DAYFA HATUN
(Halep Melikesi)

Meryem DALĞIÇ
DİB Türk İslam Sanatları Daire Başkanı

Halep, Suriye’nin incisi, ikinci büyük şehri... Yeryüzünün en eski duraklarından biri. Anadolu’dan Mezopotamya’ya, Akdeniz’den İran’a uzanan yolların buluşma noktası. Asırlar boyunca ticaretin, ilmin, kültür ve medeniyetlerin nabzının attığı topraklar. Surlarında, sokaklarında Hitit’ten Asur’a, Babil’den Pers’e, Roma’dan Bizans’a kadar nice imparatorluğun izlerini taşır. Kuşkusuz Halep’in İslam topraklarına dâhil olmasıyla şehrin ruhu İslam medeniyeti ikliminde yeniden doğar.
Hz. Ömer (r.a.) devrinde, Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın komutasındaki Müslümanlar tarafından fethedilir Suriye toprakları. Fetihle birlikte Halep’in dokusu da değişir. Emeviler’in inşa ettiği camiler, medreseler ve kervansaraylar hem dinî hem de ticari hayatı canlandırır. Abbasiler döneminde, ticaretin yanı sıra ilim ve sanatın da merkezi olur Halep. Abbasi halifelerinin teşvik ettiği mimari faaliyetler olan taş işçiliği, mozaik süslemeleri vb. muhteşem bir estetik katar şehre.
Eyyubiler döneminde Halep’in surları güçlendirilir, kaleleri onarılır. Halep Kalesi, bu dönemde ihtişamı artan yapılardan biri olur. Eyyubi emirleri, şehri yalnız askerî anlamda değil sosyal ve kültürel bakımdan da geliştirirler. Caminin yanında medrese, hanın yanında kervansaray yükselir; zanaatkârların atölyeleriyle ilim halkaları aynı sokaklarda hayat bulur. (Talip Yazıcı, “Halep” DİA, TDV Yayınları, İstanbul:1997, 15/323-327)
13.yüzyıl, İslam dünyasında siyasi parçalanmaların, hanedan mücadelelerinin ve dış tehditlerin yoğunlaştığı bir dönemdir. Eyyubiler de bu parçalanma sürecinden etkilenir. Selahaddin Eyyubi’nin 1193’teki vefatının ardından oğulları ve kardeşleri arasında başlayan taht mücadeleleri sebebiyle Mısır, Şam, Halep, Hama, Humus ve Musul gibi şehirler hanedan üyeleri arasında paylaştırılır. Halep, bu siyasi karışıklık içinde önemli bir konuma sahiptir, özellikle Dayfa Hatun’un yönetiminde dikkat çekici bir dönem başlar.
Dayfa Hatun (Safiye, Sahibe Hatun), Selahaddin Eyyubi’nin kardeşi olan Mısır emiri el-Adil’in kızıdır. Halep kalesinde dünyaya gelir (1185-1186). Selahaddin Eyyubi’nin oğlu Melikü’z’ Zahir Gazi ile evlenir. Zahir, Eyyubilerin en zeki, en seçkin, heybetli ve adil hükümdarlarındandır. Güçlü bir ordu kuran, Halep’in gelişmesinde emeği olan Zahir’in vefatıyla yerine oğlu el-Aziz tahta geçer. Ancak kısa bir süre sonra Aziz’in de ölümüyle Halep meliksiz kalır. Halep’in ileri gelenleri, Dayfa Hatun’un siyaset ve vakıf alanındaki tecrübesine ve onun Eyyubi ailesinin hem Mısır koluyla hem de Şam koluyla kurduğu ince ilişkilere vâkıftılar. Bu yüzden emsaline çok az rastlanan bir karar aldılar. Dayfa Hatun, Halep tahtının naibesi olacak, torunu el-Nasır Yusuf adına devleti yönetecekti. Bu karar neticesinde Aziz’in yedi yaşındaki oğlu II. Selahaddin Yusuf hükümdar olsa da babaannesi Dayfa Hatun, torunu adına naibe olarak Halep’in idaresini üstlenir.
Halep, o dönemde Mısır ve Şam arasındaki güç mücadelesinin ortasında yer alır. Mısır’daki Eyyubi Sultanı Kamil ile Şam’daki kardeşi Eyyubi emirleri arasında sık sık gerilim yaşanır, elbette bu durum Halep üzerinde baskıya neden olur. Aynı zamanda doğudan gelen Moğol tehdidi Eyyubiler için ciddi bir tehlikedir. Dayfa Hatun, bu çoklu tehdide rağmen Halep’i savaşa girmeden korur, barışçıl ve diplomatik yaklaşımlarla Eyyubiler arasındaki iç çekişmeleri ustaca yönetir. Dönemin koşulları içinde bir kadının siyasi iktidarı üstlenmesi olağan dışı olsa da Dayfa Hatun, diplomatik zekâsı ve itidalli yönetimiyle dikkat çeker. Devlet işlerini tecrübeli devlet adamlarıyla birlikte yürütür, özellikle Şihabeddin Tuğrul’un ciddi yardımları olur. Ancak bir işin icra edilebilmesi için mutlaka Dayfa Hatun’a arz edilmesi ve onun onayının alınması gerekirdi. Kuşkusuz onun böyle bir otoriter yapıyı oluşturmasında torunu gibi oğlunun da çok küçük yaşta yönetime geçmesi neticesinde işleri bizzat takip etmesi ve Eyyubi hanedanından geliyor olmasının önemli bir payı vardı.
Altı yıl (1236-1242) boyunca devleti en iyi şekilde idare eden Dayfa Hatun, Halep’in imarına ve hayır işlerine çok önem verir. En büyük hayır eseri Firdevs Medresesidir. Bu medrese için Kefrzeyta köyünde bir vakıf kurar. Medresede özellikle fıkıh, hadis ve tefsir dersleri verilir. Eğitim gören öğrencilere hem konaklama hem de manevi eğitim imkânı sağlanır. Yine dul, yaşlı, kimsesiz kadınların barınması için bir hankâh yaptırır. Aynı mahalle içerisinde görenleri hayrete düşürecek güzellikte bir cami inşa ettirir. Böylece Dayfa Hatun, hayırseverliğiyle ilim ve ibadetin yanı sıra sosyal adaleti, merhameti ve kamusal hizmeti de halkına sunar.
Diplomatik, sosyal, kültürel katkılarıyla çok yönlü bir lider portresi çizen Dayfa Hatun’un Halep’teki yöneticiliği, İslam tarihinde kadınların siyasi temsil hakkı bakımından istisnai ve değerli bir örnektir. Onun iktidarı, kadınların yalnızca aile içinde değil kamu idaresinde de yetkin ve itibarlı bir rol oynayabileceğinin göstergesi olarak tarihî kayıtlara geçer.
Dayfa Hatun, 1242 yılında karnında çıkan bir yara sebebiyle yakalandığı humma hastalığından ötürü vefat eder. Halep Kalesindeki türbeye, oğlu Aziz’in yanına defnedilir. (Mustafa Kılıç, Melik Nasır II.Salahaddin Yusuf Devrinde Eyyubiler Devleti, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, 2001, 63-65)