ÇÖMLEKÇİLİĞİN KALBİ:
AVANOS
Seher MERİÇ
Bu ayki yazımda her mevsim keyifle gezebileceğiniz Anadolu’nun çömlekçiliğinin kalbinin attığı yer olan Avanos’tan bahsetmek istiyorum. Avanos denildiği zaman aklıma önce Kızılırmak kenarında içtiğim demli çay ve çömlekler geliyor. Hatta çömlek ustalarının atölyelerinde elimi yüzümü çamur yaptığım anlar, bir türlü doğru düzgün şekil veremediğim eciş bücüş toprak kaplar geliyor.
Eminim hemen hemen herkes Kapadokya bölgesini duymuştur. Bu bölgede bulunan Avanos, ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak’ın iki yakasına kurulmuş bir ilçe. Suladığı tüflü ve killi topraklarla adına yakışır tatlı bir kızıllığa bürünmüş; çanakçılık, halıcılık gibi el sanatlarının ve üzüm üretiminin geliştiği, eşsiz peri bacaları, vadileri, yer altı şehirleri ve kiliseleriyle Kapadokya bölgesinin önemli turistik beldelerinden biri. Tarihî anıtları ve tümülüsleri, Selçuklu-Osmanlı eserleri ve güvercinlikler gibi zengin turizm değerlerine sahip.
Avanos’un iki yakası dört kolla birbirine bağlanıyor. Bunlardan ilki elbette Taşköprü. Diğeri asma köprü ve iki adet de çevre yolu bulunuyor. Sultan Abdülhamit döneminde yapılan, yaklaşık 150 metre uzunluğunda ve on bir ayak üzerine inşa edilen Taşköprü’nün tarihi 1900’lere dayanırken, 180 metre uzunluğundaki asma köprü ise 1973 yılında yapılarak “Türkiye’nin 2. asma köprüsü” sıfatını almış.
Sırtını dağa yaslayan Avanos’un labirent gibi dar sokakları yığma taşlarla yapılan tarihî evlerle çevrelenmiş. Bu sevimli ilçeyi biraz daha detaylı anlatmaya başlayayım: Avanos, Nevşehir’e 18 km uzaklıkta yer alan şirin bir yerleşim yeri. Bölgenin ilk yerleşimcilerinin Hititler olduğu düşünülüyor. Avanos adının ise Selçuklu komutanı Evrenos Bey’den yahut bölgede sıklıkla üretilen “evani” adı verilen toprak kabın isminden aldığı söyleniyor.
Avanos, nehir ve dağ arasında kalmış bir bölgede yer aldığından dar ve dolambaçlı sokaklara sahip. Evler, Avanos civarında bulunan taş ocaklarından elde edilen “kisir” adı verilen bir taştan yapılıyor. Evlerde kullanılan taş ve ahşaplardaki ince işçilik ise göz alıcı.
Avanos jeolojik özelliklerinden dolayı Hititlerden bu yana çarklarla yapılan çanak ve çömleklerle seramik sanatının hayat bulduğu bir yer. Mezopotamya’dan Kapadokya’ya ticaret için gelen Asurlular Hititlere çömlek yapmayı öğretmişler. İlk önceleri sargı-dolama ve açık ateşle pişirme yöntemiyle çömlekler yapılmış. MÖ 3 binlerde ise çarkta çömlek yapmayı ve fırında pişirmeyi öğrenmişler. Çömlek atölyeleri Avanos’un merkezinde yan yana sıralanıyor. Avanos’un tarihî dokusuna belki de en çok işleyen, toprağın sanata, insanın sanatçıya dönüştüğünü gösteren çanak atölyeleridir. Kayalara oyulmuş mağaraların içinde, Kızılırmak’ın hediyesi kızıl toprağın ayakla döndürülen işlikler üzerinde aldığı şekli izlemek, birçok turisti içindeki hayal gücünü göstermeye özendiriyor. Ata mesleği çanakçılığın tarihi de Avanos kadar eski, ta Hititlere kadar uzanıyor. Çamuru el emeği göz nuru eserlere dönüştüren bu atölyeler Avanos’ta gezilecek yerlerin başında geliyor. Eee, tabii ki gitmişken bir işliğin başında oturup çömlek yapmayı da denemelisiniz. Elbiselerim kirlenir diye düşünmenize gerek yok. Çömlek ustası üzerinize giyebileceğiniz bir tulum veriyor. Bu sayede siz keyifli bir şekilde çömleğinizi yapabiliyorsunuz.
Çoğunluğu doğal kaya oyma mağaralar ve taş evlerden oluşan işlikler, daha çok Avanos merkezinde yoğunlaşmış olup yerli ve yabancı turistler için önemli bir ilgi odağıdır. Avanos dağlarından ve Kızılırmak yataklarındaki yumuşak ve yağlı-killi topraklar elenip iyice yoğrularak çamur hâline getiriliyor. “Çark” adı verilen ve ayakla döndürülen tezgâhlarda maharetle şekillendiriliyor. Önce güneşte, sonra gölgede kurutularak saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 ile 1200 derece sıcaklık aralığında özenle pişiriliyor.
