CUMA KÜRSÜSÜNDE BAŞLAYAN SON VAAZINI MUSALLADA TAMAMLADI

Dr. Ekrem KELEŞ
Emekli Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı

Çok az insana nasip olacak bir hâlde yürüdü Hakk’a Muzaffer Şahin Hocamız. Cuma namazında camide cemaate vaaz ederken dünya imtihanı tamamlandı. Vaazını musalla taşında bitirdi, dünya hayatının fâniliğini çok güçlü bir şekilde ilan ederek… Bu yolculuğun güzelliğini Prof. Dr. Hayrettin Karaman Hocamız şu dörtlükle anlattı::
Muzaffer hâcemiz eyler iken tefhim hakikatler
Ecel gelmiş melek gelmiş de son anları bekler
Şu fânî âleme böyle vedâ etmek kimin harcı
Muzafferdir güzel niyetli kul Rabbim lütuf ekler
Din hizmetlerinde hasbilik örneği
İmam hatiplikten başlayıp Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığından emekliye ayrıldı Muzaffer Şahin. Resmî vazifeden emekli olsa da din hizmetlerinde emekliliğin olmayacağı şuuruna sahipti. Çeşitli talebe gruplarına ders vermeyi sürdürdü. Bunun yanında gerek bazı vakıflarda ve hayır derneklerinde gerek Diyanet Emeklileri Derneğinde sohbetlerinde İslami hakikatleri anlatmaya devam etti. Görevdeyken de resmî vazifesinin yanında kendisinden ders okumak isteyen talebeleri asla geri çevirmedi. Böylece pek çok talebenin yetişmesine sessizce katkı sağladı.
Din hizmetinin samimiyete dayanması ve hasbi olması gerekir. Nitekim vazifesini hasbi bir şekilde yerine getiren çok samimi Diyanet görevlileri vardır. Halkımız bunları bilir ve bağrına basar. Samimi bir şekilde Kur’an-ı Kerim öğreten Kur’an kursu hocalarımız, imam hatiplerimiz, vaizlerimiz, müftülerimiz ve elinden geldiğince görevlerini içtenlikle yerine getirmeye çalışan değişik kademelerdeki pek çok din gönüllümüz… Bu samimi kadronun, milletimizin manevi hayatının şekillenmesinde çok büyük katkıları vardır. Muzaffer Şahin bu hasbi görevlilerden biriydi. Yaptığı çalışmaların reklamını yapmayı sevmezdi.
Halim insan
Onun en güzel vasıflarından biri, hilm sahibi olmasıydı. Kimseyi kırmamaya özen gösterirdi. Kimseyi küçük görmezdi. Kırk yıla yakın dostluğumuz süresince kendisini başkalarından üstün gören bir tutum ve tavrına hiç şahit olmadım.
Hz. Peygamber, sahabeden el-Eşec el-Abdî’ye: “Sende Allah’ın sevdiği iki haslet vardır; bunlardan biri hilm, diğeri teennidir.” (Müslim, İman, 25, 26.) demiştir. Muzaffer Şahin’i tanıyanlar, Yüce Allah’ın sevdiği bu iki güzel ahlaki niteliğin kendisinde ne kadar yerleşik olduğunu bilir. Hoşgörüsü, affediciliği, kimseye kin beslememesi, şahsi meseleleri için kimseye kızmaması, sabrı, teennisi onun güzel ahlaki erdemleriydi.
Dostluğu candan idi. Esprili kişiliği etrafındakilerle ilişkilerine renk katar, insanlar onunla birlikte olmaktan asla sıkılmazdı. Hediye vermeyi çok severdi. Fedakârdı. İslam’ın en güzel ahlaki vasıflarından olan ‘îsar’ onun hayatında kendini gösterirdi.
İlmî şahsiyeti
İlmin vakarını hep korudu. Bu vakarı kimseye çiğnetmedi. İlmî konularda gerçek ne ise onun peşine düştü. İlmî müzakerelerde kanaatini çekinmeden söylerdi. Fıkhi melekesi güçlü idi. Haseki Eğitim Merkezindeki derslerde görüşlerini sık sık dile getirdiği ve zaman zaman da farklı görüşler ortaya koyduğu için, İmam-ı Züfer’in hocası İmam Ebu Hanife’ye itirazlarına telmihen Halil Gönenç Hocamız kendisine Züfer adını koymuştu. Halil Hocamızın Züfer esprileri derse apayrı bir renk katardı.
