan oluşmaz. Dünya, iç içe geçmiş, daha doğrusu alt alta sıralanmış tabakalardan müteşekkildir. Deprem neden olur? sorusunun cevabına işte buradan başlamak gerekir.
• Yaşamsal faaliyetlerin meydana geldiği “kabuk” tabakası yalnızca 5 ila 70 kilometre derinliğindedir. Yani yaşadığımız alanın derinliği aslında tüm Dünya derinliğinin yalnızca yüzde biri kadardır. Peki kalan % 99’luk kısımda ne var?
• Kabuk kısmının altında erimiş kayaçların bulunduğu “manto” kısmı yer alır. İlkokuldan hatırlayacağımız üzere onun da altında “çekirdek” bulunur. Bu tabakalar akışkan bir forma sahiptir ve sürekli olarak hareket hâlindedir. Buna kısaca “konveksiyon akımı” denir.
• Kabuk tabakasına geri dönelim. Dünya kabuğu yedi büyük levhadan oluşur. Ve bu levhalar az önce bahsettiğimiz mantonun üzerinde akışa bağlı olarak hareket ederler. Hatta bu yedi levha da kendi içlerinde küçük parçalardan mürekkeptir.
• Bu levhalar âdeta bir yapbozun parçaları gibidirler. Bu parçaların kesişim hatlarında ise faylar bulunur.
• Konveksiyon akımı ile itilen levhalar yılda yalnızca birkaç cm hareket edecek şekilde bir enerjiye maruz kalırlar. Unutulmamalıdır ki bu itiş enerjisi oldukça büyüktür. Ve yıllar içinde birikmeye başlar. Bir an gelir ve bu muazzam enerji, “fay” dediğimiz hat üzerinden boşalıma başlar. Yüzyıllar, hatta binyıllar içinde hareket edecek levhalar saniyeler içinde yer değiştirir. Deprem dediğimiz hadise ise işte kısaca bu şekilde meydana gelir.
DEPREM NEDEN
TÜKİYE’DE OLUR?
• Az önce levha teorisinden ve hareketlerinden bahsettik. Şimdi yine ilkokuldan bir cümle daha hatırlayalım. “Türkiye, üç kıta arasında köprü vazifesi gören bir ülkedir.”
• Şimdi bilgilerimizi kabaca birleştirelim. Anadolu; Arap levhasının, Afrika levhasının ve Asya levhasının kesişiminde yer alır. Dolayısıyla ülkemiz bir faylar ülkesi, yani deprem ülkesidir.
• Deprem ülkesi tabirini biraz daha açalım. Ülkemizde deprem görülme sıklığı, bilimsel veriler ışığında hazırlanmış istatistiklere göre şöyledir:
• Kayıtlara göre 29 Nisan 1903’te Muş Malazgirt’te yaşanan 6,7 büyüklüğündeki depremden bu yana ülkemizde 6,0 ve üzeri şiddette 53 deprem yaşanmış. Bu 53 depremin 13 tanesi ise 7 şiddeti üzerinde.
• Yeri gelmişken şunu da zikredelim: Yalnızca Şubat 2023’te ülkemizde meydana gelen 5,0 ve üzeri şiddetteki deprem sayısı tam tamına 48
|
Olası deprem büyüklüğü |
Ortalama tekrar etme sıklığı |
|
5,7 |
Yaklaşık 2,5 yılda bir |
|
6,7 |
Yaklaşık 8,5 yılda bir |
|
7,7 |
Yaklaşık 27 yılda bir |
• Deprem fırtınası tabiri bize ne anlatmak istiyor, galiba anlıyoruz…
AMAN DİKKAT!!!
Gelecek bize ne getirir, tabii ki hiçbirimiz bilemeyiz. Ama bilimsel veriler ışığında diyebiliriz ki gelecekte mutlaka depremler olacak. Ve bu depremler bir hayli şiddetli olacak. Bize düşen ise sadece o ana dek hazırlıkları tamamlamak.