Avanos Müzesi, Paşabağı ve Zelve Vadisi
Avanos’ta gezilecek yerler listenizde mutlaka olması gereken yerlerden biri de Avanos’taki müze. Dünyanın ilk ve tek yer altı seramik müzesi olan bu mekânda, çanakçılık ve seramik sanatının tarihî süreçteki gelişimini görebilirsiniz. Gelen ziyaretçilerin çömlek imalatının aşamalarını görerek çömlek yapımını da deneyimleyebildikleri müze, uluslararası etkinliklere de ev sahipliği yapmasından dolayı oldukça bilinir bir isme sahip.
Avanos’un 3 km güneyinde ve merkezden yürüyerek de ulaşılabilecek mesafede olan Paşabağı, akşam saatlerinde güneşin batışını seyretmek için gelenlerle doluyor. Bu gelenlerin içinde ben de varım. “Keşişler Vadisi” diye de bilinen Paşabağı aynı zamanda peribacalarının oluşum galerisi gibi. İki ve üç başlıklı peribacalarını burada görebilirsiniz.
Paşabağı’nı gezdikten sonra yolu takip ederek Avanos’un 3 km güneyinde yer alan geniş gövdeli sivri uçlu peribacalarıyla dolu Zelve Vadisi’ne de ulaşabilirsiniz. Zelve’deki kayalara oyulmuş mağaralarda 1924 mübadelesine kadar Rumlar yaşamış, Rumlar Yunanistan’a gidince de Türkler yerleşmişler. 1952 yılında kayaların oluşturduğu tehlike gözetilerek Türk nüfus da buradan boşaltılmış.
Nevşehir Avanos’ta dört kattan oluşan ve 1972 yılında bulunan Özkonak Yer altı Şehri’nin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmese de, milattan önce 400 yıllarında olduğu tahmin ediliyor. İdiş Dağı’nın volkanik tüf tabakasının en fazla olduğu yere inşa edilmiş olan bu yeraltı şehri, görenleri “O dönemlerde nasıl oldu da yapıldı?” diye hayrete düşürecek kadar farklı bir mimari. Hem barınma, hem de düşmana karşı savunma amacıyla, tüm detaylar düşünülerek tasarlanmış. Geniş galerilere bağlanan dar tüneller, düzgün oyulmuş odacıklara kapı görevi gören ve değirmen taşından daha ağır tırhız taşları, taşların üzerinden saldırılara karşı kızgın yağ dökülen küçük delikler, uzun süre içeride kalındığında hava sağlayan ve düşmanın görmemesi için gizlenen bir elin bile girmeyeceği kılcal kanallar Mısır Piramitleri’nin gizemini çağrıştırıyor âdeta.
Eğer benim gibi mağaralara girmekten korkmuyorsanız, Avanos’tan 13 km kuzeyde bulunan Özkonak Yeraltı Şehri’ne de uğrayabilirsiniz. Ama kapalı yerde kalma korkunuz varsa hiç tavsiye etmem.
Saruhan Kervansarayı
Kervansarayları çok sevdiğimi yakın arkadaşlarım iyi bilirler. O yüzden Avanos’un 4 km güneydoğusunda kalan ve yaklaşık iki bin metrekarelik alana inşa edilmiş olan Saruhan Kervansaray’ı bana zaman tüneline girmiş gibi hissettirdi. Tarihi 1249 yılında 2. İzzettin Keykavus dönemine rastlayan Saruhan Kervansarayı İpek Yolu’nun Aksaray-Kayseri istikametinde Nevşehir il sınırlarında içinde yer alıyor ve Selçuklunun yaptırdığı son kervansaray olarak biliniyor.
Kervansarayın en ilgi çeken yanını mimaride kullanılan kesme taşlar oluşturuyor. Pembe, devetüyü ve sarı renkli oldukça muntazam kesilmiş taşlarla tek kat olarak yapılmış, ki adını da bu sarı renkli taşlardan almış. Giriş kapısı oldukça heybetli olan kervansaray üstü açık ve kenarlarında odalar bulunan geniş bir avluyla misafirlerin atlarını bağladığı kapalı bölümlerden oluşuyor. Gezdikçe kendinizi elinizde mum ve duvarlardaki kandillerle yolunu aydınlatan bir seyyah gibi hissettiren bu yapı 1990’lı yılların başında restore edilmiş.
Fotoğraf çekmek için en keyifli vakitler olan ikindiden sonra Avanos merkezdeki tarihî yapıları gezmeye başlıyorum. Günümüz mimarisinin temelleri aslında Anadolu Selçukluları Dönemi’nde atılmaya başlanmış. Önce Saruhan Medresesi, ardından 1202 yılına tarihlenen Alaaddin Camii mimarinin başlangıcı olmuş. Saruhan Medresesi’nin yapıldığı ilk dönemlerde hanı koruyan bir çavuş Kızılırmak’ın kuzey kıyısına bir mescit yaptırmış. Çevre köylerden göçenlerin zamanla çevresine ev yaptığı mescidin bulunduğu mahalle Avanos’un bilinen en eski mahallesi olan “Çavuşin” olmuş. Yerleşimin başladığı bu tarihlerden itibaren Avanos’un bilinen Türk evlerinin ise yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi var. İlk yerleşimin başladığı Çavuşin’den sonra Alaaddin, Bayır, Orta ve Yukarı mahallelerde Türk evleri yapılmış. Toprağı sanata dönüştüren sanatçı Avanoslular, evlerin mimarisinde taş işçiliğine çok önem vermiş. Eski yerleşim yeri olarak kullanılan mağaraların üzerine geometrik ve bitkisel süslemelerle taş evler inşa etmişler. Günümüzde kala kala 50-60 kadar eski Avanos evi kalmış. Bazıları restorasyon görmüş bu evlerden birkaçına uğramadan Avanos’a veda etmeyin derim.
Tarihî Avanos Evleri
Avanos’un en dikkat çekici evlerinden biri Doktor Hacı Nuri Bey Konağı’dır. Kızılırmak’ın ayırdığı yakadaki Orta Mahalle’de bulunan bu evin Kapadokya evlerine özgü avlulu bir mimarisi var. Dizilerde ve sinema filmlerindeki hikâyelerin geçtiği ev olmuş önce, sonra da bir eğitim kurumu. Ahşap balkonlarından birinde “Maşallah” yazısının hemen altında yapılış tarihi olan altında 1902 yazılı.
Yukarı Mahalle Çarşı Sokak’ta Tevfik Körükçü Konağı hâlâ ayakta duran eski Avanos evlerinden biri. İki katlı ve avlusuz inşa edilmiştir. Maşallah yazısının altındaki yapım tarihi ise 1903’tür.
Orta Mahalle Cerit Sokak’ta bulunan Hikmet Cingi Evi bilinen adıyla Postacı Hikmet’in Konağı ise 1859’da yapılmış. Diğer evlerden farklı olarak içinde bir su kuyusu bulunuyor ve 2013 yılından bu yana butik otel olarak işletiliyor.
Avanos merkezdeki asma köprünün hemen ucundaki Merkez Cami akşamları çok güzel manzara sergiliyor. Özellikle fotoğraf tutkunlarına burada yansıma fotoğrafları çekmelerini tavsiye ederim.
Avanos Mutfağı
Buralara kadar geldik ne yiyelim diye sorarsanız, elbette sizlere ilk olarak önereceğim yemek testi kebabı olacaktır. Bu yemek Kapadokya denildiğinde akla ilk gelen yemekler arasındadır. Malum her yerde çömlekçi olduğundan testi kebabının merkezinin Avanos olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Testi kebabının orijinalinde kuzu eti kullanılmaktadır. Ancak kuzu eti yemeyen misafirlerini de düşünen mekânlar dana etinden yapılan alternatifi sunmaktadır. Testi kebabının püf noktası etin çömlek içerisinde uzun saatler pişirilmiş olmasıdır. Ayrıca bölgedeki başarılı restoranlar genellikle bölgede yetiştirilen organik sebzeleri kullanmaktadır.
Pekmez şırası olarak da bilinen köftür de Avanos’un bilinen yiyecekleri arasında yer alıyor. İçerisinde kullanılan unun arpadan elde ediliyor olması ise lezzetinin püf noktası olarak söylenebilir. Hazırlanan tarif geniş tepsilere dökülerek soğutulmakta ve ardından dilimlenmektedir. Ayrıca cevizli, Antep fıstıklı farklı seçenekleri de bulunmaktadır. Restoranlarda yemeklerin ardından ikram edilebilir.
Sırada benim en beğendiğim yemek olan ayva dolması var. Ayva içinin oyulmasının ardından iç harç ile doldurmakta ve odun fırınında yavaş bir şekilde pişirilmektedir. Ayva dolmasının tarihine bakıldığında ise Osmanlı mutfağına dayandığı görülmektedir. Muhteşem lezzeti elde etmenin en önemli noktası, kullanılan baharatlardır.
Bu yemekler benim için çok farklı diyenler için ise elbette önerim mantı olacaktır. Mantı, komşusu Kayseri’de olduğu gibi Nevşehir’de de oldukça popüler. Ancak Avanos’ta yenilen mantı Kayseri’dekinin aksine çok daha kolay bir şekilde hazırlanıyor. Özenle hazırlanan hamur ince bir şekilde açılıyor ve üzerine iç harcı yayılıyor. Ardından rulo şekli verilerek fırında pişiriliyor. Hazırlanan mantının üzerine yoğurt ve salçalı sos ilave edilerek servis ediliyoruz. Şimdiden hepinize afiyet olsun.
Bu güzel yemeklerden sonra hâlâ değişik bir şeyler yiyelim derseniz size ev yapımı dondurmaları tavsiye edebilirim. Elinize aldığınız dondurma ile Kızılırmak kenarında bir akşam yürüyüşü şahane olacaktır.
Ne demiş büyükler; “Yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan görülmemiştir.”
Yolunuz her daim hayra çıksın inşallah.
Keyifle ve sağlıkla kalın.