Gerek Kurul uzmanlığı yıllarında gerek Kurul üyeliği sırasında ve nihayet Kurul Başkanlığı döneminde ilmî tercihlerini, hep vakıayı göz önüne alan gerçekçi çözümlerden yana kullanırdı. Ancak bunu yaparken İslam dininin sabitelerine halel getirilmemesine, temel bilgi kaynaklarından sapılmamasına özen gösterirdi. Kurulun, uzmanlık gerektiren alanlardaki fetva ve kararlarda alan uzmanlarının bilgisine başvurulması geleneğini başkanlığı sırasında hassasiyetle uygulamıştır.
Bazı kişilerin zaman zaman Kurula yeterince önem vermeyen yaklaşımları karşısında daima Din İşleri Yüksek Kurulunun itibarını koruyan şahsiyetli duruşuna defalarca tanık olmuşumdur. Sağlam ve onurlu duruşuyla ilmin onurunu hep korumuştur.
Özellikle Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanlığı yıllarında mahkemelerden Diyanet İşleri Başkanlığına çözülmek üzere gönderilen, geçmişi Osmanlı dönemine dayanan karmaşık miras meselelerini (münâseha) çözebilen ender hocalarımızdan biriydi.
Halil Altuntaş Hocamızla birlikte iki yıl çalışarak “Diyanet Kur’an Meali”ni hazırladılar. Bu meal Diyanet İşleri Başkanlığınca defalarca basıldı. Bunun yanında “Ailenin Din Kılavuzu”, “Diyanet Hac Rehberi” ve “Diyanet Hac Duaları” kitaplarının hazırlanmasında önemli katkıları oldu.
Örnek aile
Yüce Allah kendisine pek az insana nasip olacak şekilde sekiz evlat lütfetti. Hepsini de kendisi için göz aydınlığı kıldı, her birini istikamet üzere yetiştirmeyi de kendisine nasip etti. Anne babanın örnekliğinde sevgi, saygı, fedakârlık ve hoşgörü ortamında yetişen bu güzel evlatların her biri, anne babaları için ayrı ayrı mutluluk kaynağı oldu. Bu güzel aile, Resul-i Ekrem’in, “… Ben kıyamet gününde peygamberlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim.” (İbn Hanbel, III, 159.) hadis-i şerifindeki teşvikini fiilî olarak göstermiştir. Şimdilerde millet olarak böyle ailelere ne kadar da ihtiyacımız var…
Aile bununla yetinmedi. Doksanlı yıllarda birçoğu Türkiye Diyanet Vakfının çok değerli ve kalıcı hizmetleri kapsamında Türki Cumhuriyetlerden Türkiye’ye getirilip buralarda okuyan bazı gençlerin de ailesi oldu. O yıllarda gençlerin ülkemizde yabancılık çekmemesi ve istikamet kazanması için geliştirilen proje kapsamında aile büyük bir fedakârlıkla bazı gençlerin de ailesi olmayı kabul etti ve yıllarca bu gençlerle ilgilendi. Fiziken son derece sınırlı bir evde ikamet eden bu güzel aile, bu duruşuyla gönül genişliğinin sınır tanımadığını da ortaya koydu.
Yüce Allah’ın kendisine lütfettiği temiz hayatı, güzel ailesi, istikamet sahibi evlatları, ilmî çalışmaları ve yaptığı hayırlarla Muzaffer Şahin Hocamızın, Sevgili Peygamberimizin, “İnsan ölünce şu üçü dışında amelleri(nin sevabı) kesilir: Sadaka-i cariye (kesintisiz sürecek hayır), faydalanılan ilim, arkasından dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyye, 14.) hadis-i şerifinde ifade buyurduğu gibi kesintisiz sevap kapılarıyla amel defterinin açık kalacağını ümit ediyorum.
Halkın Zinnur Hocası, Haseki’nin Züfer Hocası, Diyanetin Müftüsünden razı olmasını, derecesini keremine yaraşır şekilde yükseltmesini, ahiretteki makamını üstün kılmasını, yaptığı hayırlı işlerin sevabını lütfuyla bol bol ihsan eylemesini, Din İşleri Yüksek Kurulundaki çalışmalarını ve arkasında bıraktığı salih ve saliha evlatlarını kendisi için kesintisiz devam edecek bir sadaka-i cariye kılmasını, kendisini yakınları ve sevenleri ile cennetinde kavuşturmasını, bizleri de ondan sonra dünya imtihanını kazananlardan kılmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum.