DEĞİŞEN DÜNYANIN DEĞİŞMEYEN GERÇEĞİ AİLE
Necla DİNÇ
Aile, insanın kimliğini yoğuran, toplumun omurgasını oluşturan en kadim kurumdur. Tarih boyunca devletler yıkılmış, sınırlar değişmiş, ideolojiler gelip geçmiştir ancak aile, insanın varlığını koruyan sığınak olmayı sürdürmüştür. Dünya ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, şehirler ne kadar büyürse büyüsün insanın güven ve aidiyet ihtiyacı hep aynı kalmıştır. Bu ihtiyacın cevabı ise ailededir.
Aile toplumda değerlerin taşındığı, ahlakın öğretildiği, merhametin ilk defa tecrübe edildiği okuldur. Sağlam ailelerin ördüğü toplum güçlüdür. Aile çözülürse toplumun diğer kurumları da hızla zayıflar. Bu nedenle aile, dün olduğu gibi bugün de geleceğin en büyük güvencesidir.
İslam, ailenin kalıcı değerini ilahi bir zemine oturtmuştur. Kur’an-ı Kerim’de eşler arasında husule gelen sevgi ve şefkat, Allah’ın varlığını gösteren ayetlerden biri olarak zikredilir. (Rum, 30/21) Çocuklara şefkat, anne babaya saygı Müslümanlar için ahlaki bir tavsiye olma niteliğinden ziyade kulluğun ayrılmaz bir parçasıdır. Böylece aile, toplumsal bir kurum olmanın ötesinde Allah’a yaklaşmanın vesilesidir.
Hz. Peygamber’in hayatı bu anlayışın en güzel örneğidir. O, evinde güç ve otoritenin değil merhamet ve inceliğin timsaliydi. Çocuklarının oyununa katılan, torunlarını omzunda taşıyan, eşlerinin gönlünü incitmemek için sözlerinde en nazik ifadeyi seçen bir insandı.
Bugün insanlık, hızla değişen dünyada yeni imkânlarla karşı karşıya kalsa da aile kurumu hâlâ aynı hakikati hatırlatır: İnsan, insana emanettir. Müslüman içinse bu hakikat, Hz. Peygamber’in örnekliğinde daha da berraklaşır; aile hem dünyada sığınak hem de ahirette huzur vesilesi olan bir emanettir.
Değişen Dünyanın Değişmeyen Gerçeği Aile adlı çalışmayla Diyanet İşleri Başkanlığı, aile kurumunu alanında uzman kişilerin katkılarıyla tarihî ve ilmî açıdan ele alıyor. Prof. Dr. M. Bahaüddin Varol, “Kavram ve Kurum Olarak İslam Ailesi ve Tarihsel Epistemolojisi” adlı makalesiyle “İslam ailesi” kavramı üzerinde duruyor. Prof. Dr. Adnan Demircan, “İslam Öncesi Dönemden Asr-ı Saadet’e Ailede Yaşanan Değişim ve Dönüşüm”ü bizlere geniş bir biçimde sunuyor.
Prof. Dr. Bedrettin Keskin, “Güvensizliğe ve Risklere Karşı Güvenli Liman Olan Aile ve Ailede Babanın Rolü” yazısında baba figürünün önemine vurgu yapıyor. Prof. Dr. Mehmet Türkeri, “Ailenin Bir Değer ve Erdem Olmasının Önündeki Engeller”i zikrederken Prof. Dr. Ayşe Esra Şahyar, “Aile İçi Şiddetin Psikolojik ve Sosyal Eğitmenlerini Önlemede İslami Referanslar”ı aktarıyor.
Prof. Dr. İlhami Günay, Prof. Dr. İskender Şahin, Prof. Dr. Mustafa Özkan, Doç. Dr. Rahile Kızılkaya Yılmaz ve Prof. Dr. Abdurrahman Candan kaleme aldıkları metinlerde aile kurumunu Kur’an ve sünnet çerçevesinde çeşitli yönleriyle ele alıyor.